Son ameliyatına birkaç gün kala transseksüel Bree (doğum adıyla Stanley), hayatında erkek olarak girdiği tek cinsel ilişkinin ürünü olan oğlu tarafından telefonla aranır. Oğlu hapishanededir ve birisinin onu çıkarması gerekmektedir. Bree konuyu hemen geçiştirerek telefonu kapatır. Ancak psikiyatrı buna izin vermez, erkek geçmişinin son cilvesiyle yüzleşmeden ameliyat olmasını uygun bulmaz. Psikiyatrı ameliyatı için gereken imzayı atmadan önce bu yolculuğu ona şart koşar.
İsteksiz ve sinirli bir şekilde Los Angelas’dan New York’a gidip yeni tanıştığı oğlu Toby‘i bir dolar ödeyerek hapisten çıkaran Bree’nin tek amacı bu yakışıklı, kokain problemi olan çocuğu üvey babasına teslim edip yoluna devam etmektir. Toby ise Kiliseler Birliği’nden geldiğini öğrendiği bu iyi yürekli Hıristiyan kadınla Los Angelas’a film endüstrisinin kalbine doğru yola çıkmak ister.
Arabayla doğudan batıya doğru Amerika’yı bir ucundan diğer ucuna takip eden yolculuğa çıktıklarında başlarına beklenmedik olaylar gelecektir.
Bu senenin en çarpıcı performanslarında birini yaratan bu filmde, Felicity Huffman‘ın harika oyunculuğu bir erkeğin bedenine hapsolmuş bir kadının bir yandan tanınmak isterken bir yandan da fark edilmemeyi umut eden bir yabancının öyküsünü, tatlı bir mizahi dokunuşu bir an bile elden bırakmadan anlatıyor.
Transamerika, tıpkı Bree rolündeki Felicity Huffman gibi tatlı, gerçek ve ürkek bir erotizme sahip...
hollywood, bugüne kadar cinsel kimlik arayışıyla boğuşan bir çok karaktere ev sahipliği yaptı. philedelphia ve erkekler ağlamaz’da olduğu gibi kimlik bunalımı yaşayan karakterler, birçok oyuncuya oscar heykelciğini bahşetti. bu hollywood için bir nevi devrimdi aslında. daha önce sadece bağımsız filmlerce sahip çıkılan cinsel kimlik tartışmaları, daha cesur sahnelerle daha büyük kitlelere anlatılmak üzere varlıklı stüdyolar tarafından kucaklanmıştı. hollywood, kendi zincirlerini kırıyordu belki de. fakat işin gerçeği, hiçbir zaman bu tartışmaları hakkını vererek savunmayı beceremedi kanımca.transamerika, çekim estetiğinden, konusuna dek bağımsız film kokan bir yapım olsa da seyircinin damağında hollywood tadı bırakıyor esasında. ortaya koyduğu argümanları yeterince iyi savunamamasını bir kenara bırakırsak bu tadı almamızın en büyük nedeni fazlasıyla gişe kaygısına düşmesi, izleyiciyi aydınlatmaktan çok eğlendirme amacı gütmesi. keşke bu pek gereksiz eğlendirme endişesi bir kenara bırakılsaydı da, kadın olma telaşı içinde bir anneden çok baba otoritesine sahip bree’nin birbirinden güzel kişisel ayrıntıları daha ön plana çıksaydı. bana kalırsa böyle oturmuş bir karaktere yazık olmuş, felicity huffman’ın sınırsız eforu da sonuçsuz kalmış filmde. hollywood’un transseksüellik anlayışı transamerika’yı da vurmuş.... izlemek isteyenl herkese ii sehirlerbende hollywood filmlerin azda merak eden varsa izlesin derim kanımca...:)
ya film anlamlı bence annenin yolda çektiklerini anlatıyor ; üvey babasına götürüşü oğlunun kokain sapkını olşu ve annenin bunları engellşi anne gerçekten süfer ve filmde öyle...
önceleri insanlığın kanayan yarası olarak algıladığımız ama artık yaşamımızın bir parçası olan transseksüellerin yaşamını ve onların duygularını konu alan farklı bir film... bree hem kendi yaşamında hem de bizim bakış açımızda büyük değişikliler yaptığını düşünüyorum... bunu yaşarken hissettiklerini gel gitlerini başarıyla yansıtmış...izleyin derim...
çok eğlenerek izlediğim bir film. aslına bakılırsa hep merak ettiğim ve bir çok insanın da merak ettiğini düşündüğüm o karar noktası ve o noktaya gelişi anlatan güzel bir hikaye. cinsiyet karmaşası ve tercihler. çok güzel bir oyunculuk. izlenmesi gereken bir film.
cinsiyet değiştirme, erkek fahişeliği, dinle dalga geçme gibi keskin ve hassas konuların yanısıra bir çocuk için baba imajı, toplumsal değerler, ailenin önemi, iç dünyanın dış dünyayla mücadelesinin, hissedilen ve yaşanılanların gayet soft tarzda anlatımıyla harika bir film ortaya çıkmış. oyunculuk performansları muhteşem, müzikler çok çok iyi. şiddetle ve şiddetle tavsiyemdir, film izlemenin keyfine varma olasılığınız çok yüksek.
çok farklı, bir o kadar da insanı kendisine çeken bir hikaye bu.bree'nin öyküsü izlenmeye değer...oscar'da felicity huffman'a ödülü vermediler ya çok büyük haksızlık oldu bu çünkü reese'in performansından çok daha iyiydi.
oscar ödüllerinde açık bir şekilde felicity huffman'ın hakkı yenmiştir. film homofobik akademinin kurbanı olmuştur. felicitynin ürkek bi o kadar da cana yakın karakteri ayrı bir incelenme konusu iken benim dikkatimi daha çok kevin zegers'ın karakteri toby çekmiştir.
bir çocuk düşünün hayatını sokakta fahişelik yaparak kazanıyor hayatta görmediği olay karşılaşmadığı tip kalmamış annesi ölmüş üvey babasının tacizlerine hatta tecavüzüne maruz kalmış bir tarafı yetişkinlerin bile başetmekde zorlanacağı şeyleri büyük bir olgunlukla karşılarken diğer tarafı ise hala çocuk. en büyük hayali ise babasının havuzlu evine taşınmak. gelin görün ki babasının ise tek hayali kadın olabilmek film bu baba oğulun yol macerasını anlatıyor bunada tabi ki muhteşem müzikler eşlik ediyor.
filmde kevin zegers'ın da oyunculuğu felicityden aşşağı kalır değildir. ilerde çok daha iyi projelerde görülecek ve kıskanılacaktır...
ben bu filmde sölenenlerin aksine pek bişi bulamadım,verilen ilişki bence çok basit ve yavan verilmişti,film ne tür olduğu konusunda bile kendiyle çelişkide ve bide eşcinsellikle arası bayaa fobik olan biri olarak...
transamerika 2006 ının en iyi birkaç filminden biri idi sağlam senaryosu ve hoffmanın birinci sınıf oyunuyla hem neşelendiren hem de düşündüren bir filmdi .gerçi ilk sahnede bree nin oğlunu pat diye karşısına çıkması biraz can sıksada sonraları katman katman açılan senaryosuyla insan avuçuna almaktadır. breenin oğlu bence amerikanın iki yüzlü ahlak anlayışını simgelemektedir .çünkü oğlan bree babası olduğunu öğrendiğinde onun cinsiyet değiştirmesine karşı çıkarken kendisi gay porno filmi çevirmek için yola çıkar .bence marjinallere karşı önyargıları olanlar bu filmi izlemelıdir
kendi halinde ve oldukça keyifli bir film. hiçbir şey için olmasa da huffman'ın müthiş oyunculuğu için bile izlenir. bazı sahnelerinde izleyiciyi sıksa da genel olarak başarılı olmuş.
Transamerika
Sinepedi Katılımcıları