Düşlerin Efendisi - Quills

Giriş - Üye Ol
Anasayfa > Sinepedi > Düşlerin Efendisi - Quills

Düşlerin Efendisi

Quills

Film Detayı
Fragman'ı İzle
Düşlerin Efendisi

Düşlerin Efendisi

17 kişi eklemiş
Filmi Oylayın:
4.8/5 (14) kişi
Sinemalar.com puanı :
5.9/10 [?]
imdb puanı :
7.3/10
Yapım :
2000, ABD
Tür :
Dram / Gizem / Romantik
Yönetmen :
Philip Kaufman
Senaryo :
Doug Wright
Oyuncular :
Kate Winslet, Michael Caine, Geoffrey Rush, Joaquin Phoenix, Billie Whitelaw, Patrick Malahide
Yapımcı :
Nick Wechsler, Julia Chasman, Peter Kaufman
Görüntü Yönetmeni :
Rogier Stoffers
Müzik :
Stephen Warbeck
Süre :
2 saat, 05 dk.
Gösterim Tarihi :
13 Kasım 2002

Özet

Doug Wright'ın ödüllü tiyatro oyunundan beyazperdeye uyarlanan Quills, hayatının son 10 yılını hapis benzeri bir akıl hastanesinde geçiren Marquis De Sade'nin hikayesini anlatmakta. Sadizmin filozofu olan De Sade hastaneye kapatıldıktan sonra da her biri büyük tepki toplayacak yazılarını yazmayı sürdürür. De Sade'ın çekimine kapılan hastanenin çamaşırcısı genç Madeleine, De Sade'ın yazdığı metinleri gizlice hastane dışına dağıtmaktadır. Bu metinlerden biri olan Justine'I Napolyon okuyunca sinirlenir ve çok koyu bir muhafazakar olan Dr. Royer Collar'ı, de Sade'yi tedavi etmesi için hastaneye gönderir.

Yorumlar (10)
Filme Yorum Yaz
simonnnnn Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(0) kişi
Çevrimdışısimonnnnn, söylemiş
Yorum Puanı: oylanmamış, Tarih: 23.08.2008 12:34
marquis de sade.... bir insanın hedeflediği şey uğrunda sınırlarını aşacağı bir yaşam ve bunun en iyi anlatımı bir film. düşlerin efendisi....
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver
Notos Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(9) kişi
ÇevrimdışıNotos, söylemiş
Yorum Puanı: 4.56, Tarih: 14.08.2008 21:52
bu filmi uzun ve meşakatli aramalarım sonunda izleyebildim..her zamanki "abi bu film var ya..! devrim niteliğinde; kesinlikle izlemelisin.." hissiyatı ile sarmaş dolaş olmuş bir zatın âdeta balandıra ballandıra anlatmasıyla; amiyane bir değişle, "bu gaza gelip" izleyenler kervanına katıldım..hoş film benim için bir çok anlam barındıyor ya..! orası işin biraz içsel boyutu; ama olayın birde gerçekçi yüzü var, hani madalyonun öbür yüzü derler,- bazı entelektüel ayak takımı-, neyse artık... ee ne yani...? sonuç be birader..* gibilerden bişey geçiyor içimden...fazla eveliyip gevelemeden söylesene sen şu lafı haa? ne dersin..? - iyi ama öyle ha diyince söylenmez ki canım...- falan oluyor birden insan, değil mi arkadaş.? ya bir ara; bana film kelimin tam anlamıyla iğrenç gelmişti..bu duyguya kapıldığım anlarda da filmi entelektüel ve biraz mürekkep yalamış kafayla düşündüğümde -ya..film aslında hiçte fena değilmiş...- diyordum, enteresan bir şekilde..ben böyle habire çekişkiler içinde kaldığım zamanlarda yinede bu filmi adamakıllı bir yere koyamıyordum bir türlü....garip bir durum aslında; ölesiye bir nefret mi beslemeliyim, yoksa körü körüne hoşlanmalıyım mı..? ya da her neyse işte canım; biraz mekankoli zaman zaman da paranoyak bir durumun kisvesine bürünmüş film sahneleri; her şeye rağmen görmeye değerdi..(!)
Bu yoruma 2 cevap yazılmış - Cevap ver
karapence Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(3) kişi
Çevrimdışıkarapence, cevap yazmış
Yorum Puanı: 3.67, Tarih:15.08.2008 07:37
ellerine sağlık hoş bi yorumla dile getirmişsin..tebrikler..
xxxmustafaxxx Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(0) kişi
Çevrimdışıxxxmustafaxxx, cevap yazmış
Yorum Puanı: Oylanmamış, Tarih:21.09.2008 15:44
nedion bea sewdim mi sewmedn mi kısaca anlatsana sanki gazetede bir köşe yazısı yazıyor bana. entellektüel ya
hhaqann Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(4) kişi
Çevrimdışıhhaqann, söylemiş
Yorum Puanı: 5.00, Tarih: 06.08.2008 22:37
sadizmin kurucusu marco de sade nin hayatından bir kesit.ilginç bir film.adamı tımarhaneye attılar yazdı yazmaması için mürekkep kaz tüyü kalemini aldılar..şarapla çarşaflara yazdı.şarabıda çarşaflarıda kaldırdılar.tırnağı ve kanı ile yazdı.bu sefer çırılçıplak bıraktılar bu sefer sözcükleri kullandı.en sonunda dilini kestiler.bi insanı öldürmmek bile fikirlerini öldürmeye yetmiyor.geofrey russh performansı harika.kate winslet titanikteki dişiliğini yine gözler önüne sermiş.güzel bir deneyim!
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver
weltem Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(9) kişi
Çevrimdışıweltem, söylemiş
Yorum Puanı: 5.00, Tarih: 18.06.2008 18:32
düşlerin efendisi (quills)doug wright'ın ödüllü tiyatro oyunundan uyarlanan, marquis de sade'nin yaşam hikayesinin, yönetmen philip kaufman tarafından sinemaya aktarımıdır.peki sade kimdir? 1740-1814 yılları arasında yaşamış fransız bir yazardır.ayrıca kendisi "sadizm"'in isim babasıdır.zaten filmde gayet babadır kanımca.tarihin ilk postmodern düşünürü olduğunu iddia edenler vardır.bir ruh hastası olduğu neredeyse herkes tarafından kabul edilir,ancak saygı duymak farzdır.aşıksan vur saza,sapıksan bas gaza ilkesiyle hareket eder ve en hasarlı fantazilerini kaleme alır.simon de beauvoir, " must we burn sade? "de ( sade'yi yakmak mı zorundayız? ) " bencillik,adaletsizlik ve sefillik içine gömülmüştü. uzun yıllar kapalı yaşamak zorunda bırakılmıştı. onun ifadeleri ve gerçekleri bizleri rahatsız ediyordu... ama bunlardan asla vazgeçmeyecekti. ve bizi asıl avlayan ise onun gerçekleri ile kendi kendimizi yani insan ile insanın ilişkisini irdelemeye mecbur bırakmasıydı. " diyor sade için.film hayranı olduğum giyotin sahnesiyle başlar,bitişe kadar soluksuz yada iki nefesle izlenir,bittikten sonra üstünde dumur vaziyetinde en az yarım saat düşünülür ki sindirimi kolay olsun.abartmadım,aynen böyle hissettim. sadizm'den bu denli hoşlanmamı sağlayan bir filmdi diyebilirim.dönem filmlerine oldum olası bir merakım vardır zaten. o muhteşem giysiler,burjuvalarla avamların arasındaki uçurumlar,bukle bukle beyaz peruklar... dönem filmlerinde (hele ki böyle sapkınlıklar içeriyorsa) anlatım çok önemlidir. romeo ve julliet filminden bilirsiniz,son model çekim teknikleri kullanılsa da aksağanı orjinal tutmaya çalışmışlardı. ancak bu filmde zaten sade gibi orjinal bir adam var ki konu sizi her türlü hatadan uzaklaştırıveriyor.sade, hastanede geçirdiği günlerde, çamaşırhanede çalışan çılgın bakire madaleine'nin büyük hayranı olduğunu keşfeder.bu güzel bakireyi heyecanlandırmak sade'i yaşama bağlayan sadist hikayelerinin doğmasını sağlar. ancak dedim ya; madaleine heyecanlı bir kızdır ve onu tek heyecanlandıran sade değildir. peder, madaleine'nin görüş mesafesine çoktan girmiştir ancak iş işten bir türlü geçememektedir. peder, tanrı ve madaleine arasında gidip gelir.filmin tarifini yapmam gerekirse eğer tarif şu olur; bu günlerde sinemaya fazlasıyla konu olan sadizmi alın; ancak öyle canım sıkıldı zaten paramda var gel dişlerini söküp kendime kolye yapacağım sadistliğinden değil,sadistim ama canını değil arzularını acıtacağım, bende heyecanlanacağım, gül gibi yaşayıp gideceğiz sadistliğinden alın,eski aktarlarda bulursunuz..derin bir kasenin içinde 3 kaşık arzu,1 çay bardağı tutku, 2 tepeleme yemek kaşığı seksle güzelce karıştırıp geniş bir tepsiye dökün.180 derece önceden ısıtılmış fırında 2 saat pişirin.fırından çıkardıktan sonra üzerine mutlaka geoffrey rush,kate winslet ve joa,quin phoenix dökün.sıcak servis ediniz. afiyet olsun.
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver
italianjob Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(4) kişi
Çevrimdışıitalianjob, söylemiş
Yorum Puanı: 5.00, Tarih: 27.02.2008 16:20
film harika sanatsal bir ihtişamın öyküsü geoffrey rush yazarlığı ve şehvetin doruklarını çok iyi yansıtıyor kate winsletda aynı şekilde güzel ve çekici olmasının yanı sıra yine soyunmaktan geri kalmamış
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver
Artemis Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(5) kişi
ÇevrimdışıArtemis, söylemiş
Yorum Puanı: 5.00, Tarih: 16.01.2008 13:55
biraz uçta duran bi film. döneme ait yerinde eleştiriler yapılmış. geoffrey rush(marque de sade)'ın mükemmel oyunculuğu sayesinde deliliğin her karesini yaşıyorsunuz.aslında her oyuncuyu ayrı ayrı takdir etmek gerekir.belli bi yaşı geçtikten sonra mutlaka izlemek gerek.
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver
any Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(7) kişi
Çevrimdışıany, söylemiş
Yorum Puanı: 5.00, Tarih: 11.11.2007 20:46
film ilk izlediğimde henüz 17 olmamıştım bile.ilk aklıma gelen beyoğlu sinemasından çıktıktan sonra adım atmaksızın bi köşede öylece oturmak isteyişim hatta o küçük salondan çıkmak dahi istemeyişimdir.deliliği sahne sahne görüyoruz filmde.tek arzusunu gerçekleştirmeye devam etmek için herşeyden vazgeçebilecek bi adamla bunu yapacak kadar cesaretli olmayan bir diğerini aynı anda anlamaya çalışıyoruz.kimileri gerçeği yansıtmayacak kadar az şiddet ögesi içerdiğini söylese de benim iyiki de içermemiş diyebileceğim bir 'marquis de sade'kesiti.
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver
weltem Kullanıcısının Avatarı
yorumu oylayın:(14) kişi
Çevrimdışıweltem, söylemiş
Yorum Puanı: 4.64, Tarih: 06.10.2007 01:45
kate winslet, michael caine, geoffrey rush, phoenix gibi dev oyuncu kadrosuna sahip filmler çok fazla gelmez piyasaya..geoffrey resmen çoşmuş filmde,mutlaka görmelisiniz..konu tam kaufman'a göre,ihtiras,erotizm,sadizm,yasak,korku,cinsellik..daha ne olsun :) 17 yaşından küçükler izleyemez ibaresini alan ilk filmin yönetmeninden de böyle film çıkar ve bizde zevkle izleriz :) hiçbir sahnesini aklınızdan çıkaramayacaksınız emin olun.. sakın bu filmde bolbol cinsal sahne olduğu gelmesin aklınıza,sevişen kimseyi göremeyeceksiniz,ama fantazilerin havada uçuştuğu bir film :) yasak olanlar hep daha çekici gelir bizlere değil mi? işte bu filmde bolca var,tıpkı doktorun aşk yasağı gibi.. madalaine yasakları ezmeyi seven güzel bir kız,öyleyse rahibin işi çok zor olucak :) izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.. iyi seyirler..
Bu yoruma cevap verilmemiş - Cevap ver