"ahh lizzyberry aşkından kaçtım.. şimdiyse kovalıyorum..beni istediğin her yolla test et.. bütün benliğimle hepsinden geçeceğim..beni test et lizzyberry" "anne bir kez olsun kendin ol" "bana aşkı öğrettiğin için seni hiç affetmeyeceğim." "beni tanıdığınızda benden hiç hoşlanmayacaksınız..beni sevmenizi de istemiyorum zaten.. amacım sadece anlatmak..eteklerini kaldırdığımda şehvetten titrersiniz.. erkekler ise beni kıskanır.. ama bazen onlar da beni arzular.." "peki şimdi benden hoşlanıyor musunuz?" bütün bu replikler hayatım boyunca hafızamdan çıkmayacaklar.. gördüğüm en iyi oyunculuklar diyebilirim.. malkovich'den hiç hoşlanmasam da kesinlikle harikaydı.. johnny'e söylenecek kelimeler kalmadı artık zaten.. hovarda 17 yy'da yaşamış sapkın bir adamın 33 yıllık hayat hikayesi.. hayatının mihenk taşı seks olan bu john yine seksin ona hediye ettiği frengi hastalığıyla acılar içinde ölüyor.. tek aşkı tiyatro.. onun asıl yaşam kaynağı karşı durmak.. kral'a annesine karısına fahişelere...karşılaştığı herşeye karşı durmak..korkak bir adam olduğunu zaaflarıyla yaşadığını itiraf etmek onun için kolayken aşık olduğunu kabullenmek resmen ölümdü.. kesinlikle izlenmesi gereken muhteşem bir film.. iyi seyirler..
hastalığının ilerlemiş aşamalarındaki makyajı ve performansı harika olan büyük usta, en yakışıklı aktör olan depp'i bir kez daha alkışlıyorum..şak şak şak!!...
bir arkadaşımın yorumunu paylaşmak istedim
alıntı:
"johnny depp hayranı olduğu için demiyom... vallahi onun için demiyom ama...
ama bu film oyunculukta son nokta işte budur! dedirtiyor...
amerika da az sayıda sinema salonunda vizyona girmesi , çoğu amerikalıların o sene bu filmden habersiz olduklarını biliyormuydunuz?
ancak depp hayranları daha sonra dvdsini elde ederek izleyebildiler...
johnny'nin hollywood zihniyetinden nefret etmesine gel de hak verme şimdi?
the libertine, en az 2-3 kez izlenmeyi hak eden filmlerden.
anlayabilmemiz içiin mi peki?
hayır.
anlayamayacak bişi yok zaten.
o dönem çifte ahlaki standart uygulayan ingilterenin pudralı iki yüzlü suratları üzerinde taşıdıkları kıvırcık perukları ve kabarık eteklerinin altında ki yozlaşmışlığı ; eşcinsel ve alkolik bir şair'in dahiyane dizeleri üzerinden bize anlatan filmde ... anlayamayacak bir şey yok zaten.
fakat oyunculuk nedir sorusunun cevabı için... tekrar ve tekrar izlenilesi !
malkovich ve depp karşılıklı döktürüyorlar.
muhteşem... ikisini izlerken, hangi birine bakacağını şaşırıyor insan. tek kelimeyle, ikisi de muhteşem!
the libertine / hovarda (dvd)
esen entertainment
“küstah, komik ve oldukça müstehcen”
****total fılm
“baştan çıkarılmaya karşı koyamıyordu, aksine dünden razıydı.”
johnny depp’den muhteşem bir dönem filmi…
# her kuşakta, adı skandallarla anılan, tabuları yıkmaya çalışan asi bir karakter vardır. dünyanın alıştığı değerleri yıkmaya çalışan özgür bir ruhun gerçekte ne demek olduğunu gösteren…
17.yüzyılda bu kişi john wilmot idi. ya da başka bir deyişle 2. rochester kont’u… bu yetenekli ve cin fikirli hovarda, kısa ve vahşi hayatını adeta restorasyon dönemi rock yıldızı gibi yaşamıştı. wilmot, her şeyden önce bir sorun çıkarıcı, sonra bir dahi ve en önemlisi de tarihin gördüğü en dizginlenemez özgürlük savunucusu olarak belleklerde yer etmişti.
iki kez oscar adayı olan johnny depp, laurence dunmore’un yönettiği bu cesur filmde, zamanının tüm kurallarını yıkmayı kendisine amaç edinmiş bu çılgın adamı olağanüstü bir performans ile adeta yaşayrak canlandırıyor. hovarda, 60’ların -ama 1660’ların!- özgür ve çalkantılı londra’sını tüm gerçekliğiyle hayata geçiriyor.
johnny deep var diye o kadar aradğım izledim
ama bence böyle bir filmde oynamamalıydı.
çok sapık bir film ve benim gözümde kariyerinde leke. zamanında vizyona girmediği için izleyici tepkiside almış zaten.
öncelikle sapık bir film değil.film gerçek hayattan uyarlama.
johnny depp in en unutulmaz performanslarından birini bu filmde sergiliyo
özellikle sonlara doğru şahane.
tabi herkesin sevebileceği bir film değil.ayrıca seyircinin tepkisini çekti ama az salonda vizyona girdiği için.
Hovarda
Sinepedi Katılımcıları