Öfkesi her zaman burnunda uyuşturucu tüccarı Jake Mazursky (Ben Foster), Johnny Truelove’a olan borcunu ödemekte başarısız kalınca San Fernando Vadisinde sinirler gerilir ve bölgede egemenlik mücadelesi hızla tırmanır. Paralarını alamayan Johnny ve çetesi, fevri bir karar alarak Jake’in 15 yaşındaki küçük kardeşi Zack’i (Anton Yelchin) kaçırırlar.
Çocuğu kaçırdıktan sonra Palm Springs’te yollarına devam eden gençler, onu rehine olarak saklama kararı almışlardır. Ancak zaman içinde onu da kendi günlük programlarına dahil etmeye başlarlar. Artık küçük çocuğu da kendi eğlence partilerine götürmektedirler. Ortalıkta hiçbir anne-baba/yetişkin olmadığı için bu küçük çocuğun da yanlarında olmasına alışmış gibidirler ve bu durumu olağan karşılamaktadırlar. Johnny’nin karizmatik arkadaşı Frankie’nin (Justin Timberlake) geçici bakımı altındaki Zack, her zaman hayalini kurduğu içki, kızlar ve yepyeni deneyimlerle dolu yaz fantezisinin gerçeğe dönüşmesinin keyfini sürmeye başlamıştır.
Johnny’nin çetesindeki herkes artık Zack’in aslında bir rehine, bir “çalınmış çocuk” olduğunu gözden kaçırmış yada unutmuş gibidir. Geriye de gönderemezler. Saatler geçerken Zack probleminin varlığına ilişkin çözüm önerileri giderek önemini kaybeder. Bu problemle ilgili olarak berbat kararları daha da berbat kararlar izlemeye başlamıştır.
Öte yandan Johnny’nin babası (Bruce Willis), oğlunun neler yaptığını öğrenme girişimlerine başlamış ve rehine olayından emin olmuştur. Zack’in üzüntüden çılgına dönmüş annesinin (Sharon Stone) polise başvurmasıyla birlikte durum daha da karmaşık hale gelir. Çocuğu kaçıran Johnny bu zor durumdan sıyrılmaya çalışmaktadır ama bunu nasıl başaracağına dair herhangi bir fikri yoktur.
O güne kadar özendiği çete reislerini taklit etmekle herkesi kandıran Johnny, hiç beklemediği bir anda kendisini çok gerçek ve çok korkunç sonuçlar doğuracak tehlikeli bir maceranın tam göbeğinde bulmuştur. Tehlikenin ne kadar büyük olduğunu anlar ama artık iş işten geçmiştir.
çok güzel bir filmid..gerçek bir yaşam hikayesi olması açısından dahada dikkat çeken bir film olmalı..bruce willis nerdeyse hiç gözükmedi sadece isim olarak vardı..sonunun öle bitmesine ve çocuğa gerçekten üzüldüm...izelenebilecek güzel bir film..
gercek hayat öyküsü.anlatmaya çalıştıgı konu çok iyi ama nedense bol küfür,uyusturucu ve çıplaklıktan bence anlatmak istenen konu cok sığ kısımda kalmış.sonuna dogru hareketleniyor ama o kadar.willis ve stone'un isimleri ise göz boyamadan öteye gitmiyor.toplam 10 dk bile gözükmediler.seyretseniz de olur seyretmesenizde.
uyuşturucu batağına saplanmış ve hayatta dikiş tutturamamış üç beş serserinin akıldan yoksun olarak boylarından büyük işler yapmaya çalıştıklarında nasıl da bocaladıklarını gösteriyor. gençleri bu ortama çeken şey seks ve kendine güvensizlikse diğer taraftan onları bu ortama iten şey de ailelerinin onlara yaklaşma biçimi. çok şükür biz de daha sağlam bir aile yapısı var. amerika'da bu kadar güzel kız var mı doğrusu pek inandırıcı olmamış...
izlenilecek bir film vaktiniz çoksa tabi.zengin amerkan gençlerinin
yaşam tarzını anlatıyor diyebiliriz.alkolun su gibi aktığı,bolca güzel kızların bulunduğu ve seks partilerden ibaret
bir film.gençlerin ebeveynleri ile konuşmasıda tam bir faciya zaten:)sakın ola benim gibi bruce willis var diye izlemeyin hayal kırıklığına uğrarsınız 2 saatlik filmde toplasanız 10dk görünmüyor.
filminde belkide beni etkileyen tek şey ben foster performansı idi.o rahatsız adamı çok iyi yansıtmış telefonda öfkeden salyalar konuşması falan filan.
filmde uzun süre görmek isterdim özellikle sonlara doğru kaybolup gitti bir anda.kafa dağıtmak için izlenebilecek orta bir film ama
izlemeyemezsenizde pek aramayın deymez derim.
filmin % 75'inde sürekli içki içip uyuşturucu kullanan, partilerde gezen, kavga eden, oyun oynayan ve seks yapan "çılgın" gençleri görüyoruz. bu gençlerden bazılarının yarı şaka yarı ciddi başlayan hesaplaşmalarının nasıl bir felakete süreklendiğine tanık oluruz filmin sonunda da. gereksiz karakterler ve gereksiz diyaloglarla vakit geçirilmiş, maalesef de asıl hikayenin içi doldurulamamış, sonuçta da yer yer sıkıcı bile olabilmiş vasat bir film ortaya çıkmış. ben foster'ın müthiş performansının da filmin içinde eriyip gittiğini düşünüyorum ayrıca.
sen yine de bana bakma. izle öyle karar ver istersen. kimsenin beğenmeyeceği bir film değil sonuçta. sadece daha iyi bir film bekliyordum o kadar. sharon stone ve bruce willis'in filme kattığı hiçbir şey yok. kadro güçlü gözüksün diye eklenmişler bence filme.
dram türünü sonlarında başarılı bir şekilde yansıtırken, suç türünü filmin genelinde görebilmek mümkün. oyunculuk baştan sona kusursuz sergilenmiş. konusunu gerçek olmasından ötürü filmi etkileyici buldum. final ise çok şaşırtıcıydı, beklenmedik oldu. sonuç olarak film oldukça başarılı olmuş.
arkadaşlar oyunculara aldanıp aksiyon bekleyenler boşa heveslenmesin,yukarıda da yazdığı gibi bu film oldukça kaliteli bir suç/dram filmi.sonunun şaşırtıcı olması sanırım hikayenin esinlenildiği gerçek olaya dayanıyor.pek sık karşılaşılmayan dram
güzel olmasına güzel bi film hele de sonu gerçekten çok şaşırtıcı. ve sanırım gerçek bi olayı anlatıyor. ama filmde çok fazla küfür kullanılmış bu yüzden izleyeceğiniz kişileri ona göre seçin derim.
gerçek bir hikayeyi konu alan filim vasattan ileri gidemiyor sadece film hikayesi gerçek oluşuyla izletiyor kendini.aksiyon dan zerre kadar eser yok zaten olmuş bir hikayeyi değiştiremessiniz sadece olmuş bir olayı sinemaya taşımaktan ileri gitmiyor bu filim ama izlesenizde bir şey kaybetmessiniz.hiç yoktan amerika gençliğinin nasıl bir bataklıkta yaşadığını görebilirsiniz.
Rehine
Sinepedi Katılımcıları