Bir Zamanlar Anadolu'da

Bir Zamanlar Anadolu'da (2010) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
6.3
/ 10
610 oy

23 Eylül 2011

DramPsikolojik

157 Dak.PT157M

Nuri Bilge Ceylan Ebru Ceylan Ercan Kesal

413 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Kasabalarda hayat, bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar...

Filmi Ekleyen siwan-perwer
Popüler Yorumlar
Semyy (Profesyonel) | 26 Eylül 2011, 08:59

Teşekkürler ,yorumuna sağlık,filmi çok güzel özetlemişsin,anlatmışsın verilen mesajı...

5
+27
alper01 (Figuran) | 20 Eylül 2011, 17:18

Oyuncu Kitlesiyle Güzel Filme Benziyor,Keşke Filmin Tarzı Komedi Olsaymış,Dram Felan Olmasaymış Keşke..

5
+21
Tüm yorumlar (415)
JohnnyWood (Profesyonel) | 10 Nisan 2014, 23:04

En başarılı yerli yapımlardan bir tanesi. Film bittikten sonra senaryo anlamında pek bir şey alamamış gibi hissetmeniz doğaldır. Lâkin filmin sonunda da belirtildiği Çehov'dan bolca alıntı var. Anlatıma dayalı bir hikaye görüyoruz ve yine karakterle ilgili o kadar derine inilmemiş. Herhangi bir serim düğüm çözüm bölümü de yok. Tamamen sade bir hikayeyle çevrelenmiş.

Nuri Bilge Ceylan filmlerinden haz almak biraz kişinin dünyaya bakış açısıyla, ruh durumuyla ilgilidir. Zira bu filmde de bunu görüyoruz. Alabildiğine karanlık bir atmosferin dışında o alışılagelen çevre sesleri, doğal oyunculuklar çevreliyor filmi. İç ruh halinin dışa vurumu aslında. Ne kadar karamsarsanız bu filmden alabileceğiniz tat o kadar yüksektir. Hayli kasvetli bir havada geçiyor çünkü film. Bunların yanına olabildiğince gerçekçi savcı, polis, doktor karakterleri de yaratılınca tadından yenmiyor.

---Spoiler--- Burada tek dikkat çeken kısım savcının hamile olan eşini kör kütük halde aldatması ve eşinin onu nedensiz yere affetmesi sonrasında gelen bir intihar. Savcı'nın bu durumu her boş kaldığı an doktora anlatması da tamamen kendi vicdan mahkemesinin bir ürünü. Konuşmalardaki sürekli o aldatan eşinin gerekçesi olabileceğini savunması da bu yüzden. Bu hikaye gerçekten güzel bir alt metin olarak işlenmiş tebrik etmek gerekiyor.

Olaylar devam ederken her saniye çok güzel bir Anadolu portresi çizilmiş. Çay ikram eden muhtarın kızına herkesin dibinin tutmasının sebebi odur. Meslek lisesine giren bir kız edasıyla geliyor ve herkesi hayretler içerisinde bırakıyor. Bunun dışında muhtarın evinde elektrikler gittikten sonra muhtarın mahçubiyeti ve yöre halkına en yakın davranışları sergilemesi Nuri Bilge Ceylan'ın ne kadar gerçekçi bir film yaratmak istediğinin güzide kanıtıdır. ---Spoiler---

Özellikle Yılmaz Erdoğan'ın oyunculuğu taktire şayandır. O gece yolculuğu, arabanın içindeki o muhabbetler ve hiç abartı katılmadan anlatılan bir olay.. Beğenip beğenmemek sizin elinizde. Fakat mutlaka izlemeniz gereken filmlerden olduğu aşikar. 8.4/10

Cevap Yaz
0
1
tugbaemr (Amatör) | 21 Mart 2014, 17:39

Ya seversiniz,ya nefret edersiniz..Ben sevdim..

Cevap Yaz
0
1
xsawyerx (Amatör) | 21 Ocak 2014, 14:57

izlediğim en iyi türk filmlerinden.. gece araba farları müthişti ... halen hayatımda yaşadığım bir film.

Cevap Yaz
0
0
FURKANhft (Profesyonel) | 18 Ocak 2014, 07:22

Çoğu zaman usulca ve sessizce filmi dolduran bu karelerin tanığı olan izleyici, sabırla söyleneni duymaya çalışır. Bu izleyici öyle sıradan bir sinema izleyicisi olamaz. Algıları ile imtihana alışıktır bu türün hayranları, hayatın o çok sıradan, ağır aksak ve ziyadesi ile yavaş akışını bilir…
Nuri Bilge Ceylan’ın filmleri de işte bu sebeplerle hayatın ta kendisidir.
Evet, söylendiği gibidir; yavaştır, sekanslar durgundur, oyuncular düşünceli, sahne kasvetlidir… Depresiftir hatta biraz… Eh nihayetinde söylemekte bir sakınca görmüyorum ‘anlaşılması zordur’… Yani olması gerektiği gibidir, hayat gibidir Nuri Bilge Ceylan sineması…
Son zamanlarda filmlerinin zor olduğu, garip ve anlamsız olduğu yönünde yazılar yazıldı ve artık büyük kitlelere ulaşan bu filmlerin izleyicileri arasından ‘hiçbir şey anlamadım yine’ ci ve bu ‘anlayamama’ durumuna sempati oluşturmaya çalışan bir zümre ortaya çıktı.
Ödüller alan ve bu kadar kunuşulan bir filme girmek zorunda hissedecek kadar popüler olanla yaşayan bu zümrenin, izledikten sonra ‘derin / komplike / realist’ olanı bu derece iteklemesi de anlaşılır bir tavır. Çünkü ‘anlam’ sizin bulup çıkarmanız için saklanmıştır sanatsal aktiviteye. ‘Anlam’ ortalık yerde dursaydı o sanatsal aktivitenin hayatı değiştirici / dönüştürücülüğünden söz edilemezdi. Nuri Bilge Ceylan filmlerinde de ‘anlam’ alabildiğine derine gömülmüştür, sizin o uzun ve yavaş sekanslarda o anlamı bulup çıkarmanız umut edilir. Bununla ilgilenmeyen ve zor bulan izleyiciye de film yapmadığını defalarca ifade etmiştir zaten Nuri Bilge Ceylan.
Bu yıl Sinema Kongresi gibi dahiyane, kaliteli ve keyifli bir organizasyonu bize hediye eden 18. Altın Koza Film Festivali’ nde izledim “Bir Zamanlar Anadolu’da”(2011) filmini. Ceylan, geleneksel sinema anlayışına bu filminde de bağlı kalıyor… Bulup çıkarmamızı bekleyen bir dolu ‘anlam‘ ın ustaca gizlendiği, uzun, yorucu, yavaş sahnelerle dopdolu bir film.
‘Hiçbir şey anlamadım yine’cilerin yine hiçbir şey anlamayacağı bu filme de sadece popüler olduğu için gitmesini temenni ederek ve üzülerek söylemeliyim ki; “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmi Nuri Bilge Ceylan’ın izlediğim en hızlı filmi.
Altın Koza Film Festivali’nde Türkiye prömiyeri yapılan filme gösterilen ilgi gerçekten görülmeye değerdi. Tüm seansları, altı yüz yedi yüz kişilik salonlarda kapalı gişe oynadı. Abartmıyorum inanın… Sinema önlerinde filmi izlemek için türlü oyunlar deneyen onlarca kişi ve Nuri Bilge Ceylan filmlerini yan yana görmenin bize verdiği keyfi tarif edemem…Bir kasabanın, taşranın filmi ”Bir Zamanlar Anadolu’da”…
Taşranın sıradan hayatı içinde gömülü kalmış, depresif, yalnız ve hasarlı hayatların hikâyesi… “Ben senin yerinde olsam bir gün bile beklemezdim gitmek için..” diyor Komiser Naci (Yılmaz Erdoğan) hararetle doktor Cemal’e (Muhammet Uzuner)… Gizli ilişkilerin, yalnızlıkların, cinayetlerin ve saklı kalmış intiharların savurduğu bir avuç insanın yaşadığı kasvetli bir küçük Anadolu kasabasının filmi…
Katili yanına alıp cesedi arayan savcı, doktor, yanında polis ve jandarma…
Yüzlerde saklı hikâyeler… Sayısız fotoğraf içine gizlenmiş yüzler…
Akıllıca ve kimi zaman komikleşen senaryosu ile gördüğüm en geveze Nuri Bilge Ceylan filmi olduğunu da çekinmeden söyleyebilirim. Ayrıntılarda gezinen diyaloglar, hikâyenin akışını kolaylaştırmış. Az konuşan ama çok şey söyleyen portreler…
Bir küçük Anadolu kasabasının insanları… Bazen bitkin, bazen neşeli, cahil, bazen komik…
Sıradan taşra insanları üzerine bir film ”Bir Zamanlar Anadolu’da”…
Yılmaz Erdoğan’ın başarılı oyunculuğu, onu zorla sıkıştırdığımız ‘komik adam’ karakterini fazlasıyla zorlamış. Bazen arada kalıyor, gülmek ve hüzünlenmek arası hislerle izliyorsunuz. Taner Birsel ‘savcı’ karakterinde ve Muhammet Uzuner ‘Doktor Cemal’de sizi içine çeken bir trajik uyanışı başarıyla verebilmişler. Kötü adamda soğuk kanlı katil ‘Kenan’nı Fırat Tanış neredeyse hiç konuşmayarak etkileyici bir oyunla resmetmiş.
Alabildiğine Nuri Bilge Ceylan estetiği ve bunun ürünü sahneler, akıllı sinemasal oyunlar ve ışığın neredeyse mükemmel kullanımı ile ”Bir Zamanlar Anadolu’da” kaçırılmayacak bir film.
İyi seyirler…

Cevap Yaz
0
0
kirpiyunt (Amatör) | 06 Aralık 2013, 07:15

beklentimin çok çok üstündeydi.biraz hayatın gerçek hızında giden, film değil de yaşamdan gerçek bir kesit izliyormuşuz hissi veren filmleri seviyorsanız bulunmaz nimet diyebilirim.izlediğim en iyi filmlerden biri.

Cevap Yaz
0
2
Reklamı Aç
Görüşleriniz