Puslu Manzaralar

Topio Stin Omichli / Landscape in The Mist

Puslu Manzaralar (1988) afişi Facebook'ta Paylaş
Ekle
8.4
/ 10
35 oy

DramRomantik

127 Dak.PT127M

Theo Angelopoulos Tonino Guerra Thanassis Valtinos

28 kullanıcının favori filmi

Film Özeti

Puslu Manzaralar bir yolculuk filmi. Film, iki çocuğun Almanya'da yaşadığını düşündükleri babalarını bulmak için çıktıkları yolculuğu anlatıyor. Yolculuk boyunca karşılaşacakları pek çok zorluk onları, babalarına ulaşmak için harcadıkları çabadan uzaklaştırmayacak. Bu yol ikisinin de çocukluktan yetişkinliğe geçiş yolculuğu olacak aynı zamanda. Film, Venedik Film Festivali'nde Gümüş Aslan kazandı,1989'da En İyi Avrupa Filmi seçildi. Aynı yıl Berlin'de ?Interfilm? ödülünü aldı.

Filmi Ekleyen Kilgor

"Puslu Manzaralar" Filmi Galerisine Henüz Resim Eklenmemiş

Resim Ekle ►
Tüm yorumlar (10)
poormf (Profesyonel) | 17 Nisan 2014, 09:27

Özlemlerine (babaya, tanrıya) ulaşmak için çıktıkları yol iki kardeşin yaşamın acı gerçekleriyle tanışarak olgunlaşmalarını beraberinde getirecektir.
Bir yanda düğün coşkusu yaşanırken insanı tanrıya götüren araçlardan biri olan ve özgürlüğü simgeleyen atın ölümü, küçük kardeşin lokantada, ablanın kamyonda yaşadıkları etkileyici, yürek burkucu olsa da filmin geneline hakim olan yönetmenin biçimsel anlatım tarzının etkisiyle gerçekçilik duygusunun yitimine neden olmuş. O kadar biçimsel ki film; sübyancılık, eşcinsellik ve aşkın böyle bir yol hikayesinde ne işi var sorusu bile anlamsızlaşıyor... Denizden çıkan, yol göstericiyi resmeden ama işaret parmağı eksik kesik el Stalin'in miş. Nasıl okumalı doğru el yanlış parmak mı? Doğru el eksik parmak mı? Şeriatın kestiği parmak acımaz mıymış? O yol göstericilik militarizmi mi simgelermiş? Yoksa tanrının eli miymiş? Kaybedilen kızlık kirli dünyayı, masumiyetin kayboluşunu mu işaret edermiş?
Bulmaca çözmeyi sevenlere ben sevmeyenlerdenim...40/100

Cevap Yaz
0
1
LuisBunuel (Artist) | 22 Aralık 2013, 22:13

Hayat da Voula’nın yaşadıkları gibi puslu, kirli ve yağmurlara gebe bir “bulamayışın” hikayesi… Theo Angelopoulos'un ve bu bulamayışın hikayesi olan Landscape in the Mist ile insan şu soruyu sormadan edemiyor: Tanrı neden bazen sessiz kalır!

Cevap Yaz
0
0
LuisBunuel (Artist) | 22 Aralık 2013, 22:12

Soğuk bir kasabada esas ölümün soğukluğuyla yüzleşeceklerdir. Bir atın ölümüne şahit olurlar. İçleri ve gözleri kan ağlar. Tanrıya ulaşmanın zorluğunun da ilk işaretidir bu…

Cevap Yaz
0
0
LuisBunuel (Artist) | 22 Aralık 2013, 22:12

“Sevgili Babacığım,
Sana yazıyoruz çünkü gelip seni bulmaya karar verdik. Seni hiç görmedik ve seni özlüyoruz. Hep senin hakkında konuşuyoruz. Ayrıldığımız için annem çok üzülecek. Onu derinden seviyoruz, sakın sevmediğimizi düşünme ama hiçbir şeyi anlamıyor. Senin nasıl göründüğünü bilmiyoruz. Alexander bir sürü şey söylüyor. Seni rüyasında görüyor. Seni çok özlüyoruz. Bazen okuldan eve giderken peşimden ayak sesleri duyduğumu zannediyorum, senin ayak seslerini… Dönüp baktığımda ise orada hiç kimsecikler olmuyor. Sonra, kendimi yalnız hissediyorum. Sana engel olmak istemiyoruz. Sadece seni tanımak istiyoruz, sonra geri döneceğiz. Bize cevap yazarsan tren sesiyle yap : tatan… tatan… tatan… tatan… İşte buradayım, seni bekliyorum… tatan… tatan… ......Voula”

Cevap Yaz
0
0
LuisBunuel (Artist) | 14 Ağustos 2013, 23:08

"ağır ağır hiçliğe giden bir salyangozum."

Cevap Yaz
0
2
Görüşleriniz