Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Adanalı Tayfun Kardeşler

Adanalı Tayfun Kardeşler (1964) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
9.2 / 10
7 oy

1964 - Türkiye

AileKomedi

Kemal Ergüvenç Sami Ayanoğlu Mücap Ofluoğlu Erdoğan Esenboğa

Osman F. Seden

1 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Mücap Ofluoğlu ve Öztürk Serengil. Seyretmeye doyamadığımız Necmi adamlarıyla konuşuyor.Necmi; “Vaziyetimizin acıklı durumunu hepiniz biliyorsunuz. Bizi kati bir iflastan kim kurtarabilir?”Adamları; “Para.”Necmi; “Right. Patlangoz bir laf. Peki, kimde para var bakalım?”Kamil; “Ahmet dayısında.”Necmi; “Patlangoz bir teşhis. Peki, Ahmet’in milyonlarının bize geçmesi için ne lazım?”Hakkı; “Türkan ablamızın Ahmet’le evlenmesi.”Necmi; “Right. Ancak Ahmet hayatta oldukça bu milyonlar bize damlaya damlaya gelir. Hâlbuki bu milyonlar bize derhal gelmeli… Peki, evlendikten birkaç gün sonra müstakbel eniştemiz masumane bir kazaya kurban giderse, maazallah bittabi, milyonları kime kalır?”Hüseyin Zan; “Sevgili ve kederli karısı Türkan ablamıza.”Necmi; “..Demek arkadaşlar, Ahmet eniştemizi en kısa zamanda o biçim harcamamız lazımmış. Yalnız, önce bir mesele var.”Kamil; “Efgan mı?”Jenerikte şakacı bir Cha Cha melodisinden sonra (filmdeki Tarsuslu Deli Kadir’i de seslendirecek olan) Sami Ayanoğlu şunları anlatıyor; “Evvel zaman içinde kalbur saman içinde güney illerimizden birinde, birbirinden hiç mi hiç hoşlanmayan iki adam yaşardı. İkisi de yürekli babayiğit kişilerdi ama gel gör ki kara kedi geçmişti aralarından.”Bunlardan biri Deli Hüsrev, diğeri de Damalı Hanefi’dir. Deli Hüsrev’in Adana’ya indiği bir gün, Damalı ve adamları onun çiftliğini basarlar.“Niyetleri Hüsrev’in ikizlerini kaçırmaktı. İkizler, göğüslerinde acayip iki çaprazla doğmuş iki şirin erkek çocuğuydu… Bir anda silahlar çekildi. Deli Hüsrev’in adamları kendilerini müdafaa ettiler. Ama neylesinler ki sayıca azdılar. İkizlerin anası Güllü Hanım yavrularını korumak için sarıldı silaha bastı kurşunu, bastı kurşunu. Ama olan olmuş yavrularından birini kaptırmıştı. Deli Hüsrev yetişemeden Damalı Hanefi adamlarıyla kaçmaya muvaffak oldu. Ama ağır yaralıydı. Ölüyordu, gene de içindeki kötülük sönmüyordu.”Adamı Abdo’ya şunları söylüyor; “Ölüyorum Abdo. Hüsrev’in çocuğunu al, kimsenin bulamayacağı bir yere götür. Mesela İstanbul’a. Al şu altınları. Tek gözün doysun. Hüsrev gelmeden de git.”Bir hafta sonra, Abdo kucağında zavallı yavruyla İstanbul’daydı. Talihsiz yavruyu cami avlusuna bırakıverecekti. Cemaat henüz içerde namaz kılıyordu. Avluda kimsecikler yoktu. Yavrunun boynunda adını, memleketini bildiren bir yazı vardı. Namazdan çıkanlar çocuğu buldular. Adının Tayfur, memleketinin Adana olduğunu öğrendiler. Buna inanmadılar ama gene de adını Adanalı Tayfur koydular. O sırada Tayfur’un Adana’daki kardeşi hiçbir şeyden habersiz büyüyordu. Bu yavrunun adı Necmi’ydi. Aradan yıllar geçti. Beşikteki çocuk büyüdü ve babasının mirasına kondu. Çift çubuğu sattı. Anasını ve güzel kız kardeşi Türkan’ı alıp İstanbul’a göç etti. İstanbul’a kral olacaktı bundan böyle. Ne kadar kirli iş varsa girdi. Polisin yaka silktiği azılı bir serseri oldu. İstanbul’un gizli kumar yerlerine hâkim olan bir serseri. Necmi etrafına dehşet saçadursun kardeşi Adanalı Tayfur da İstanbul’un başka bir köşesinde lahmacun satarak hayatını kazanıyordu.Gösterişli görünen yaşantısına karşın Necmi, arkadaşlarıyla konuşurken söylediği gibi, parasal yönden zor durumda. ‘Kurtarıcıları’ da çantada keklik gibi; Türkan ile evlenmeye can atan saftirik milyoner Ahmet. Yalnız ortada ufak (ama çetenin tüm planlarını alt üst edecek olan) bir pürüz var; Sevgi… Türkan, başka birini, Üniversiteden arkadaşı Efgan’ı seviyor.’Biraz patlangoz bir durum’ ama Kel Necmi’nin ‘fikriyatı çalışır’; “Kafamız gene ışıldadı.” Türkan bir karar vermek zorunda bırakılır; Ya Ahmet’le evlenecek ya da Efgan öldürülecek. Çaresiz kalan genç kız evlenmeyi kabul eder ama nişan gecesi “Ahmet’le evlenmektense seve seve hayatıma son veriyorum” diye bir mektup bırakıp kaçar. Kendini denize atacakken, güzel bir rastlantı ile kayıp abisi Tayfur ve arkadaşı Kadir tarafından kurtarılır. (Filmdeki tek hata ikizlerin adları; Keşke Necmininki Tayfur, Tayfurunki Necmi olsaydı.) Biraz şaşkınlıktan sonra beraberce, Necmi ve çetesini durduracak bir plan yaparlar. Tayfur, Necmi’nin emirlerini değiştirerek olayları içinden çıkılmaz hale getirirken, çetedekiler ‘şaşkınlıktan bayat balıka dönüyorlar’.Türkan’ın Ahmet’ten söz ederek Efgan’ı kıskandırdığı komik sahne.Türkan; “Ne somurtuyorsun?”Efgan; “Abin seni başkasıyla evlendirmek için uğraşırken gülecek değilim ya? Ne biçim bir adam bu Ahmet? Zengin mi bari?”Türkan; “Milyonlarının sayısını kendi bile bilmiyor.”Efgan; “Desene pinponun biri.”Türkan; “Ne münasebet. Aslan gibi.”Efgan; “Ama yakışıklı mı bari?”Türkan; “Eh, fena sayılmaz.”Efgan; “Elinin körü… Kim bilir ne cahil şeydir.”Türkan; “Bilakis, çok kültürlü. Hem şair. Her gün benim için şiirler yazıyor.”Efgan; “Vay namussuz. Kim bilir ne saçma şeylerdir.”Türkan; “Öyle güzel şeyler ki, okusan bayılırsın.”Efgan; “Eksik olma, ben gidiyorum.”Türkan; “Efgan, kızdın mı bana, koca bebek? Dünyanın bütün hazinelerini önüme serseler acaba bir kılına değişir miyim senin. Hıh, Ahmet’miş.”(Yazan: Murat Çelenligil)

Devamı
Gizle
Filmi Ekleyen ugur8181
Görüşleriniz