etkileyici, insanın içini ısıtırken bir anda deli gibi hüzünlere boğan film, yüzbaşı corelli’nin mandolini’nde her ne kadar aşk ve savaş ortalıkta dolanıyor olsa da, benim fikrime göre, aslında bu film ne savaşı anlatıyor ne de aşkı, ama dr. yannis i anlatıyor, o küçük yunan adasındaki doktoru çevreleyen tüm yaşam öğeleri; kızı, kızının nişanlısı, yüzbaşı, savaş, deprem… hepsi yannis’in hayata bakışını bize resmeden başka bir deyişle, dr. yannis’in ruhunu bize yansıtmaya çalışan çevresel faktörleri çok iyi bir şekilde dile getiriyor film
kitabını okumaya çalışmıştım ama sonunu bir türlü getirememiştim. sonra filmini izledim. insan filmi izleyince keşke, diyor böyle bir adada yaşasam da böyle de bir sevgilim olsa hem sonra savaş da olmasa kendi yaptığım şarabı öğleden sonraları evimin önünde içsem içsem de kendimden geçsem.
neyse filme döneyim bence finali dışında, sonu iyi çekilememiş, her şey yerli yerinde ve seviyeli. sevmiştim ben filmi.
edebiyattan beyazperdeye uyarlanmış bir film: "yüzbaşı corelli' nin mandolini" aşkın zamanı ve mekanı olmazki...bir yanda savaş denilen insanlık dışı eylem, deprem, işgalci zihniyet...bir yanda her koşulda ayakta kalmayı başaran aşk. savaş filmi desem değil; aşk filmi desem o da değil...(?) yunanistan'ın kefalonya adasına gelen bir italyan topçu birliği ve bu birlikte yer alan yüzbaşı corelli ve yanından ayıramadığı mandolini...:))kitabı okumanızı öneririm filmden çok ötede ancak kitap okurken; okuduğumuzu anlamlandırmamız hayal ettiklerimizle sınırlıdır, film ise hayallerimizin sınırsızlığını görmek için bir fırsat olabilir...:))sanırım ben hem filmi izleyin hemde kitabı okuyun demek istiyorum. not: palegeya'nın tango sahnesi harikaydı...:))
ben kitabı lisede okumuştum.çok ama çok beğenmiştim.filme gelince insan kitabı okurken zaten kafasında kendi filmini çekiyor; filmi izlediğinde hayal ettiği gibi bulamayınca beğenmiyor filmi ama başrol oyuncularının hatrına izlenir bir film...
bu filmi bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izlemiştim fakat çok beğenmedim.belkide nicolas cage'sin daha haraketli filmlerine alıştığım için bu film biraz ağır ve sıkıcı geldi.
kitabı çok iyiydi.filmi yavan kalmış.almanlar küsmesin yunanlılar kırılmasın italyanlar alınmasın mantığıyla ancak bu kadar.yazarının kitabın önsözünde dediği gibi:savaşta oğullarını kaybetmiş ve hiç teşekkür edilmemiş anne ve babam için.iyi seyirler.
filmin tv de oynayacağını duyduğumda çok sevinmiştim 2 yıl önceydi sanırım.severek,içine düşercesine,yaşarcasına okuduğum bir kitaptı.her satırını o kadar gözümde canlandırmışım ki,tabiki kesintilerle çekilen film beni oldukça hayal kırıklığına uğratmıştı.sadece film olarak düşünürsem oyuncular harika oturmuş,konu iyi işlenmiş,sadece bir savaşı anlatmıyor,sadece bir aşkı da..bir babayı,bir kızı,bir askeri...savaşa hayata bakış açılarını...hepsini aynı anda hissedebiliyor insan,her açı ayrı bir hüzün,ayrı bir keyif....
bir erkeğin daha da önemlisi bir askerin,görevi gereği sert olması gerekirken nasılda mandolini ile hayata zevkle baktığını,nasıl hayattan zevk aldığını gözler önüne seren gerçekten izlenmesi gereken bir film.ve aşkın gerçektende sınır tanımadığı gerçeği.önceleri umutsuz gözüken aşk,olurunu veren iki tarafında cesur hareketleri sonrasıda zorluklara göğüs geriyor.zaten önemli olanda kolayı çaba sarfetmeden elde edebilme değilde zoru başarmak değil midir? sayın n.cage'nın kızı vatanından sürükleme çabasına yeltenmesi yada p.cruz'un nişanlısı yerine n.cage'in alışıla gelmemiş karakterine önce sinirlenmesi sonra öyle olduğu için sevmesi herkesi olduğu gibi kabul etmeye birer ornek...bir kez daha anlaşıldığı üzere aşk dil,din,ırk tanımaz...
Corelli'nin Mandolini
Sinepedi Katılımcıları