Düşler

Akira’s Kurosawa’s Dreams

Düşler (1990) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
8.4
/ 10
33 oy

1990 - ABDJaponya

DramFantastik

119 Dak.PT119M

Akira Kurosawa

Yume

32 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Ünlü yönetmen Akira Kurosawa'nın yazarlığını ve yönetmenliğini yaptığı 1990 tarihli Yume (Düşler) isimli film, insanoğlunun geçmişten bugüne doğada yarattığı yıkıma dair çarpıcı metinler sunuyor. "Düşler" isimli film, Kurosawa'nın hepsi doğayla ilişkili farklı rüyalarını anlattığı 8 kısa filmden oluşuyor. Her biri bize, bugünkü manzaraya bakıp doğayı yeniden düşünme fısatı veren bu kısa filmlerden "Su Değirmenleri Köyü" başlıklı kısa filmin sunduğu ise oldukça noktasal ve çarpıcı bir etki yaratıyor.

Filmi Ekleyen ruyakiz
Popüler Yorumlar
kurosawa (Dublör) | 07 Ağustos 2012, 10:44

Filmle ilgili birkaç ilginç not okudum paylaşayım sizle: 1- Akira Kurosawa'nın 1945 yılındaki 'Those Who Tread on the Tiger's Tail'den beri senaryosunu kendi yazdığı ilk filmmiş... 2- Kurosawa, filmdeki nükleer enerji karşıtı temalar nedeniyle Japonya stüdyosuyla anlaşmazlığa girer ve destek alamaz. Daha sonra filmin kopyasını Steven Spielberg'e gönderince onun aracılığıyla filmi beğenenlerden filmi çekmek için yardım teklifi gelir ve Warner Bros'la anlaşma sağlanır. Burdan iki ülke arasındaki özgürlükler farkını görebiliyoruz... 3- Filmden kesilen üç düş daha varmış. Zaman nedeniyle kesilmişler. İlkinin konusu havayoluyla uçan insanlar, ötekisi tapınak vergilerini protesto eden Budist rahipler ve diğeri de dünya barışının sona ermesini konuşan haber spikerlerini konu alıyormuş. (Bu sonuncu yanlış olabilir tam çeviremedim, ama dünya barışıyla ilgili o kesin...) 4- Filmde Van Gogh'u canlandıran, 'Taxi Driver' filminin de yönetmeni Martin Scorsese... Benim filmde çok etkilenmediğim tek bir düş vardı o da 'Tipi' rüyasıydı. İlk rüyada sanki Akira Kurosawa'nın eşsiz hayalgücünün çocukluğunda nasıl zuhur ettiğini izlemiş gibi oldum. Son karesindeki o eşsiz doğa sahnesi o hayal gücünün yansıması gibiydi... Van Gogh'un hikayesinde, o tabloların içinde dolaşan adamın sanki gerçek dünyada dolaşıyormuş gibi görünmesi, o tabloların istiflenmiş boyalardan ibaret olmadığının tasviriydi benim için... Subayın hikayesinde bir an düşündüm de, sırf gücü elde etmek pahasına askerlerini ölüme gönderen bir komutan böyle bir durumla karşı karşıya kalsa utancından o insan müsveddesi gibi yerin dibine girerdi. Onun için ölümden beter bir karşılaşma olurdu. İşte başka insanların hayatlarıyla -sadece savaşla ilgili değil her bakımdan- kumar oynamanın vahametini gözler önüne seriyor... Nükleer enerji temalı düşler apaçık niyetini belli etmekte zaten. Ben nükleer enerji ile ilgili defalarca kez mülahaza yaptıktan sonra kullanılması gerektiğine kanaat getirmiş biriyim. Ancak filmi izledikten sonra yeniden düşünmem gerektiğine inandım. Zira beşer, şaşar! İnsanoğlu o kadar güç düşkünü ki bırakın doğayı düşünmeyi, kendi dışındaki insanları dahi düşünmüyor. O yüzden zarar vermeyeceği garantisi olmayan bir tesisin inşası doğru mudur diye düşünmeye başladım bile... Vee gelelim son düşe! Düş diye buna derim :)) O çiçekleri manzaraya bakmak bile ekrandan da olsa içimi rahatlattı! İşte doğallık böyle etkili bünyeye, kalbe, ruha... Ordaki yaşlı dedenin yüzünden selimlik, erdemlilik, nur akıyordu sanki. Söylediği kelamlar nasıl öyle olunabileceğinin işaretleriydi. Tabi öyle olmak ve anlamak isteyene anlamlı gelir o vecizler!.. Film için puanım: 8,5/10

0
+4
Tüm yorumlar (10)
kurosawa (Dublör) | 07 Ağustos 2012, 10:44

Filmle ilgili birkaç ilginç not okudum paylaşayım sizle: 1- Akira Kurosawa'nın 1945 yılındaki 'Those Who Tread on the Tiger's Tail'den beri senaryosunu kendi yazdığı ilk filmmiş... 2- Kurosawa, filmdeki nükleer enerji karşıtı temalar nedeniyle Japonya stüdyosuyla anlaşmazlığa girer ve destek alamaz. Daha sonra filmin kopyasını Steven Spielberg'e gönderince onun aracılığıyla filmi beğenenlerden filmi çekmek için yardım teklifi gelir ve Warner Bros'la anlaşma sağlanır. Burdan iki ülke arasındaki özgürlükler farkını görebiliyoruz... 3- Filmden kesilen üç düş daha varmış. Zaman nedeniyle kesilmişler. İlkinin konusu havayoluyla uçan insanlar, ötekisi tapınak vergilerini protesto eden Budist rahipler ve diğeri de dünya barışının sona ermesini konuşan haber spikerlerini konu alıyormuş. (Bu sonuncu yanlış olabilir tam çeviremedim, ama dünya barışıyla ilgili o kesin...) 4- Filmde Van Gogh'u canlandıran, 'Taxi Driver' filminin de yönetmeni Martin Scorsese... Benim filmde çok etkilenmediğim tek bir düş vardı o da 'Tipi' rüyasıydı. İlk rüyada sanki Akira Kurosawa'nın eşsiz hayalgücünün çocukluğunda nasıl zuhur ettiğini izlemiş gibi oldum. Son karesindeki o eşsiz doğa sahnesi o hayal gücünün yansıması gibiydi... Van Gogh'un hikayesinde, o tabloların içinde dolaşan adamın sanki gerçek dünyada dolaşıyormuş gibi görünmesi, o tabloların istiflenmiş boyalardan ibaret olmadığının tasviriydi benim için... Subayın hikayesinde bir an düşündüm de, sırf gücü elde etmek pahasına askerlerini ölüme gönderen bir komutan böyle bir durumla karşı karşıya kalsa utancından o insan müsveddesi gibi yerin dibine girerdi. Onun için ölümden beter bir karşılaşma olurdu. İşte başka insanların hayatlarıyla -sadece savaşla ilgili değil her bakımdan- kumar oynamanın vahametini gözler önüne seriyor... Nükleer enerji temalı düşler apaçık niyetini belli etmekte zaten. Ben nükleer enerji ile ilgili defalarca kez mülahaza yaptıktan sonra kullanılması gerektiğine kanaat getirmiş biriyim. Ancak filmi izledikten sonra yeniden düşünmem gerektiğine inandım. Zira beşer, şaşar! İnsanoğlu o kadar güç düşkünü ki bırakın doğayı düşünmeyi, kendi dışındaki insanları dahi düşünmüyor. O yüzden zarar vermeyeceği garantisi olmayan bir tesisin inşası doğru mudur diye düşünmeye başladım bile... Vee gelelim son düşe! Düş diye buna derim :)) O çiçekleri manzaraya bakmak bile ekrandan da olsa içimi rahatlattı! İşte doğallık böyle etkili bünyeye, kalbe, ruha... Ordaki yaşlı dedenin yüzünden selimlik, erdemlilik, nur akıyordu sanki. Söylediği kelamlar nasıl öyle olunabileceğinin işaretleriydi. Tabi öyle olmak ve anlamak isteyene anlamlı gelir o vecizler!.. Film için puanım: 8,5/10

Cevap Yaz
0
4
erdincb (Dublör) | 12 Temmuz 2012, 23:27

Klasik Kurosawa filmlerinden değil. Birbirinden farklı rüyaların ele alındığı karmaşık bir film. Rüyalar arasında bir bağlantı varsa da ben kuramadım. Sıkılmadan izlemek çok zor ama büyük usta çekmişse bir bildiği vardır herhalde.

Cevap Yaz
-1
+0
HellRide (Dublör) | 08 Temmuz 2012, 23:33

Akira Kurosawa'nın kabusları ve rüyaları,doğayla ilgili iki yönlü senaryolar.Birisinde doğayla iç içe yaşamanın güzelliği ve insana getirdiği faydaların anlatılması.Bunun dışında da insanın doğaya hakim olmak uğruna teknolojik gelişmelerin ve teknolojik kolaylıkların insanın er ya da geç kendisi tarafından lanetlenmesine yol açacağı öngörüsü üzerine.İnsanın,doğaya hakim olurken yaptığı hareketler doğayı yok eder düşüncesi hakim.Aynı zamanda doğaya uyum sağlamanın ve doğayı kirletmemenin insanın saf ve temiz kalmasına yarayacağı düşüncesi var.

Cevap Yaz
0
1
arzutramvayi (Figuran) | 07 Eylül 2011, 20:50

İnsanının yaşadığı çevreyi bozmadan uyum içerisinde de varlığını sürdürebileceğini  ya da tersi doğaya saygı duymayan insanın doğayı yok ederken doğayla birlikte yok olacaklarını anlatan öykülerinin bulunmasından dolayı çevre bilincini geliştirebilecek bir filim diye düşünüyorum.Özellikle ergenlere öneririm.Ayrıca her kare bir tablo niteliğinde olan bu filim nefes kesici, kimi sahneleri ile tüyler ürpertici

Cevap Yaz
0
0
boyacikoylu (Dublör) | 12 Mayıs 2011, 23:59

Amerikan sermayesi ile Akira Kurosava'nın sinema dehası birleşince tabii ki ortaya olağanüstü bir yapıt çıkacaktı ki çıkmış da.
Ben bu filmi, o zamanlar Radyoevi'nin karşısında bulunan "As Sineması"nda seyretmiştim.

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz