İki katlı ahşap evleri, meydanı ve dar sokaklarıyla tipik bir batı Anadolu kasabasında Kurtuluş günü yaklaşmaktadır. Kasabanın yerli halkından bir grup koro oluşturarak Kurtuluş günü için bir sanat müziği konseri hazırlığına girişmiştir. Koro provaların sonuna yaklaşmaktadır. Koroda üç kadın, üç erkek şarkıcı; ud, keman ve klarnet olmak üzere üç de enstrüman bulunmaktadır. Korodaki kişiler aynı zamanda hikayemizin kahramanlarıdır.
Koro kendi arasında çok ideal olmasa da bir uyum tutturmuş ve Kurtuluş gününden önceki son provalarından birindedir.
Hep birlikte Sadettin Kaynak’ın ‘Bahar Bitti, Güz Bitti’ adlı eserini çalışmaktadır. Herkes yaklaşan konserin heyecanı içindedir.
Kasaba ertesi güne uyandığında görünüşte herşey eskisi gibidir, Kasaba sınırında beliren iki büyük siyah jip belediye binasının önünde durana kadar gerçekten de herşey eskisi gibidir. Jiplerden çıkan üç-dört Çinli yanlarındaki Türk işadamı (Sinan Albayrak) ile birlikte belediyenin merdivenlerine yöneldikleri andan itibaren ise artık kasabada hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
ahh ahh değişim rüzgarları her yerde,buna engel olmak çoğu zaman imkansız ama değişimi toplumsal değerlerimizi,kültürümüzü kaybetmeden yaşamalıyız...filmde çoğu zaman konunun dışına çıkılmış,değişim daha başka bir çok şeyle çok daha başarılı bir şekilde anlatılabilirdi.çinliler orda komedi amacıyla kullanılmış,kasaba halkının bunu garipsemeside filmi çok ironikleştirmiş,değişimin olumsuz yönleri bu şekilde ironik bir senaryo ile anlatılamaz diye düşünüyorum...
sinemalarda gösterime girmesine şaşıyorum. insanlarımızı iyi anlatmış, oyunculuk da güzel.ama orjinal bir senaryo yok ortada. hitap ettiği kesim sınırlı. hikaye zayıf olduğu gibi son da olmamış.
yönetmeni zeki ökten diye izledim izlediğime pekde memnun olmadım,film anlatmak istediğini tam anlamıyla veremiyor,çekimler çok sıradan,oyunculuk dışında ben bu filmde pek bişey göremedim zaten yorumlara bakıldığında herkes aynı kanaatte sanırım
hani bazı filmler wardır ya bittiğinde yüzünüzde anlamsız bir ifade bırakır öyle bakakalırsınız perdeye işte en güzel örneği bu film. birbiriyle surekli inatlasan bir grup kasabali, temposunu arttirmayi dusunmeyen ve bir yere varamadan ayni yerde donup duran bir hikaye, sıkıcı dialoglar, dram mi komedi mi olmasi gerektigine bir turlu karar veremeyen bir film. zeki okten bu sefer gercekten birseyler yapmak icin cabalamamis, ne gorsel bir tad alabiliyorsunuz nede o süreye katlanabiliyorsunuz.
bülent kayabaşın da oynadığı bu filme diyecek sölerim; " fiyasko, fuzuli yere çekilmiş bir film, yüzkarası..." tabiki ben bu filme (bir türk filmi olmasına rağmen) iyi sözler söylemek isterdim. ama hak etmiyorki... bülent kayabaş'a ise bu gereksiz filmde oynadığı için teyessüflerimi sunarım...
arkadaşlar yoğun bir hazırlıktan sonra bu filme gitmişler ve büyük bir pişmanlıkla çıkmışlardı filmden,paralarınamı yansınlar,hazırlıklarınamı yansın,gitmeyin diyen benim,sözüme uymadıklarınamı yansınlar bilemediler:)
Çinliler Geliyor
Sinepedi Katılımcıları