"Kimi İnsan kendi günahlarını taşır,
kimileri de başkalarının günahlarını..."
Hasan Hoca yıllarca Bekir’in günahını taşıdı sırtında...
Bekir’in kirletip terk ettiği Hacer’i ailesinden korumak için nikahına aldı.
Ama ona hiç el sürmedi. Bunu Allah’ın kendisine bir sınavı kabul ediyordu ve bir gün Bekir’in Hacer’e döneceğine inanıyordu.
Hoca onca yoksulluğuna rağmen Hacer’e ve dünyaya getirdiği Fatmacık’a karşılık beklemeden yıllarca baktı.
Hasan Hoca zamanla ikisini de çok sevdi, ancak kendisinden ayrıldıklarında acı çekmemek için sevgisini belli etmedi ve hep mesafeli durdu onlara... Bu yüzden onu babası bilen Fatmacık küçük bir çocuğun bir babadan beklediği sıcaklığı ondan alamadı. Ama, Fatmacık biliyordu bir gün Hoca babasının onu çok seveceğini. Hep, "Babam beni büyüyünce sevecek" diyordu...
İki tarafın da kabullendiği bu yaşam, bir Ramazan günü Manisa’nın uzağındaki yirmi hanelik küçük tren istasyonuna Hasan Hoca’nın İmam olmasıyla değişti, farklı nitelik kazandı.
Fakir fakat sevecen insanların yaşadığı, Ramazan ayında bir imamları olmasından başka dertleri bulunmayan bu küçük sıcacık ortamda Hoca hiç ummadığı biçimde Bekir’le karşılaştı... Emaneti ona iade etmek zorundaydı, "Bir gün gelip Hacer ile Fatmacık’ı alacağını biliyordum, ama benim onları senin ayağına getireceğim hiç aklımdan geçmezdi..." diyerek...
Bekir kendisine teslim edilen emaneti
Hoca’nın onu taşıdığı gibi taşıyabilecek miydi?..
bugün seyrettim filmi.çok güzel bi filmdi.sonuda güzel bitmiş.başka türlü olsaydı belki bu kadar güzel olmazdı...güzel bağlamış kim bağladıysa:)( ismail doruk muş) :p
etkileyici bir film olmuş seneryosu cok güzel, yeni ama iyi oyuncular cıkarmış film, helede küçük cocuklar etkileyiçiydi filme baglanmamı saladılar, askerlerin eşyalarını karıştırıp süngüsünü calması ve daha sonra o süngüden bir faciya cıkması bence hiç sıkca karşılaşıla bilecek bir seneryo deyildi örnekleri cogaltmak mümkün sabah ezanı mesela vs.. özgün bir seneryo başka filmlere benzet gibi bir arzusu olmamış senaristin.tavsiye ederim izlenmesi gerek.
aşkı ile vicdanı arasında kalmış bir kadının dramı, ama aşkı onu iki kere yüzüstü bırakıyor, bence film bitmesi gerektiği gibi bitti eğer film aksi yönde bitseydi, hem imama hem de kadına çok yazık olacaktı, filmde bol bol çocuktan al haberi olayı olması filme ayrı bir hava katmış, bir de en çok çocukların istop oynadıkları zamanki çekim açıları çok güzeldi
ben bu filmi ilk wizyona girdiği gün izlemiştim we çok hoşuma gitmişti halada en sewdiğim filmler arasında yer alıyor:) muhteşemdi ya oyuncularında büyük etkisi war tabii:)
gördügün bütün trenlerle bana selam söyle bu söz cok hosuma gıttı bunu basta yazım.fılmde kucuk oyuncular harıkaydı.cem özer'in oyunculugu cok basarılıydı ve bu rolü baskası bu kadar güzel oynayamazdı sevgili nurgül yesilcay ise doğallıgı sade duru güzelliği ile filme cok büyük bir doğallık katmış filmin kurgusu belki çok iyi değil fakat oyuncular çok güclü düşük bütceli bir film olmasına göre espiriler güzel işin içinde doğallıkda varsa bence izlenir.
açıkçası filmi izlemeye başlamadan önce bu kadar güzel bir film seyredeceğimi düşünmemiştim.tek kelime ile süper bir film seyrettim.öncelikle senaryo çok sıradışı hiç seyretmediğim ve düşünmediğim bir örgü var senaryoda.ayrıca filmi seyrederken acaba sonu ne olacak bundan sonra ne olacak diye merak ediyorsunuz bazı filmler gibi sonu başından belli değil.dram var kızdığım taktir ettiğim noktalar var hiç ummadığım yerde hiç ummadığımolaylar gelişiyor.daha birçok şey sayabilirim.senarist başta olmak üzere emeği geçenlere bravo.
unutulmaz "selvi boylum al yazmalım"ın küçük tren istasyonuna sığdırılmış bir versiyonu adem'in trenleri... konu bakımından izleyiciye yeni bir şeyler vadetmese de küçük oyuncuların başarılı ve sempatik hali filmi yürekleri ısıtan bir hale sokuyor. filmin oyuncuları her karede ustalıklarını sergiliyor. kaçırmayın.
filmin başlarında imam olarak cem özer' e ısınamadım. film ilerledikçe hiç kusur bulamadım :) film hakkında hiçbirşey bilmeden izlemek iyi oldu, heyecan yarattı.
fatma' nın parmak emmesi, korkaklığı, şirinliği.. adem' in bilmiş bilmiş konuşmaları, tatlılığı... başarılı oyuncular.. doğallık...güzel bir filmdi.
son zamanlarda izlediğim en güzel yerli film diyebilirim.
biz genelde bu şekilde yüreğümizin bir kenarını sızlatan filmleri çok severiz, bu filmde işte öyle birşey...
kendinizi filmin içindeymişsiniz gibi hissedebiliyorsunuz, bir n.yeşilçay olup gidesiniz geliyor, bir c.özer olup gitme diye yalvarasınız geliyor. istemeden kendinizi filme kaptırıyorsunuz...
c.özer'i aktör olarak beğenmeyenleri ise bir kez daha düşünmeye zorluyor... c.özer bu filmde gerçekten güzel bir oyunculuk sergilemiş... n.yeşilçay'ın ise hakkını yememk lazım...
filimin ise bir çocuğun gözüyle aktarılması ise filme ayrı bir sıcaklık katmış...
ama sanırım izleyici olarak hak ettiğinden çok az bir sayıya ulaştı... filminizin yüksek sayılardaki seyircilere ulaşması için gerçekten güzel bir film hazırlamanız yetmiyor... yüksek izleyici sayılarına ulaşmak için şöyle bir anahaber bültenine çıkmak veya manşetlerden haber olmak gerekiyor... filmleri kıyaslamayı hiç sevmem ama m.kırmızıgül'ün filmine göre çok daha başarılı bir film olmasına rağmen medyadaki başarısızlığından dolayı hakettiği değeri görmediğine inanıyorum...
izlemeyenlere ise tavsiye ediyorum...
hoşçakalın...
Adem'in Trenleri
Sinepedi Katılımcıları