filmin adını neden öyle koymuşlar anlamadım. bir de bence çekildiği zamana göre iyi bir film olabilir ancak ben şu an izlediğimde bana bir şey katmadı sadece vakit doldurmuş oldum. insanların da ufacık şeylerden ölmesi çok ilginçti.
yani değişik bir yapım daha dün izledim inanın o günün yani ben doğduğum yıl büyük bir şehvetle çekilmiş bir film jessica lange gençken çok güzel ve bu kadar olur rolün hakkı hele o kaza süsü sahnesi zekice ve muhteşemdi ama dramatik bir şekilde bitti kaza bitürlü bırakmadı peşlerini ben sevdim açıkcası filmi
öncelikle bir filmi ilk defa izleyeceksen televizyonda kesinlikle izlemeyeceksin, kriz ve ahlaki çöküşü ne kadar anlatıyor bilemiyorum açıkcası arkadaşla hemfikir değilim. rüzgar eken fırtına biçer kısaca, bu hayatta ettiğini bulursun, bir suç işleyerek kapı çaldıysan, ikinci kez kapın tekrar çalacaktır ilahi adalet diye birşey var çünkü. oyunculuklara gelince, jack in orta yaşlarını izlemek güzeldi, filmin son sahnesinde ki görüntü hoşuma gitmişti.
bkz. kanal d'de gösterilen fakat içeriğindeki sevişme sahneleri kesilen filmler...
ki, bu film için söylüyorum. filmin en önemli sahnelerinden biriydi sevişme sahnesi. filmin yarısını, manasını silip süpürmüş oldular bir cut komutuyla.
bu filmi neden ekledim - ekledim çünkü james m.cain imzalı romanla (1934) ayrı ayrı skandal olmuş bir kült. kriz yıllarının ahlaki çöküşü nasıl hızlandırdığının da en kayda değer sunumlarından biri
başrollerini jack nicholson ve jessica lange in paylaştığı film noire güzel bir örnek içeren husursuzluk dolu bir atmosferde sergilenen bir çok sahnesiyle kült olmuş bir bob rafelson filmi...
Postacı Kapıyı İki Kere Çalar
Sinepedi Katılımcıları