Arkadaşları
Toplam 95 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (127)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Yedinci Mühür Hakkında |
| 23 Mart 2011, 19:13 | |
| "Korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra o imgeye 'Tanrı' adını veririz..." 10 yıllık Haçlı savaşları boyunca,Tanrı dışında her şeyi görmüş,her şeye tanık olmuş,yaşamış,bir şekilde hissetmiş bir şövalyenin karşısına çıkan ölümün hikayesi bu... Ölümden korkmayan,hatta ölmek isteyen,ama yine de kafasındaki sorulara bir yanıt bulmadan ölmek istemeyen bir şövalyenin hikayesi... Satranç oynamayı teklif eder ölüm'e ve yalnızca içinde barındırdığı bu inanılmaz,düşünülmesi hem ürperten hem de insanı bir şekilde tatmin eden bu imgeyle bile,izlenilmeyi hakeden bir film olmuştur benim için... Bergman'ın oyunu, beklenilen gibi bütün bir film boyuna yaydırmak yerine,belli sahnelerde kullanıp,aralara ölümle Block'ın 'sorgulatan' repliklerini yerleştirmesi de inanılmaz etkileyici yapmıştır her şeyi benim gözümde. Özellikle de,kilisedeki sahneyi ve replikleri sanırım uzun zaman boyunca unutmayacağım... Kafamda sorular dönüyor. İnsan bu filmden sonra ister istemez bir sorgulamaya giriyor. O neden yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin ardına saklansın ki? Kendimize inancımız yoksa,başkasına nasıl inanç duyabiliriz? İnanç istemiyor o,varsayım da istemiyor. Yalnızca bilgi istiyor! Tanrı'yı görmek istiyor. Ona dokunmasa bile sesini duymak.. Sesine ses verdiğine inanmak! Film boyunca,şövalyeyle birlikte-hatta filmden sonra da- bu sorunun yanıtını arıyoruz. Ancak net bir yanıt verilmiyor bize. Şeytanla birlikte olduğu için öldürülecek olan kız "şeytan her zaman yanımızda,içimizdedir" diyor. Ama diğer bir yandan, Şövalye'nin satranç oynarken,sırf Jof ve Mia'nın gidişine izin vermek için,oyunu kurban edişi ve filmde 'iyilik,saflık' kavramını simgeleyen Jof ve ailesinin kurtuluşu,bir yerlerde Tanrı'nın olduğunu ve onların kurtulmasına yardım ettiğini gösteriyor.. Belki de, Ölüm'e bu zamanın yaradığını söylerken,artık onlar sayesinde bir şeylere inandığını ya da bildiğini kastediyordu,belki... Bir bilinmezlikle, ve filmin sorduğu sorulara,kendi içinde yanıt vermeye çalışmakla kalakalıyor insan. Ne diyebilirim ki... Uzun süre etkisi altından çıkamayacağım bu filmin ve repliklerinin! "O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz..." | |
![]() |
Uzaktaki Anılar Hakkında |
| 06 Mart 2011, 23:48 | |
| "Onu her zaman özleyeceğim. Ama bizim sevgimiz rüzgar gibi. Göremiyorum; fakat hissedebiliyorum.." Uzun zamandır bu kadar ağlamamıştım sanırım. Bunda kendime duygusal filmleri yasaklamamın payı da büyük elbet ama.. Bu filmi izlerken,beni bu kadar sarsacağını tahmin edememiştim doğrusu. Filmin resmi,konusu belki biraz sıradan,belki biraz tatlı bir aşk hikayesinin sinyallerin veriyordu. Sessiz sakin bir kız olan Jamie fark edilir,esas çocuk kendi ortamından kopar.. Başta olmayacağını sanır,ama sonra hissettiği şeylerin farkına varır ve bunun için çabalar.. Kız bir süre sessiz kalır,ama sonra o da karşı koyamaz.. Ve filmin bize gösterdiği noktaya kadar,mutlu olurlardı. Evet kestirebildiğim buydu. Ve bu beklentilerle,insanın karşısına böyle bir film gelince,sarsıcı çok sarsıcı oluyor cidden.. Basit,sıradan bir hikaye yerine,tam yerinde kullanılmış,en azından benim için,sarsıcı repliklerle, Mandy Moore'un gözlerindeki hüznü konuşturmasıyla,Shane West'in muhteşem oyunculuğuyla,kendisini diğer filmlerden birazcık farklı kılabilmeyi başarmış.. Şuanda elimde olmadan çok söylensem bile filmin senaristine,oyunculara,bu repliklere.. diğer bir yandan da,çok memnunum böyle bir film ve oyunculuklar izleyebildiğim için. Bana bir şeyler hissettirebildikler için. İşin komik yanı.. Landon'ın ağladığı sahnelerde,ben ondan daha çok ağladım.. O içini bir kere çekerken,ya da sarsılırken,ben kendimi o aralıkta iki üç kez sarsılırken buldum. Hem ağladım,hem de içten içte güldüm kendi halime.. Mükemmel bir senaryoya sahip falan değildi. Mükemmel bir kurgu değildi. Ama hayatımda izlediğim en içten filmlerden biriydi bence. Oyunculukların size o gerçek aşkı anlatmasının yanında,yaratılabilecek en masum aşklardan biri yaratılmış. Dokunma arzusu bir yana,birbirlerine baktıklarında gözleri parlayan,bir gülüşle mutlu olabilen,birbirlerinin yanında mutlu.. Özellikle de hala gözümde canlanan o dövme sahnesi.. Benim için aşkın en masum sahnelerinden biridir,şuan içinde izlediğim onca film arasından.. Landon,o mükemmel gülen gözlerin içine baka baka,o omuzu usulca okşayarak o kelebeği oraya kondurmuş ve aynı zamanda kendi kalbini de geri dönülmez olarak o gözlerde,o gülüşlerde bırakmıştır o an.. ..ona her şeyi öğreten oydu. Yaşamayı,hayal kurmayı,umut etmeyi,sevmeyi.. hissetmeyi. ve belki de en önemlisi inanmayı. Kim bilir,belki de hala Tanrı'ya inanmıyor.. Ama artık inandığı bir şey var.. Sevginin de rüzgar gibi olduğuna inanıyor. Ve orada,göremese,elini tutamasa bile,sevdiği kadını yüreğine hissedebiliyor. Aynı rüzgar gibi.. 7/10 | |
![]() |
Salak İle Avanak Hakkında |
| 06 Mart 2011, 01:39 | |
| Film birkaç dakika önce bitti. Kafamın dağılmasına,düşünmeden bir şeyler izlemeye ve yorulmadan,yalnızca eğlenmeye ihtiyacım vardı. Ve ihtiyacıma uygun en doğru filmi seçtiğimi hissediyorum şuanda. Filmden önceki yüz ifademle,şuanki bir değil. Hatta ruh halim bile,uzun süreli değişmeyecek olsa bile değişti,hissedebiliyorum. Yani ne demeli bilmiyorum ki Jim Carrey'e... Çok sevmeme rağmen filmlerini pek izleme olanağı bulamıyorum,ancak artık böyle zamanlarım için bir kenarda onun adı ve oynadığı bir film olacak. Kafamın dağılmasına ihtiyacım olduğu an devreye girecek. Saf bir komediydi... Kesinlikle öyleydi. İki saf adamın,doğal tavırlarıyla,yer yer fazla abartılı gelen,ancak yine de insanın istemsizce güldüğünü fark ettiği. O mimikler,duruşları,birbirlerine sarılışları,olaylar karşısında verdikleri tepkiler... Özellikle filmin sonu çok feci bir darbeydi,kıvrılmakta zorlanan gülüşüme. Artık dayanamadı,tamamen yayıldı. Bir gülsem mi,ağlasam mı havasındaydım gerçi,ama Jim'in yüzündeki o 'umutlu' ifadeyi gördüğümde,gülmekten yana kullanayım dedim şansımı. Bana ona olduğu kadar yakışmıyor gülmek,ama ne yapayım.. Kısacası uzun zamandır izlediğim en sıcak,en doğal ve gerçekten güldürebilen komedi filmiydi. :) Kafasını dağıtmak,zamanını değerlendirmek,düşünmeden eğlenmek ve Jim Carrey'in o muhteşem mimiklerini izlemek isteyen herkese önerilir. :) Ayrıca,hiç bahsetmedim ancak Jeff Daniels'de en az Jim kadar muhteşemdi. O da bir diğer izleme nedeni olabilir.. 6.5/10 | |
![]() |
Erkeğin Gözyaşları Hakkında |
| 05 Mart 2011, 18:08 | |
| Film afişiyle,fragmanıyla ve oyuncu kadrosuyla insanda yüksek bir beklenti yaratıyor daha en baştan. Konusunu da okuyunca,bu hikayeden ne çıkacak acaba,nasıl bir şeyler izleyeceğiz diye düşünüyor. Opera,gösteri dünyası gibi şeylerde azıcık geçer gibi olunca,bilemiyorum.. Film beklentilerimin hiçbirini karşılayamadı. Senaryo,fragmandaki kadar etkileyici bir film ortaya çıkaramamış. Bir dönüm,ya da heyecanlandıran noktası yoktu. Sıkıcı da değildi,ancak iniş-çıkış da yoktu. Bana kalırsa film hep bir çizgi de devam etti. O çizgi de başladı ve o çizgide de bitti.. Bu filmde beni hayal kırıklığına uğratmayan tek yön,elbette ki oyunculuklardı. Zaten böyle bir kadro ve böyle oyuncular,isteseler bile hayal kırıklığına uğratamazlar sanıyorum. Christina Ricci,Johhny,Cate,John.. Hepsi karakterlerini birbirinden iyi canlandırmışlardı. Ayrıca,Cate daha da bir güzel geldi bu filmde gözüme,neden bilmem. Bir de konuşmasındaki o aksan,yüz ifadesi,hatta çok konuşması bile bambaşka bir hava ve güzellik katmıştı ona. Dante'nin ona kapılması çok zor olmasa gerek. İşini de biliyordu zaten. :) Johnny'e gelince... Evet,diğer yorumlarda bahsedildiği gibi pek konuşmadı. Ama aslında konuşmasına gerek yoktu. Bakışları,susuşları,at üstünde koşuşları,mimikleri gereğinden çok daha fazla şey anlatıyordu. En mükemmel aşıklardan biri bu adam kanımca. Bakıyor. Bir filmde çingene oluyor aşık aşık bakıyor. Bir filmde toy bir delikanlı,bir diğerinde keskin yüz hatlarına sahip bir dolandırıcı... Ne olursa olsun fark etmiyor,yapabiliyor bunu. Rolden de olsa ağladığında içim gitti. Evet,filmin adı,o sahne,diyaloglar,olan olayların hiçbiri beni hiç ama hiç tatmin etmedi,ama Johnny'i izlemeye değerdi gibi geliyor bana bu film. Onu sevenler izlediklerden çok da fazla sıkılmazlar gibi.. 5.0/10 | |
![]() |
Frida Hakkında |
| 05 Mart 2011, 15:57 | |
| Frida Kahlo hakkında çekilebilecek en iyi biyografi filmini çekmişler.. Ve Salma Hayek'le kesinlikle mükemmel bir benzerlik yakalmışlar. Filmi izlemeden önce,İstanbul Pera Müzesi'ndeki Frida sergisine gitmiş,sonra hakkında araştırmalar yapmış,kendi yaptığı resimlere,kendi portlerine ve kendi resimlerine bakmış biri olarak,olmuş diyebilirim rahatlıkla... Çok etkileyiciydi. Sanki hiçbirini okumamışım gibi,tekrar tekrar duygulandım filmde. Başka bir çizgisi,inanılmaz,gerçekçi ve acı dolu resimlerinin altındaki yaşantıyı gördük. O da görebildiğimiz kadarıyla. Bitmeyen bilmeyen fiziksel acıları bir yana,hayatı boyunca ona hep acı çektirecek bir adama aşık olması da,Frida'nın en büyük talihsizliklerinden biriydi herhalde. (Sanatı açısından bu bir talihte olabilir tabi..) Fiziksel acıları arttıkça,kalbi de onu acıtmaya devam etti. Ve sevdiği adam da. Katlanamasa bile,katlanmış gibi gözükse bile,Frida'ysa hep ona aşık kaldı. Kendi acıları mı ona sanata itti,yoksa tüm bunlar olmasaydı yine de olur muydu bilemiyorum.. Ama filmde kendisine odasının tavanındaki aynaya bakarak portrelerini çizmesi,çizdiği portrelerin filmde gösterilmesi,yine çok etkileyiciydi. Bir çoğunu filmden önce canlı canlı da görünce üstelik... İnsan bir kez daha anlatıyor,onun sanatının aslında,sanatsal derinlik bir yana,derin bir acının 'gerçekçi' eserleri olduğunu.. Ben çok etkilendim ve beğendim filmi. İzlenmesini de tavsiye ederim. 7.0/10 | |
Duvar (4)
Duvara Yaz
-
-
03 Mart 2011, 23:57Yok hayır hayır. Ne rahatsız oldum,ne de eleştirildiğimi düşündüm. O ilk cümleyle o hissi verdiysem özür dilerim. Savunma mekanizması gelişiyor insanın içinde ve o hissi vermek istemese bile,bazen öyleymiş gibi olabiliyor. O sezgiyi uyandıracak kadar,zıt bir cümleydi yazdığım o cümle. Hem susmak,hem sesini duyurmak. Hayale dayalı bir istek aslında. Hani insan,kendi sessizliğinin anlaşılabileceğini hayalini kuruyor,ama yok öyle bir şey. Adam gibi söylemen gerek,ya da dinlemen,ya da çabalaman. Ses ancak öyle duyurulur. İstisnalar dışında belki. Deniyorum,deneyeceğim. Belki olana kadar,sizin de sezdiğiniz gibi daha öncekilere benzemez umarım. :) Gerçekten teşekkür ederim,yazdığınız için. Rahatsız olmak bir yana,memnun oldum.
-
-
03 Mart 2011, 23:04Evet,bende bazen demiştim zaten sözün başında,her zaman değil. Hatta çoğu zaman bile değil. Söylediğinizde haklısınız. Ama tabi bazı çelişkiler var,benim yazdığım sesini duyurma kısmında. Susmayı seven,belki duyurmak isteyen.. sevdiği için o duyurmayı da belki bunla bağdaştıran bir çelişki. Tamamen anlamsız bir çelişki elbet. Dediğiniz göz önüne alınmalı,alınacaktır da..
-
-
26 Şubat 2011, 14:42- 'bu dünyada yaşayan her canlının yalnız öleceğini' söyledi.- bu sana ne hissettirdi?- bana köpeğim colly i hatırlattı. o ben 8 yaşındayken öldü. verendanın altına sürünerek girmişti..- ölmek için mi?- yalnız olmak için.. -şu anda kendini yalnız hissediyor musun?-bilmiyorum.. hissetmediğime inanmak istiyorum,ama hiç bi kanıt bulamadım..ve..ben artık düşünmek istemiyorum.. bütün hayatımı düşünerek ve daha çok düşünerek geçirebilirim.. karları ve zararları hesap edebilirim.. sonunda yine de hiç bi kanıt bulamam.yani ben artık.. artık düşünmek istemiyorum! bu çok saçma.-tanrıyı aramak saçma mı?-eğer herkes yalnız ölecekse,evet. (Donnie Darko)
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.



















