izlediğim en muhteşem aşk filmiydi diyebilirim kesinlikle..defalarca izledim.kaç kere izlediğimi bile hatırlamıyorm.tekrar olsa takrar izlerim..hatta bütün gün tekrar tekrar izleyebilirim :d
spiderman deki harry osborn dan sonra tristan rolüyle james franco nun izlediğim ikinci filmi...tristan ve isolde destanının uyarlanmış hali...kadrosunda fazla tanınan oyuncu olmasada oyunculukları üst düzey buldum. dönemin havasını, aşklarını ve önlerindeki engelleri çok iyi yansıtmışlar. kıyafetler ve dekor yine aynı şekilde döneme uygun. yönetmen koltuğunda da kevin reynolds e daha ne olsun...
destan hakkında kısa bilgiler...
"ilk defa 1210 yılında gottfried von strasburg tarafından derlenen kelt kökenli ingiliz destanı. dünya edebiyatının en güzel destanlarından biridir. daha sonra 1300 yıllarında 3344 dizeyle sir tristram adıyla da yazılmış fakat en önemli çalışmaları sir walter scott yapmıştır."
içeriği...
"annesi blanchefleur'le, babası kral rivalen'i kaybeden şovalye tristan, ingiltere kralı olan amcası marke'a yollanır. şovalye ruhu taşıyan cesur tristan burada amcasının sempatisini ve güvenini kazanır.
kral marke (marc cornaouailles), irlanda kralının kızı altın saçlı isolde ile evlenmek ister. bu siyasi evliliğe aracılık etmesi amacıyla şovalye tristan'ı yollar.
siyasi evliliğinden haberdar edilen isolde buna karşı çıkmaz fakat müstakbel kocasının kendisine aşık olmasını da ister. bunun için büyücüler bir iksir hazırlarlar.
isolde bu iksirin başkalarının ele geçmemesi için onu en yakın arkadaşı brangane'e verir. kadın bunu bir şarap şişesine boşaltır.
ingiltere'ye deniz ötesi yolculuk başlar. gemide brangane'nin yanlarından ayrıldığı bir vakitte, isolde'yi korumak ve ona moral vermek amacıyla yanında bulunan tristan, ona şarap ikram etmek ister. şarap bulamayınca brangane'nin çantasındaki şişeyi fark eder. bunun bir aşk iksiri olduğunu bilmeyen tristan bundan bir kadeh isolde'ye de verir. işte ünlü aşkları bu şekilde başlamıştır. içeri giren brangane bunu fark eder fakat artık elinden bir şey gelmez. isolde tristan'a vurulmuştur.
hayatlarının tehlikeye girmemesi için bu aşk gizli tutulur. tristan ve isolde gizli gizli buluşmaya başlarlar.
onlar buluşurken bazı dedikodular isolde'nin kocası kral marke'a ulaşır. kral onların buluştuğu göl kıyısını öğrenir ve oraya gizlice saklanır. isolde ve tristan orada buluşurlar fakat ağaçların arasındaki gölgeyi farkedince doğaçlama bir tiyatro oynamaya başlarlar. isolde tristran'a bu şekilde kral ile olan evliliklerinin tehlikeye girebileceğini, kem göz taşıyanların bunu yanlış anlayabileceğini söyler. kral bunu duyunca vicdan azabından kahrolur ve onlara daha iyi davranmaya başlar.
dedikodular gittikçe artmaktadır ve bunlar kralın içindeki şüpheleri körüklemektedirler. kral en sonunda ikisinden sarayı terketmelerini rica eder. ikisi sarayı terk edip bir ormana girerler. ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar. onları takip eden gözcüler mağarayı krala haber verirler ve kral mağaraya gizlice girer.
gördüklerine inanamamıştır çünkü tristan ve isolde ayrı yerlerde yatıyorlar ve aralarında bir kılıç duruyordur. yatan iki kişinin arasına konan kılıç orada namusu sembol etmektedir. kral bunun üzerine onları saraya tekrar davet eder. törenle saraya yerleşirler.
bu gizli buluşmalar devam ediyor, birçok köylü de onları görüyordur. en sonunda kral kendisi de bunları fark eder ve öfkeyle cezalandırır.
korkunç son gelmiştir. tristan ve isolde ayrı ülkelere sürgüne gönderilirler.
strasburg'un derlemesi burada bitmektedir. buraya kadar yazılan bölüm yirmi iki bin dizeden oluşmaktadır."
sonu..."bu konuda birçok farklı anlatı vardır. bunlardan en çok anlatılanı kralın tristan ve isolde'yi sürgünde de rahat bırakmayıp zehirletmek istemesi, tristan'ın zehirlenmesi fakat isolde'nin kurtulmasıdır. isolde hikayeye göre tristan ölmek üzere iken yanına gelir fakat tristan onu göremeden ölmüştür. isolde onun yanında ölür.
diğer bir anlatıya göre tristan sürgünde iken evlenmiş fakat yeni karısı onun sönmeyen aşkını öğrenmiştir. tristan isolde'yi yanına çağırmış, gemisine beyaz yelken çekmesini dilemiştir. bunu da duyan karısı tristan'ı zehirlemiş, ufukta bir gemi gören tristan'a onun kara yelkenli olduğunu söylemiş ve tristan son nefesini vermiştir. beyaz yelkenli gemi gelince isolde tristan'ı ölü bulmuş ve o da onun yanında can vermiştir. bunu duyan kral pişman olmuş ve ikisine bir mezar yaptırmıştır.
sir walter scott'un da ayrı bir son yazdığı biliniyor."...alıntıdır.
konusu romeo ve juliet adlı aşıklardan daha önce yaşamış olduğu varsayılan, efsanelerde geçen 2 aşık;tristan ve isolde. efsane özelliği kazanmış, bir kişi tarafından da dizelere dökülmüş bu aşk hikayesi filmde oldukça güzel işlenmiş. böyle bir film olmasaydı ingilizlerin kelt kökenli böyle bir aşk efsenesinin olmuş olduğunu öğrenemeycektim. film açısından bakarsak kostümler, oyuncu performansları ve efsanenin çeşitlenmiş şekillerinden birine sadık kalınmaya çalışılması oldukça güzel...
tarih,savaş ve aşk.irlanda ile britanya kabilelerinde savaş olmaması için feda edilen bir aşkın hikayesi.sevdiğinden vazgeçmek zor hatta dayanılmaz.onu kaybetmişsin ve başkasıyla paylaşıyorsun.konusuyla ilk şövalyedeki richard gere'i hatirlattı.aşkı paylaşmayı iki filmde de sevmedim.filmin afişinde ilk göze çarpan ''romeo ve juliet'ten önce tristan ve ısolde vardı''.iyi seyirler
Tristan Ve Isolde
Sinepedi Katılımcıları