Leonard Shelby, pahalı takım elbiseler giyer, son model bir Jaguar kullanır; bunun yanında ucuz, tanınmamış motellerde konaklar ve ödemelerini hep nakit parayla gerçekleştirir. Başarılı bir iş adamı görüntüsündedir... Ancak Leonard'ın tek işi intikam almaktır; karısının ırzına geçip öldüren adamın peşindedir. Şüpheleri polis tarafından dikkate alınmayan Leonard'ın yaşamındaki tek mücadelesi, adalet arayışı uzerine kurulmuştur. Katili belirlemesinde ise büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Leonard'ın nadir görülen, tedavisi olmayan bir hafıza kaybı hastalığı vardır. "Kaza" oncesi olayları tüm ayrıntılarına kadar hatırlayabilen Leonard, 15 dakika önce ne olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini ve neden gittiğini bilememektedir.
sondan başa gitmesine rağmen adeta iki finalli:). bol sürprizli ve zaman geçtikçe taşları seyircinin kafasına oturtmayı çok iyi başarıyor.(özellikle ''kim olduğumuzu bilmek için anılara ihtiyacımız vardır''sözü benim en sevdiğim replik oldu) bu filmde her notun,her repliğin bir anlamı var ve bu nedenle de dikkatli seyretmek gerekiyor.son zamanlarda kurguda yapılan oyunların belki de en iyisi bu filmde mevcut...
son zamanlarda izlediğim en kafa karıştırıcı ama çok mantıklı bir hikayeyi anlatan filmdi... kurgusuyla anlatımıyla ve senaryosuyla çok farklı bir film bence... film hikayeyi öyle çarpıcı anlatıyorki lenny'le birlikte seyirci de kayboluyor, ikilemler yaşıyor... ama sona doğru geldikçe -ki aslında hikayenin başı- herşey netleşiyor ve bir vicdan azabının ve bir hafıza kaybı hastalığının nelere neden olabileceiğini anlıyoruz.. muhteşem kurgusu ve oyunculuğuyla 2000li yılların en güzel filmlerinden bence... eğer filmden sıkıldıysanız dikkatli izlememşsiniz demektir... çünkü pürdikkat izlenmesi gereken bir film...
bence mükemmel,kusursuz süper bir film.kurgular,replikler harika.böyle farklı bir film görmedim.imbd de ilk 30 a girmeyi kesinlikle hakediyor.sondan başa gitmesi de harika bu filme kötü ve sıkıcı diyenler bence filmden anlamıyolar kesinlikle tavsiye edeceğim bir film.yönetmen ve senaist harika bir film yapmaya başarmış.
bu filme güzel yorumu yapıpda benim yorumumu okuyanlar kızacak ama filmin ne başı belli ne sonu.karmakarışık bir film.kurgu olarak dejavu ya benziyor ama onun yarısı gibi olamaz bence.filmi izlerken çok uykum geldi.filmde topu topu 5-10sahne var evirip çevirip aynı sahneleri gösteriyor
3 kelimeyle anlatmak gerekirse etkileyici,şaşırtıcı,sarsıcı derdim bu film için,bende iz bırakan ve benim için başyapıt niteliği taşıyan bir şaheser ,replikleri inanılmaz : ''-kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var'' ne denebilir ki kusursuz =)
kurgu dehası içeren psiko-şizofren bir hikayeye sahip filmdi.yönetmenin sonraki işleri adamın boş olmadığını gösterdi.dark knight'i izlemeyen varsa buraya yorum yazmasın bence.
christopher nolan seyirciyle oyun oynuyor nolanların dahice ve orjinal senaryosu christopher nolan hikayeyi yorumlayışı , oyunculuklar filmlere mükemmel ,şahane, harika,mütiş gibi yapılan klişe ifadelerin hepsini hak ediyor elinizde bulmaca olan sürekli yorumlamayı gerektiren bir baş yapıt memento. film sondan başa doğru sarıyor bir önce izlediğiniz sahneyle çağrıştırmaya yapıyorsunuz. leonard gibi film geriye gittikce bizde hafızamızı zorlamaya başlıyoruz bağlantı kurmak için hafızamızı durmadan yokluyoruz izleyici olarak hep filmin sonunu merek ederken bu memento denilen yapıt da önceden ne olup bittiğini dürtülüyorsunuz guy pearce mükemmel bir seçim role çok oturmuş mest etti şahsımı matrix den iki takviye var carrie-anne moss ve joe pantoliano carrie nin sönük kaldığı kanısındayım ama joe pantoliano için bu söz konusu değil iyi performans sergilemiş memento yu görmezden gelen akademi kendilerinden oyun oynanmasından haz etmemiş olmalı ama sağ ol christopher abi böyle bir oyun için karelere soruyu okudukça hep farklı kelimeler çıkarttığım bulmaca için keşke ben böyle bir film yapsaydım...
arkadaşlar yapmayın nolan iyi bir yönetmen ama bu filmini beğenmek bence çok iyimserlik olur. bakın bir film zekice işlenmek istenmişse sonu harika bitmelidir ve anlamadığın her şey sonunda aklına düşmelidir. film sıkıcı bir tempo ile ilerliyor ve sonunda öyle şok etkisi yaratacak bir şey olmuyor. bence bu tarzda denenerek batırılmış binlerce film arasında bir tane daha. ama nolan'ın prestiji ile kıyaslarsanız arada dağlar kadar fark var. hem kurgulayışı hem de gerçekçiliğini görünce yönetmenin çok yol katettiğini görüyoruz. ama bu filmi vasat.
sonunda daha nası harika biteceğini düşünüyodun ki. daha ne yapması gerekiyodu. filmde geriye giderken verilen cvplar sürekli gidip gelmeler. oluşan soru işaretleri(mesela natalienin kağıdındaki karalanmış yazı direk dikkatimi çekmişti). yapılan telefon konuşmaları direk izleyicide merak uyandırıyor. ki sonuyla ilgili yorumuna gelince sammynin karısına olanlar, teddy-natalie ikileminin cvp bulması, sammynin aslında kendi olması ve kendine yaptıklarından dolayı teddyyi kendine sonraki hedef seçmesi(bulmaca olarak, açık hedef değil) gayet şok etkisi yaratan olaylardı. eğer daha iyisi aklına geliyorsa buyur nolan kardeşlerin tahtı seni bekliyor.
sinema tarhine şöyle gerçek bir gözle baktığımız da;-ki hadi bırakın tarihi falan da, kendi gözünüzle bakmayı denediğiniz de bile hafızalarda yer edibilecek, izlediğim deyim yerinde ise en çarpıcı filmlerin başından geliyor "akıl defteri"...sinema kulvarında bazı yönetmenleri hemen hemen bütün filmleri aynı kalitede ve aynı özgünlükte olduğu kuşkusuz, benim için ...christopher nolan böyle bir isim..adamım her filmi övgüye değer bir kapasitede...velhasılı filmin yüksek tempoda seyreden akışı,sürekliyiciliğin had safhada olduğu bir çemberin içine sevk ediyor izleyiciği... olaylar bir haylı karmaşık görünüyor, zaten filmden alınan gerçek haz ise; olan bitenlerin, ne olduğuna dağir tam olarak adamakıllı bir anlam verememek olsa gerek..."yanı gizem ve sır perdesinin akışı yavaş yavaş su yüzüne çıkan bir seyirlik..cidden harkulade bir aksiyon, bu tarzın müdavimleri için biçilmiş bir kaftan adeta...
yarmış bi senaryoya sahiptir bu film ilk izleyişte eksiksiz anlayan varsa bu dünyaya ait değildir şüphe duyarım bütün sinemaseverlerin izlemesi gereken bi yapım...
akıl oyunu diye ben buna derim.filmi izlemeye gece 12'de başladım ama saat 4'te anca bitirdim.o kadar karışıktı ki anlamadığım yerleri baştan izliyordum.diyalogları anlamak çok önemliydi.1 saat 45 dakikalık filmi 4 saatte izledim fakat hala aklımda soru işaretleri var.filmin güzel yanlarından biride olayın en sonundan başa doğru en ince detayına kadar gitmesiydi.böyle filmlerin pek gişe yapacağını sanmıyorum.çünkü bu tarz filmler genç işi ben bunu anneme babama izlesem hiç bir şey anlayacaklarını sanmıyorum.ama her ne olursa olsun genede güzel bir film.prestij filmine benziyor.nede olsa senarist ve yönetmen ikisininde christopher nolan.
eminim hepiniz bağımsız film kavramını duymuşsunuzdur arkadaşlar.ben son dönemde bu konuya ilgiliyim ve ilgili arkadaşları buraya bekliyorum.bağımsız...
Akıl Defteri
Sinepedi Katılımcıları