2010 - Fransa , İspanya , Meksika
98 Dak.
Gael García Bernal , Luis Tosar , Najwa Nimri , Cassandra Ciangherotti , Emma Suárez
2010 - Fransa , İspanya , Meksika
98 Dak.
Gael García Bernal , Luis Tosar , Najwa Nimri , Cassandra Ciangherotti , Emma Suárez
İspanya’nın 2011 Oscar adayı Yağmur Bile, yönetmenlik, Kristof Kolomb ve temel insan hakları mücadelesini bir araya getiriyor. Senaryosu Ken Loach’un daimi senaristi Paul Laverty tarafından yazılan film, Icíar Bollaín’in 2007 yapımı dedektiflik hikâyesi Matahariler’in başarısını takip ediyor. Takıntılı idealist Sebastian, Kristof Kolomb ile ilgili bir film çekmeye kararlıdır, ama bu Hıristiyan kahramanın mitini tersine çevirecek, açgözlülüğünü ve vahşi eğilimlerini gösterecektir. En ucuz ve Latin Amerika’da en yerli ülke olan Bolivya’daki çekimler sırasında, Kolomb’dan 500 yıl sonra toplumsal huzursuzluk patlar. Halk en temel hayati madde olan su için savaşmaya başlamıştır..
Geçen gün izleme fırsatım oldu ve şçyle söyleyeyim tarihsel bir kesiti hakkını vererek anlatan kayda değer bir politik drama, kaçırmamakta fayda var.
Sinemalar\'ı gerçekten çok seviyorum.Filmleri takip etmekten öte insanların bakıç açılarını,düşünce yapılarını anlamak için sanırım bundan güzel bir platform olamazdı.Even The Rain için yavan diyen arkadaşlarımızın hiç birine katılmıyorum.Son dönemde vizyona çıkan filmler arasında bence oldukça başarılı 8/10. Filmler hakkında yorumları okuduktan sonra film tercihi yapan arkadaşlar bence sırf bir iki tane olumsuz yorum var diye vazgeçmesinler.Bu filmi uzun süreden beri bekliyordum.İzlemeden önce yorumları okuduğumda canım sıkıldı ve izleyip izlememek konusunda kararsız kaldım.Ancak izledikten sonra güzel bir seçim yaptığımı anladım... Klasik Amerikan filmlerinden sıkılan,ispanyol sinemasını,dilini seven ve vurdu kırdıdan çok konusuyla insanlara bir şeyler vaat eden filmleri tercih edecek herkes izlesin. iyi seyirler.
İsmi bile herşeyi anlatıyor; Yağmuru bile!
Çok güzeldi. Avrupa sinemasının ısrarla takip edilmesi gerektiğini söylüyorum, gerçekten çok derin işler çıkarıyorlar. Bu arada evet TAVSİYE EDERİM,İZLEYİN!
Amerikan filmlerinden bıktıysanız ve neden sinemalarda düzgün filmler oynamıyor diyorsanız, aksiyonun değil gerçek kesitlerin insan hayatını nasıl yönlendirdiğini ve önemli olanın ne olduğunu farketmek amacındaysanız bu tip filmleri seyretmelisiniz. Yıllar önce seyrettiğim ve etkisinden uzun süre kurtulamadığım birkaç ispanyol filminin tesadüfen bu başarıyı sağladığını düşünüyordum ama yanıldığımı anladım. Bu saatten sonra İspanyol filmlerini yakın takibe alacağım.
bir iç savaş sırasında insanların nasıl da kendi çıkarlarını düşünebileceklerini ya da düşünemeyeceklerini anlatan çok başarılı bir film. kendi hayalleri uğruna herşeyi hiçe sayabilir mi insan, ya da "kafasını toprağa gömerek gerçeklerden kaçabilir mi?" ve nasıl devlet herşeyi hiçe sayabilir, kendi suyunu bile nasıl alır insanlardan. aslında günümüzde yapılandan bi farkı yok filmdekilerin. ama biz çoğu zaman o kadar tepki bile veremiyoruz, çok acı. kendi suyu için başkalarına karşı savaşmamalı insanlar.. bir iç savaş sırasındaki insanın iç savaşı güzel anlatılmış
Yaşamın sudan ucuz olduğu bir coğrafyada suyun yaşamsal önemi anlatılırken yüzyıllardır süregelen sömürü olgusu aynı potada başarıyla eritilen paralel iki öykü ile anlatılıyor....................
Yönetmen Roger Spottiswoode'nin "Under Fire - Ateş Altında (1983)" filmindeki fotoğraf makinalı gazetecilerin yerini bu kez kameralı sinemacılar alıyor. Benzer şekilde bu filmde de "iş" için bulunulan ortamın insanı nasıl vicdan muhasebesi yaparak taraf olmak zorunda bıraktığına şahit oluyoruz.........
Film, bir savaşın içinde olup duyarsız kalmak, tarafsız olmak mümkün mü? sorusuna verilecek yanıt ile insan olarak toplum içindeki yerinizi belirleyen bir turnusola dönüşüyor..............
Film ekibinin gerçekleştirmeyi düşündükleri film ile, bunu gerçekleştirirken sergiledikleri tavır arasındaki çarpıcı çelişkiyle geçmişin açık işgalci, sömürgecilerinin yerini günümüzde emeğin sömürüsüne dayalı sistemin yer alışının anlatımı ve kaçamayacak kadar yaşlı ve hasta kadının köpeklerin saldırısına uğradığı sarsıcı sahne oldukça başarılı.....................................................
Doğal kaynakların enerjilerinin mevcut yaşamı yok edecek şekilde başka alanlara aktarılmasının, yenilenebilir enerji üretimi felsefesinin özüne aykırı olmasına rağmen; ehil olmayan ellerden çıkmış HES projeleriyle, doğayı, yok etmek pahasına, kar güdüsü ile suyun metalaştırıldığı ülkemizde de su konusu can yakacak kadar güncel......................
9/10
Ülkemizin de kucağında olduğu su sıkıntısı,HES sorunları gibi sorunların gündemde olduğu bir dönemde;suyun önemine dikkat çeken bir film.İzlemeniz önerilir