Yunus Emre Aşkın Sesi

Yunus Emre Aşkın Sesi (2014) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
6.9
/ 10
152 oy

10 Ocak 2014

MaceraTarih

Kürşat Kızbaz

54 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Aşkı arayan bir dervişin şair olma öyküsüdür, 'Yunus Emre Aşkın Sesi'. Anadolu'nun derinliklerinden yayılan ışığın; sevgiyi ve aşkı harmanlama öyküsüdür. Kan ve savaşın ortasında kalan Anadolu köylüsü Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli'nin verdiği nefesi kabul etmez, buğday ile avunur. Kısa sürede yaşadığı pişmanlık Yunus'u zamansız bir ilahi aşk arayışına sürükler. Artık ne buğday vardır ne de Yunus.Aşkı arama yolnuda Yunus tüm sevdiklerini feda ederken dünyevi aşkla bağlandığı Balım Kızı'da görmezden gelir. Yunus Anadolu'nun tüm erenlerini ilahi aşkı arama yolunda ziyaret edecek, gerçek sevgiyi ve aşkı bulmaya çalışacaktır.Aradığının kendi içinde saklı olduğunu bilemeden...

Devamı
Gizle
Popüler Yorumlar
erkam_b (Amatör) | 05 Ocak 2014, 13:26

ya kadınların başını kapatmaya korkuyorlar heralde ne bu.fetih 1453tede bundada normalde çarşafla gezen kadınlar başları,saçları açık.hayır çekiyorsan yunus emre filmi tam çek bu ne yunusa hakaret bu.koskoca şeyhin kızının saçları açık.her konuya tam ayak uydurun bunlar yarın peygamberimizn filmini çekse haşa kızlarının başını bile açıcaklar ya.koca bir sıfır 000.bu çok bariz bir hata.sen filmi çekiyorsan ozmnın şartlarına tam adapte edersin dekoruda,kostümüde.

0
+25
krez (Profesyonel) | 04 Ocak 2014, 18:20

yunus emrenin aşkı kız değil ALLAH aşkıydı insallah filmde gerçekleri gösterirler. yunus emre büyük evliyadır.

1
+15
Tüm yorumlar (86)
ALEMINDAYISI (Figuran) | 10 Nisan 2014, 18:45

Heyecanın hüzne dönüştüğü an, tebessümün "neyse"'ye büründüğü an ve ışıltının karanlığa düştüğü an.

Yenilme, dayan, sabret, yıkılma, bükme boynunu... Güneş doğacak elbet üstümüze ve nefes almaya devam edeceğiz bu hayatta. Üstüne çöken ağırlık gözyaşı döktürse de bazen, çekilmez yaralar acıtsa da seni, yıkılmayacağım deyip yılsan da ömründen ve vazgeçsen de kendinden, boş verme, sa’kın hayallerini işgüzarlardan. Bir sınav uzağında olabilir gerçeklerin, zaman enseni sokabilir gelip geçiyor akreplerin, bitmez tükenmez görünebilir ucu bucağı olmayan dertlerin. Şikâyet etme! Bombalar patlamadan saklan kör mabedine, zayıflığınla kalma meydanlarda, çıkma düşmana karşı kurtarıcı olarak. Sen zayıfsın çünkü...

Sorularıma düğüm, dertlerimle zulüm getirdi ipin ucunu tutamayıp kaçırdıklarım. Zamanı dinlemeyip arka sıra ettiğim sonuçlar karşıma bir bir çıktı, sebep olarak. Geri dönüşüm yok ve "keşke" deme haklarımı doldurdum. Melodram bir çizgi içinde ne iyilere büründü kalbim ne de kötülere büründü nefsim. Şah damarıma silah sıktım, sırtımdan ter boşaldı içimden de kan... Sırat a varamadan yolda düştüm, rüzgârla süpürüldüm toprakla gömüldüm. Doğu-batı çizgisinde, yön bulamadım aklıma. Kararmış düşüncelerimi sonsuzluğa taşımak zor olsa gerekti ama zor olan tebessümdü aslında şeytanın ele geçirdiği bedenlerde. Katliam yapılıyor, her yer kan, her yer boşluk ve herkes ölü...

Toz, duman oldu önüm. Yürüyemiyorum ne ileri ne geri, gittiğim yer içimdeki masumluğun karşısında ki canavarın evi. Geceleri gölgemi takip ederken döndüm geriye baktım göz ucuyla. Ne var orada karanlığın içinde. Hiç mi? Yoksa kırıklar mı? Bilemiyorum, zamana savdım seçimi mi. Zaman'ı öldürürken kendi boşluğum da yanlışa da düştüm. Aslında zamanın beni öldürmesini izliyordum aptalca. Aptalı oynamayı seçiyordum, enaniyeti yüceltiyordum evimde ki dört duvarda. Bende ki bu enaniyeti kırmak için yüzlerce kez kafamı duvarlara vurmam gerek. Pis kan ı akıtmam gerek içimden, aptalı akıllandırmam gerek yanlış seçimden. Vaktin uzunluğuna aldanma, ömrün kısalığıyla korkma; vakit su gibidir akıp geçer, ömür ayna gibidir sen iyi oldukça cenneti seçer.


Döküntüler içinde kalbimde ki kırıkları aradım. Aramadım canımı yakan parçaları, sormadım önüme çıkan vedaları, tutamadım elimden kaçan umutları. Hayallerime de hiç bakmadım. O küflensin nemli mahzenlerde, yok olsun derin kuyularda, aramasın kimse onu sessiz sahillerde. Heyecanım da sönsün artık. Zora sokmasın artık beni, kirletmesin tebessümlerimi...


Geçmişe iz bıraktım tarihi hesaba katmadan, kendime bir çizik attım içinde rüyalarım olmadan, tüm güçlerimi seferber ettim savaşıma, ayakta kalacak kadar derman bırakmadan... Bir hayal kırıklığı yaşıyorum bu sıralar. Kör oldum, vahşice döndüm, müsbetteye büründüm, firar ettim acınası halimden artık acımasız göründüm... Sessiz, hissiz ve yalnız bu ayaz da üşüdüm. Bana yine hüzün, gözüm yollarda...

Cevap Yaz
0
0
umit_birfidan (Amatör) | 03 Mart 2014, 13:02

Filmde Baş rolde oynayanların hepsi alevi piri ama Bektaşi yolunda olmayan ritüeller filme konu edinilmiş filmin yonetmenının İskender pala n eşl aldığı belli keza yunus emreyi olduğundan farklı bı çerçevede anlatmıss maalesef film asimilasyon ürünü olmuş ayıca türün anadolu kültüründe yazma bağlanır bu gunki anlamda tesettür yavuz selimin mısırdan getirdiği arap mollalarının kullandığı kapanma seklıdır yanı kapanma seklıyle ılgılı bı sıkıntı yok

Cevap Yaz
0
0
umit_birfidan (Amatör) | 03 Mart 2014, 13:01

Filmde Baş rolde oynayanların hepsi alevi piri ama Bektaşi yolunda olmayan ritüeller filme konu edinilmiş filmin yonetmenının İskender pala n eşl aldığı belli keza yunus emreyi olduğundan farklı bı çerçevede anlatmıss maalesef film asimilasyon ürünü olmuş ayıca türün anadolu kültüründe yazma bağlanır bu gunki anlamda tesettür yavuz selimin mısırdan getirdiği arap mollalarının kullandığı kapanma seklıdır yanı kapanma seklıyle ılgılı bı sıkıntı yok

Cevap Yaz
0
0
delijenes (Amatör) | 03 Mart 2014, 11:02

Bu filmde anlatılan nefsini yok etmek, hiç olduğumuzun farkına varmaktır ve kutsal bir aşk arayışı. Tasavvufa gönül veren ve meraklı olan kimse bu filmin eksiğine kusuruna bakmasın. Yönetmen 81 doğumlu gencecik adam. Mevlana filmi yapmış şimdi de Yunus Emre. Üstelik kadro şahane. Görüntüler müzikler herşey güzeldi.
Benden tam puan

Cevap Yaz
-1
+0
esin_sh (Amatör) | 28 Şubat 2014, 10:18

yunus emre bu kadar mı kötü anlatılır. bu kadar mı basit yazılır. izlemeye bile deymez bir filmdi hiç beyenmedim.

Cevap Yaz
0
1
Görüşleriniz