yaklaşık bir buçuk sene kadar önce heralde tam bir orly hastası olduğum sıralar (şimdede çok beğeniyoruma ama ilk sırada went gelir:) okuldan arkaşımla orly hakkında konuşuyoruz bir kaç ay önce ki bir dergideki röportajı kesmiş onu gösteriyodu ben öyle durur muyum? tabi kaptım hızla heycanla okuyorum çok güzeldi bende istiyorum diye tutturdum ama derginin sayısı geçmiş alamıycam bir günlüğüne arkadaştan istedim röportajı , alıp fotokobisini çektirmek için çektirmeye gittiğimde çeken adamın bana bir bakışı vardı unutamıyorum ne yaparsınız hayranlık işte:)
biliyomusn canım cok benzeri bi olay basıma geldi =) dergiyi bulamamıstım,dergide kurstaki arkadasmda vardı hemen alıp fotokopi cektirmiştm :))herkes bakıp durdu :d
orlando bloom, yazar bir anne ve professor bir babanın oğlu olarak ingiltere, canterbury’de dünyaya gelir. orlando’yu ve ablası samantha’yı küçük yaşta sanata yönlendiren kişi annesidir. daha küçük yaşlarda oyunculuğa merak salan, aktör katıldığı sanat festivallerinden ilham alarak sanat yaşamına şiir yazarak başlar. babasını dört yaşındayken kaybeden orlando ve samantha annelerinin kanatları altında hayata atılır.
1993’te 16 yaşındayken londra’ya taşınan oyuncu "casualty" gibi tv dizilerinde rol almaya başlar. 1997 yılında “wild” filmiyle beyaz perdeye merhaba diyen sanatçı, üç yıl boyunca guidhall school of music and drama’da eğitim görür. "12. gece" ve "troya kadınları" gibi önemli oyunlarda rol alan genç aktör okul yıllarında bir arkadaşının evinin terasına çıkmaya çalışırken düşer ve sırtını incitir. felç olmanın eşiğine gelen sanatçı, azmi sayesinde hastaneyi koltuk değnekleriyle terk eder.
bu olaydan kısa bir süre sonra “yüzüklerin efendisi” üçlemesinin oyuncu kadrosunun seçimlerinin olduğu tüm sinema çevrelerine duyurulur. 1999 yılında ikinci film olan “iki kule”deki faramir karakterini canlandırmak için seçmelere katılsa da, üçlemenin ünlü yönetmeni peter jackson, orlando bloom'un üç bölümde de önemli bir yere sahip olan elf okçusu legolas karakerini canlandırmasına karar verir.
"gladyatör"ün ünlü yönetmeni ridley scott'un kamera arkasına geçtiği "cennet'in krallığı"nda (kingdom of heaven) bir fransız demircisiyken şovalye olan bloom, daha sonra "elizabethtown"da bir ayakkabı tasarımcısı olarak karşımıza çıktı.
"karayip korsanları: siyah incinin laneti"yle 2003 yılında romantik korsan will turner olarak yer alan orlando bloom, ardından "karayip korsanları: ölü adamın sandığı" ve karayip korsanları: dünyanın sonu'nda yer aldı.
orly yüzüklerin efendisi” 1999 yılında ikinci film olan “iki kule”deki faramir karakterini canlandırmak için seçmelere katılsa da, üçlemenin ünlü yönetmeni peter jackson, orlando bloom'un üç bölümde de önemli bir yere sahip olan elf okçusu legolas karakerini canlandırmasına karar verir.
orlando dan inviler festivalde okuduğum şiir ve yazılar bana çok şey kazandırdı. sesimi duygularımla kullanmayı öğrendim diyebiliriz. okul oyunlarında her zaman verilen rol'ün sözlerini karıştırırdım. okuldaki tiyatro öğretmenim bana her zaman garip çocuk rolleri verirdi. kısacası ne çok yetenekli olduğumu düşünür ne de sanat'a ilgi duyardım. annem'in bizi götürdüğü tiyatrolarda gördüğüm gerçek üstü karakterlerden sonra ise oyuncu olmak istediğime karar verdim.
ya keşke yüzüklerin efendisi ve karayip korsanları bitmeseydi mükemmel karakterlerdi ikisi de hele karayip te ki saçları karizma ya çok uygun will turner trova da da cennetin krallıgında da hepsinde iyiy di be orly yetenek işte loveshine boş boşuna kalbini vermemiş ah orly ah dağa çıkasında kurtlar seni yiye =)
off off hele karayip korsanlarında... nası bi karizma nası bi şekerlik bu ya =) karayip korsanları 4 cıkıcak canım hemde orly'mle :)) zaten ben orlandoya ''will turner'' karekteriyle hayran oldum.. will 4ewa!!!
"12. gece" ve "troya kadınları" gibi önemli oyunlarda rol alan genç aktör okul yıllarında bir arkadaşının evinin terasına çıkmaya çalışırken düşer ve sırtını incitir felç olmanın eşigine gelir orly ya beyler ama azmi ile hastaneyi koltuk değnekleriyle terk etmiş gelseydin loveshine nin yanına koltuk deynekleri değil loveshine nin omuzlarında terk eder din hastaneyi ya nerdeydi ozaman kate ler
katılıyorum bende ilk orda görmedim ama legolas karakteriyle bir karizma abidesi olmuştu hele 2.filmde orclar gelirken they are coming deyip ok atışı yokmu zaten will turner la daha mükemmel olmuş o uzun saçlar hem karizma kılıç kullanmasıda mükemmeldi serinin ilk filminde helede aslında orly nin komik yanlarıda var dikkat ettiyseniz =d
gruba üye olmama rağmen pek ziyaratte bulanamamışım bunu telafi etmeliyim her neyse orli'ye gelirsek ahh ilk yüzüklerin efendisi'n de gördüm onu sonra karayip korsanları cennetin krallığı derken iyice hayranı oldum karizma, sevimlilik bu iki özellikle onda harika bir araya geliyo iki sene öncesine kadar sıkı bir hastasıydım ama hayatıma wentworth miller girince biraz arka planda kalmasına rağmen o birtane .. hoşgeldim mi? gruba :)
arkadaslar hemen bir konuya acıklık getireyim.orlando kate bosworth tan ayrıldı.o arada jennifer anistonla cıktı.söylentilere görede suan kate hadsonla... sonunda kendine yakısır seker bi kız buldu =))
orlando bloom loveshine tanıyamadan gittin kate bosworth e aşık oldun birşeye de benzese gam yemem neyse umarım ilerde loveshine ile tanışıp hatanı anlarsın hatasız kul olmaz :d