Kıskanmak
-
Filmi Oylayın:
-
Sinemalar.com Puanı:6.1/10
-
Yapım:
-
Tür:
-
Yönetmen:
-
Senaryo:
-
Senaryo (Kitap):
-
Yapımcı:
-
Görüntü Yönetmeni:
-
Dağıtım:
-
Filmin Websitesi:
-
Süre:1 saat 36 dk
-
Gösterim Tarihi:06 Kasım 2009 (Türkiye)
-
Kıskanmak Oyuncuları
Kıskanmak, 1930′larda Zonguldak’ta geçiyor. Film, çirkin olan Seniha’nın güzel yengesi Mükerrem’e karşı hissettiği kıskançlık duygusu üzerine kurulu. Filmde, bir adamın iki kadın arasındaki anlaşmazlık karşısında nasıl kalakaldığı da gözler önüne seriliyor.
- Tüm Yorumlar
- -
- Sadece detaylı yorumlar
- 1
- 2
- 3
-
bu filmi izlemek istiyorum ama bir türlü izleyemedim.güzele benziyor. -
güzel bir film, ama sonu biraz anlaşılmıyor, yani kim kimi kımden neden kıskanıyor..
-
Büyük hayal kırıklığı.Üstelik "mükemmel film" beklentisi içinde izlemedim.Zeki abim böyle bir filmi neden çekme gereği duymuş acaba ..
-
filmde muhteşem olan iki şey vardı ; seniha rolündeki nergis öztürk ve makyajcı emine türk.bunun dışında kayda değer en ufak bir şey yok.sırf nergis öztürk ün performansı için izlenebilir,onun dışında zaman kaybı . . .
-
YİNE AYNI ŞEYLER TÜRK FİLMLERİNDE KONUYU BİR TÜRLÜ DEGİŞTİREMEDİLER YA DAHA İLGİNÇ KONULARI İŞLEYEMİYORLAR BENCE DAHA İLGİNÇ KONULARI İŞLEYEBİLİRLER AMA TÜRKSİNEMASI GELİŞECEK FİLMLER SEYREDİLDİKÇE GİŞESİ ARTIKÇA YAPIMLARDA FAZLALAŞACAKTIR
-
alphan filmi izledinmiki konuşuyosun ben beğendim yaniii
-
-
Cuma günü 15. Gezici Festival kapsamında Ankara Batı Sineması'nda gösterildi. Nergis Öztürk de salonda izleyiciler arasındaydı.
Psikolojik film olarak gerçekten dönemi ve hayatı, o ortamın etkisini iyi yansıtıyordu. Ancak Nüshet rolündeki Bora Cengiz ile Mükerrem rolündeki Berrak Tüzünataç'ın oyunculukları ne yazık ki vasattı.
Ancak Nergis Öztürk'ün oyunculuğu konusuna gelince, Altın Portakal'ı neden hakettiğini de görmüş oldum. Gerçekten perdede Seniha'yı gördük. Kendisine sorulan, "Romandaki Seniha mı, senaryodaki Seniha mı?" sorusuna verdiği cevap da rolü benimsediğinin göstergesiydi. "Tek bir Seniha var, kendisinbi gayet iyi tanıyan, hayatın dışladığı, güçlü, kendiyle barışık tek bir karakter."
6 aylık bir hazırlık süreci geçirdiğini, Seniha olmak için kendini çirkin hissetmek adına bakımsız halde dolaştığını, önce senaryo, sonra kitabı okuyarak -kitap Seniha'nın çocukluğundan itibaren hayatını anlatırken, film Zonguldak günlerini anlatıyor- karakterin altını doldurduğunu öğreniyoruz.
Serhat Tutumluer'in karakterini iyi yansıttığı da herkesin kabul ettiği bir gerçek olmasına rağmen filmdeki arkaplanda kalan rolü nedeniyle ön plana çıkamıyor. Gerçi Robert De Niro'nun "Küçük rol yoktur, küçük oyunculuk vardır" sözünü ispatlarcasına bu kısıtlı rolüne rağmen kendini gösteriyor.
Gösterim sonrası söyleşi sırasında seyircilerin genelinin farkettiği bir mesele de final sahnesiydi. Seçilen anlatım yolu filmin geri kalanından biraz farklıydı ve izleyicilerin ilgisini çeken de bu oldu.
Özetle tavsiye edebileceğim, iyi bir seyirlik.
Bu yorum filmde gelişen olaylar hakkında bilgi içerdiği için gizlenmiştir.
-
Zeki Demirkubuz'un en iyilerinden birisi değil evet.Berrak Tüzünataç vasat bir performans sergiliyor.Bunun yanı sıra bazı eksileri daha var.Yinede sinemamızda pek olmayan dönem filmlerine güzel bir örnek.Yinede Demirkubuz filmlerine has o karanlık atmosferi iliğinize kadar hissediyorsunuz.Bunların ötesinde Serhat Tutumluer ve Nergis Öztürk'ün performansları görülmeye değer...
-
Haftasonu hem filmi izledim, hem de aynı isimli kitabı okudum. Kitaptan çok keyif aldım ve doğrusu yazarı Nahid Sırrı Örik'le bu kadar geç tanıştığım için hayıflandım. Filme gelince... Şüphesiz Zeki Demirkubuz'dan kaynaklanan pek çok artısı var. Ancak Nüzhet karakterini oynayan Bora Cengiz'in oyunculuğu öyle yapay ve rahatsız ediciydi ki, ilk başta bu iğreti duruş beni filmin gerçeklik duygusundan kopardı. Oysa yönetmen, daha önceki tüm filmlerinde gerçeklik duygusu ve samimiyetiyle derin bir etki bırakmıştı çoğumuzda. Ama Mükerrem, Seniha ve Halit, karakterleriyle, kötülükleriyle, zayıflık ve zaaflarıyla inandırıcıydı diyebilirim. Ben kendi adıma Masumiyet ve Kader'den aldığım keyfi alamadım ama yine de Zeki Demirkubuz sinemasını izlemeye devam edeceğim.
-
Nahit Sırrı Örik‘in romanından, Zeki Demirkubuz‘un senaryosunu yazıp yönettiği, 2009, Türkiye yapımı Kıskanmak: Oyuncular, Nergis Öztürk, Berrak Tüzünataç, Serhat Tutumluer… Batı giysileri içindeki şık kadınlar ve erkekler, Atatürk’ün Cumhuriyet Bayramı kutlama telgrafını pırıl pırıl gözlerle uzun uzun alkışlar, klasik müzik enstrümanlarıyla çalınan İstiklâl Marşı’nı birlikte söylerler. Balonun yıldızı, 1930′lu yıllar Zonguldak’ında, elmasları ve zamparalıklarıyla tanınan ana-oğuldur. Beğendiği her güzel kadını elde eden 20′li yaşlardaki güzel oğlan, maden mühendisinin güzel karısına el atmakta gecikmez. Dansettikleri balodan sonra, film gösterimi sırasında bir araya geldikleri genç kadını baştan çıkaran, yaşından çok ötede deneyimli oğlanla, başlarda ipek çarşaflar üzerinde buluşan mühendisin güzel karısı, maymun iştahlı oğlanın hevesi giderildikçe, bağ evlerinde buluşur olurlar. Bu arada, ev(ler)in hizmetli kadrosunun yardım yataklık ettiği, mühendis ağabeyin evlenmemiş kızkardeşinin görmezden gelip belli bir kıvama ulaşmasını beklediği ilişki sürüp giderken, Zonguldak’ın bastonsuz yürünemeyen taşlı yollarını çamura beleyen, dinmek bilmeyen yağmurlu günlerin gecelerinde, yemek masası üzerini ve çevresindekileri sert gölgelerle yanık kahve rengine boyayan oda ışığı altında, mühendis beyin iki kadına yönelik rutin sorusu, “tatlılardan ne yiyeceğiz?”. Kor kızılı, gözaltı karası muhteşem film, Albinoni‘nin Adagio’su ve Erik Satie‘nin -”abla”nın bayıldığı- 1 numaralı gymnopedie’siyle bezeli. El örgüsü hırkalar, yelekler, balo ve ev giysileri, ille de beyaz gömlekler, karanlığı, madenci fenerinin, lüks ışığının parçaladığı boş ahşap odalar, değişik zenginlikte eşyalarla döşeli mekânlar kusursuz, konuşmalar ise, olması gerektiği gibi, günün sözcükleriyle yapılmakta. Acıyla dolu boş evde, ışıkta dalgalanan toz tanecikleri, -Masumiyet’ten bu yana- gıcırdayarak açılan/kapanan kapı, gelinin ilk buluşma sonrası yüzünü maskeleyen kapı pervazı, mühendisin gaz ölçümü sahnesi, -ölmekte- oğlanın kulağında(n) kurşun sesleri… En iyi 10 Türk filmi sıralamasında başlara koyduğu Masumiyet’in yönetmeni Zeki Demirkubuz, bu filmi ile, “abla”nın uzun zamandır üzerinde düşündüğü, Cumhuriyet ile özgürlüğüne, onun ne olduğunu bilemeden, hazmedemeden kavuşan -eğitilmeye fırsat olmamış- kadının tavrı, bunun sonuçları: Mühendis ağabeyinin oraya buraya gidip, Şişli’deki evde yalnız bıraktığı kızkardeşi, özgürlüğünü, “…kokusundan yanına yanaşılmaz yanaşmaya bekâretini teslim ederek…” kullanır. Benzer biçimde karısı da, içgüdülerine karşı koy(a)maz, kendini güzel oğlanın kollarına atar.
-
Görüntüler, kostümler, o zamanın havası başarılıydı.Ancak bence film kıskanmak temasını yansıtmadı. Filmde hakim olan aldatmak temasıydı. Sanki film kabuğunu pek doldurmadı ve yetersiz kaldı. Bu benim görüşüm. Kıskanmak konusunu yansıtan daha başarılı bir film olabilirdi.Ama ne yazık ki olamadı. Beklediğimi bulamadım.
- Tüm Yorumlar
- -
- Sadece detaylı yorumlar























