Seul’u ikiye ayıran Han nehri korkunç bir faciaya gebedir. Amerikan ordusunun bir kaç sene önce gizlice boşalttığı kimyasal atıklar, nehirde korkunç bir yaratığın üremesine neden olmuştur. Nehir kenarında piknik yapmak için toplanmış şehir sakinleri suların arasından ansızın yükselen devasal bir yaratık görürler. Bir kaç saniye içinde ortalığı savaş alanına çeviren canavar tekrar sulara gömülmeden önce ardında yüzlerce ölü bırakır. Ancak yaratık ile ilgili korkunç gerçek ancak bir kaç gün sonra farkedilir. Hükümet yaratığın insanlara korkunç bir virüs bulaştırdığından şüphelenmektedir.
uzakdoğu ve fransa sineması gerek senaryo gerekse de görsellik açısından amerikan sinemasıyla yarışmaya çalışıyorsa da pekte başarılı olamıyor. özellikle halka ve garez tarzında bir kaç gerilim filmi harcinde uzakdoğu sineması amerikan sinemasını senaryo yönünden geçmişsede bütün de hala oldukça gerideler. yaratık filmi de senaryo olarak iyidiyse de çekim teknikleri, yönetmenli ve oyunculuk vasatı geçememiş. ancak film amerikan karşıtlığını göstermesi ve güney kore halkının amerikadan perde arkasındaki bağımsızlığını kazanma isteği yönünden başarılı sinyaller vermiştir.
film güney kore'de giderek yükselen amerikan karşıtı bilincin bir yansıması aslında. şu sıralar abd malı deli danalı et yüzünden hükümetin başı iyice dertte nitekim. filme gelince, yaratığın ilk kez nehirden çıkarak insanlara saldıracağını düşünürken, kıyıdaki kaldırımda patır patır koşarken görünmesi kopardı beni. keşke başındaki tempo sonlarına doğru da sürseydi. ayrıca finaldeki yanış sahnesi inanılmaz amatördü. kınıyoruz.
bu beklenti olayı hakkaten kötü birşey sinema için..
hakkında sayısız iyi eleştiri ve yorum okudum gwoemul'un..genel beğeni de hep yüksekti..
ama bunların bende yarattığı beklentiyi filmin karşılaması zor oldu tabi..
yanlış anlaşılma olmasın film aslında iyi..ama beklentimi karşılamadı..
oldukça yaratıcı ve incelikli bir yaratık filmine imza atmış koreliler..
ayrıntılar, olay akışı(uzak doğuluların kendine has olay yorumlamaları vs) ve ince dokundurmalarla(pek ince sayılmaz gerçi) dolu senaryosu filme tür içinde kendine özgü bir yer kazandırmış..
bunun yanında dram, aksiyon, bilim-kurgu, komedi gibi türleri başarıyla harmanlamış..
yine de bendeki beklenti biraz daha farklıydı..
oha hakkaten koymuşlar çocuğu diye bi tepki vericem sanıyordum :)
neyse..iyi film sonuçta..izlemeden geçmeyin..
yaratığın kendisini beğendim güzel de son sahne bi felaketti yaw..çok amatör kaçmış filme..
film hakkında en çok duyduğum yorum, bir canavar filmine göre karakterlerini daha iyi işlemesi ve amerika'yı eleştiriyor olmasıydı. evet, karakterlerle çok vakit geçiriyoruz belki -hatta gereğinden fazla- ama filmin ana unsuru olan canavar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. amerikalılar atıklarını nehre döktü diye amerika eleştirilmiş oluyor, böylece canavarın ortaya çıkış hikayesi de oluşuyor. yani film bir taşla iki kuş vurduğunu sanıyor. güney korelilere de masum rolünü oynamak düşüyor. canavara biçilen rol ise birdenbire ortaya çıkıp insanları öldürmek, bazı kurbanları da ağzında ve kuyruğunda kanalizasyonun bir köşesine götürmek ve ara sıra da köprüde akrobatik hareketler yapmak. öyle bir canavardan bahsediyoruz ki etrafta bu kadar gezinirken ordu ya da hükümet tarafından görülmüyor ve tabi ki yok edilemiyor. galiba onlar da amerika'nın etkisi altında. öyle ya, son çare olarak amerika'nın verdiği silahı kullanmak istiyorlar fakat masum güney koreli halk "yankees go home" moduna geçerek buna karşı çıkıyor. canavarın peşinden koşup onunla mücadele etmek ise komik bir aileye kalıyor. öyle bir aile ve öyle bir halk var ki gözümüzün önünde, bu zor günlerde bile şaklabanlık yapmadan duramıyorlar. zaten sırf bu yüzden filmin türüne komediyi de eklemek gerekiyor. kısacası farklı bir canavar filmi izlemek isteyenlere tavsiye edilir ama bu, "farklı" derken neyi kastettiğinize bağlı.
sen güney koreli babanın (kaçırılan kızın dedesi) dediği kore atasözünü atlamışsın sanırım ne diyor orada baba (dede) "eğer bir hayvan ailenden birisini öldürürse onu lime lime doğraman farzdır" onun içindir ki aile (sana göre komik aile ama değiller asla) ne hükümetten ne de ordudan ne de abd'dan medet ummadan kendi işini kendi görüyor
iyi de benim ailenin mücadele etmesine lafın yok ki. yaratığı onların haklamasına sözüm var. devletin, ordunun veya amerika'nin yapamadığını ailenin yapması komik diyorum sadece.
filmi yeni seyrettim ve bence alienden sora yapılmış en iyi film sözü kesinlikle doğru ve gerçektende kaliteli performanslar söz konusu
ayrıca söylemeden edemeyeceğim amerikanın diğer ülkeler üzerinde nasıl bir etki bıraktığına dair virüs meselesi amerikalı doktorların ortaya atıp olmayan virüse inanmaları ve etraflarındakileride inandırmalrıydı bence zaten yönetmen bu noktayı biraz daha ön planda tutmuş gibi sonuç olarak çok güzel bir film kesinlikle arşivlik ve seyredilmeli
işin açıkcası vasatın üstüne çıkamaz ama yine izletir en azından mantıklı şöyle zehirlikimyasal maddeler suya bulaşıyo bundan dolayıda yaratık oluyo yinede izlenebilinir
filim normalde korku filimi ama o kadarda ürkütücü deildi.hele bi sahnesi beni çok güldürdü kızının öldüğünü zanneden baba kızın amcası halası ve dedesinin kızın fotoğrafına bakıp ağlaması çok komikti şimdi diyeceksiniz bunun neresi komik izleyenler bilir hepsinin bi kerede yere düşmesi amcanın kızın babasını vurma sahnesi çok komikti acayip hareketler var filim zaman geçirmek için iyi bir seçim olabilir diye düşünüyorum
korku gerilim die gitmiştim bende, ama trajikomik bir film çıktı :) zaman geçirmek için bile izlense okadar uzun sürüyo ki, bide sıkıcı ağır olunca hiç geçmiyo vakit..
korku filmi olması dışında bir babanın kızını ne olduğunu bilmediği bir yaratığa kaptırması, onu geri alabilmek için ailesiyle peşinden gitmesi, karantinaya alınması ,kaybettikleri ile daha çok bir dram filmi. bu filme korkmak ve aksiyon görmek için gidenler tabiki hayal kırıklığına uğramış olabilir, ama başarılı bir dram olduğunu düşünuyorum.
çok iyi bir ilk yarım saat sonrasında tempo artması gerektiği yerde azalmaya, gerilim kaybolmaya ve gereksiz bazı sahnelerle sıkmaya başlayan film sonu itibariyle de vasatı aşamıyor. kurgu'da 20 dakikası çıkarılsaydı, başladığı tempo'da bitebilir, gördüğü ilgiyi hakedebilirdi. fakat tüm bu eksilerine rağmen filmin artıları da yok değil. özellikle 2 sahnesi dramatik açıdan çok başarılı ve kolay unutulmayacak cinsten:(spoiler!)babanın, aslında kızının değilde bir başka çocuğun elinden tuttuğunu anladığı sahne ve büyükbaba'nın oğlunun boş silah vermesi sonucu ölmesini anlatan sahneler gerçekten de çok başarılı. yakın geçmişte yaşananları, kendi toplumlarını ve amerika'nın çevreye (özellikle başka ülkelerin çevresine) verdiği zararları yaratık ekseninde anlatan film bunda gayet başarılı. özel efektler ise başarılı, evet ama sözü edilmeye değmez, eğer bütçeniz varsa hollywood'un en başarılı özel efektçilerini getirip canavar'ı istanbul boğazından da çıkarabilirsiniz.
Yaratık
Sinepedi Katılımcıları