Ağlayan Çayır

Trilogia I: To Livadi pou dakryzei / Trilogy: The Weeping Meadow

Ağlayan Çayır (2005) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
6.9
/ 10
70 oy

21 Ocak 2005

DramRomantikPsikolojik

170 Dak.PT170M

Theo Angelopoulos Tonino Guerra Petros Markaris Giorgio Silvagni

71 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Yunan sinemacı Theo Angelopoulos'un bu dramatik yapıtı sürgün, ayrılık, dünya savaşlarını işliyor ve üçlemenin ilk filmi. Triloji, 'Üçüncü Kanat' ve 'Dönüş' ile tamamlanacak.Ağlayan Çayır, Eleni'nin çocukluğunda evlat edinilmesi, ilk gençlik dönemi ve aşık oluşu, anne oluşu ve sonunda herşeyini yitirip yalnız kalışının hikayesi.

Popüler Yorumlar
integrallli (Figuran) | 05 Ocak 2013, 01:00

Picasso'nun Guernica tablosu, Michelangelo'nun çocuk Davud'u, Mimar Sinan'ın Kuşkonmaz Camii'si ne kadar sanatsa Theodoros Angelopoulos'un Ağlayan Çayır'ı da o kadar sanattır. Biliyorum sanat metreyle ölçülen kg ile tartılan bir şey değildir ama onun da kendini gösterebileceği bir ölçü birimi vardır. Onun adı insanlarda bir rahatlama, ferahlama, özgürlük hissi uyandıran o tarifi pek zor duygu halidir. Eğer film endüstrisi çok önceden gelişseydi ve bu film Stalin'in,Hitler'in,Mussolini'nin çocukluk-gençlik çağına denk gelip onlar bir şekilde bu filmi izleseydi.Dünya savaşı diye bir şey olmazdı. Onun içindir ki sanat içinde geleceği barındıran bir silahtır. O silahı bir zamanlar Mevlana Leonardo Da Vinci, Mozart vs. ateşlemiştir. Umarım yaşadığımız çağda da bir çok kişi ateşlemek için uğraşır.Filmden kopuk bir yorum oldu ama film bitince bende uyandırdığı his tamda bu tarz bir histi. Filmle ilgili şunu belirtmek isterim Eleni Karaindrou'nun o müthiş bestesi ansızın her çaldığında gözyaşlarım denizlerdeki gelgitlerden farksızdı. Teşekkürler Angelopoulos ruhun şad olsun.

0
+4
Tüm yorumlar (28)
poetica (Amatör) | 22 Şubat 2014, 13:46

Angelopoulous'un filmlerinde ve onun hezeyanlı karakterlerinde,gizli,tanıdık bir yabancılaşma daha ilk sahneden belli eder kendini.Onun filmleri, kahramanlarıyla özdeşim kurma ve sonunda katharsize ulaşma vaadiyle seyircisini yormaz.Ağır,kesintisiz plan sekanslarıyla epeyce uzun bir süre sonları olmayan karakterlerinin sonsuz mutsuzluğa mahkumiyetlerinin izlemi gibidir filmleri.Her karakteri bir insanı değil daha çok bir duyguyu ifade eder.Ölürler;korku duymazlar,savaşırlar;ama kahramanlaşamazlar.Bu mutsuz kimselerin sundukları tek vaad ise;kendi belirsiz sonlarının biz de bırakacağı belirgin etkidir.Hepsi de düşünmeden,görmeden,duymadan o gizli ,amansız gücün eksenindedirler;YAZ'g'I.Angelopoulous'un
karakterlerinde tükenmek bilmeyen,sonsuz bir hüzün vardır.Ve bu hüznün benim için zirvesi,denize kavuşamayan içimdeki nehirlerin de kaynağı, "Ağlayan Çayır"dır.

Şüphesiz ki o yarında yaşayan bir yönetmendi."Sonsuzluk ve Bir Gün" de kişisel zamanı aradı ,"Ulis'in Bakışı"nda dünü yaşadı.Ve O, tıpkı filmlerindeki kahramanlar gibi sonsuzlukla ölümsüzleşti...

Cevap Yaz
0
1
mmisafir (Figuran) | 10 Şubat 2014, 17:47

Misafiri olduğumuz toprakların dramı.Anadolu’dan sürülenlerin ezgileri..
Az biraz siyasal tarih-göç sosyoljisi bilen bir izleyicinin bu filmle çarpılmaması imkansız.O sahneler,o kamera açıları,siyahın tonlaması,beyazlar içindeki film müziği…Cezbetti,aşık etti,unutulmazlarım arasında her daim kalıcak.Sinema birikimim içerisinde gördüğüm en güzel kamera tekniği bu filmdeydi.

Bazi sahneler inanılmaz yavaş,gereksiz,anlamsızdı.Dram açık bir dille verilemedi.Filmin süresi,süresini dolduramadı..

7 /10 ...

Cevap Yaz
0
0
aybezera (Amatör) | 03 Şubat 2014, 03:32

Eleni Karaindrou harika ezgileri ve yer yer Anadolu sesleri.
sonra kasvet kasvet ve kasvet.

Cevap Yaz
0
0
importante (Profesyonel) | 30 Ekim 2013, 16:04

sıkıcı bir yapım.banane arkadaş yunandan yahu.kendilerini mağdur göstermeye çalıştıkları bir film.beter olsunlar.

Cevap Yaz
-2
+0
Jeira (Amatör) | 25 Ekim 2013, 02:50

Filmi izlerken o dönemin şartlarını düşünürerek izlemek lazım. Yoksa filmden pekte bir şey anlamazsınız. Durgunluğu sakinliği, yavaşlığı o dönemde tam olarak kurgunun oluşturulamamasındanda kaynaklanıyor olabilir. Bildiğiniz üzere her yere aynı anda sinema teknolojileri yayılmamıştır. Filmin sonlarına doğru zaten hareketlilik görüyorsunuz. Bunlardan öte anlatmak istenilene bakılmalı ki bize bir şeyler katsın. Çünkü, Yunanlı birinin gerçektende yaşamış olabileceği bir hikaye söz konusudur. Savaşlar sırasında ailenin aldığı hasar ve iç karışıklıkların iki genci birbirinden ayırması. O zamanlarda böyle şeylerin yaşanmış olabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir. Ancak o zaman anlatılmak istenileni anlar ve aslında ardında saklı dramı görürsünüz. Ellerine sağlık Angelopoulos, ardından böyle eserler bıraktığın için sana minettarız.

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz