Notos
Dünya temiz bir yer olsaydı,doğarken ağlamazdik.Yaşarken temiz kalsaydık,ölürken yikanmazdik .-Nfk
O bir
Jön
Arkadaşları
Toplam 1005 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (468)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Sürücü Hakkında |
| 26 Kasım 2011, 01:38 | |
| bu filmi,sıradan fimlerden ayıran en temel şey onun "kült bir yapım" oluşudur.başka bir değişle; "filmin tüm zamanlara hitap edebilme yeteneğinin olmasıdır"...tabi ki taşları gediklerine değilde, öylece havaya savurması biraz canımı sıktı doğrusu.oysa benim için müzikleriyle ve olay yaratacak adamıyla enfes bir filmdi doğrusu.lakin o müziklerin bitmesiyle birlikte, bu filme karşı duygularım inanılmaz bir şekilde değişiverdi. filmin sonuna geldiğimde şöyle hissediyordum artık,"bu film benim için "hayal kırıklığından" öte bir şey.çünkü imbd puanı dudak uçuklatıcak cinsten.o puanı hak ettiğini söyleyemem cidden.filmde tuhaf ve anlamsız boşluklar var.daha doğrusu benim aklıma takılmış bir yığın sorular yumağı mevcut. kahramanımız,sevdiği kız için bunca şeyi göze almışken,içinde tarifsiz bir sevgi varken,hatta o ana dek son derece durağan ve sinir bozucak derecede ruhsuzken, onun gözleri önünde asansörde, o adamı tuhaf ve anlamsız bir şekilde adeta piskopatça, neden ve niçin tekmeliyordu? bu olay filmin o ana dek ki, akışını yerle bir ediyordu,bu da cidden tarifi imkansız bir saçmalıktı.filmde garip bir şekilde es geçilmiş birkaç olay daha var.bunlardan biri,esas oğlanın sürücü olarak bir hayali vardı,gerçek yarışlara katılmak.film bu "yarış" için bütün alt yapıyı gözler önüne sererken,hikayenin gidişati sanki sürücünün bir hayali yokmuş gibi,yarışı ve o "yarış arabasını" nasil oluyorda birden yok edebiliyorlardı? hani en azından filmin sonunda ya da başka bir yerde bu es geçtikleri, "o lanet olası yarış arabasını" son bir kez daha göstermeleri icap etmez miydi? başka bir şey de :tıpkı bir felaket gibi sürücü neden hep o "akrep desenli montunu" hiç üzerinden çıkar mıyordu? ya da "o lanet olası akrep desenli montu" bir tür tutkalla falan mı yapıştırmışlardı?,başından onca kaza ve onca hengame geçmişken nasil oluyorda hala "o lanet olası akrep desenli mont" üzerinde kalabiliyordu?ve filmin en anlamsız mantık hatalarından biride,sevdiği kız için bir yığın aksiyona gir,tuhaf girdaplı hadiselerden geç ve sonra binbir uğraş sonucu ele geçirdiğin paranın,filmin sonunda hangi cehenneme kaybolduğunu gösterme!.olucak şey değil canım!;o lanet olası paralar nerde yahu? madem paranın hiçbir önemi yok, peki ya,neden onca şeyi "o lanet olası para için" göze aldın demezler mi adama? çok garip ötesi bir film olmuş doğrusu.şimdi ben olan bunca şeye rağmen hala bu filmi sevebiliyorsam şayet;"filmin nedeni henuz anlayamadığım, "çekiciliğidir". | |
![]() |
Sürücü Hakkında |
| 25 Kasım 2011, 20:34 | |
| çok yerinde bir yorum.fark ettin bilmem ama benim yorumumda yer vericeğim iki ana temaya, film içinde hiç yer verilmemiş,yani es geçilmiş,böyle saçmalık olabilir mi?.birincisi kızın ailesi uğruna canını ortaya koyduğu para; final sahnesinden sonra nereye kayboluyor? ikinci ise sürücüdün hayali olan yarış neden gerçekleşmiyor veya en azından üzerinde durulmuyor? ve mantık hatalarıyla döşenmiş bir yapıt hayal kırıklığından fazlası benim için. | |
![]() |
Sürücü Hakkında |
| 25 Kasım 2011, 20:26 | |
| dostum yanılıyorsun; filmde başlangıçta kullandığı arabayı bir defaya mahsus kullanıyor,ve adam o kadar zeki ki ellerinde eldiven var; filmi dikkatlı izlemeni tavsiye ederim. | |
![]() |
Teneke Trampet Hakkında |
| 25 Kasım 2011, 19:38 | |
| klasik filmlerin tıpkı klasik romanlarda olduğu gibi bir tür "tahammülfersa" durumları olduğu aşikardır.çok gereksiz sahnelerle ve haddinden fazla uzunlukla doludur.bu da insanı sanki bir felakete sürekleniyormuş hissi verir.hatta zaman zaman bu "kaçınılmaz felaket";size filmin içinde yıllardır yaşağıdınızı falan hisseddirebilir.ama her şeye rağmen ben bu "kaçınılmaz felaketi" seyretmekten mesudum.çünkü klasiklerin tüm zamanlara hitap edebilen bir ruhları vardır."teneke trampet" de onlardan biridir.hikaye bir patates tarlasında başlar yine bir patates tarlasında son bulur.küçük oskar üç yaşına geldiğinde elindeki teneke trampetle artık büyümeceğini tüm dünyaya haykırır.çünkü bizim "temiz" dünyamamız; onun için fazalasıyla "kirlidir".ve gerçekten de artık büyüyemez ve bir cüce olarak yaşamına devam eder.tabi bizim "temiz" dünyamız her zamanki şiddetiyle dönmeye devam eder.hikaye bir yandan küçük oskarın "teneke trampetiyle" dünyada olan bitenleri -tiye- almakla devam edereken bir yandan da 2. dünya savaşın gercekçi tarafını bizlere gösterir.oskar zaman geçtikçe gerçeklerin dünyasından payına düşeni almakla acele eder. artık 16 yaşındadır ama görünümü hala 3 yaşındakı halinden farksızdır.film bu safhada izleyicisini çok şaşirtır.oskar o bücür haliyle evine yeni gelmiş bir kızla cinselliğini keşfetmeye koyulur.işte burdakı pornografi içeren bazı sahneler o dönemde bir hayli yankı bulmuş,hatta amerika'nın bazı eyaletlerinde film sayaklanmıştır.ve ilginçtir hikayede birazcık kafalar karışsada film bence bütün taşları gediklerine koymayı başarıyor.oskar filmin final sahnesinde tarihe düşen şu sözleri ediyordu;"kirli dünyayı görmezden gelmek için büyümemeyi seçen ben,yine o mezara düştüğümde gerçek dünyayı bu sefer anlamak için büyümeyi tercih ediyorum." ironiye bakar mısınız? işte bu cümleyi duyduğumda iyi ki bu filme bu kadar sabır göstermişim dedim kendi kendime.çünkü gerçekten hayattaki güzel şeyler sabrederek keşfedilir;filmin bizlere sunduğuda gerçeklerse, bundan başka bir şey değil. | |
![]() |
2001: Uzay Macerası Hakkında |
| 22 Kasım 2011, 01:38 | |
| işte stanley kubrik'in zekası; senin ve -senin gibilerin- hayal dahi edemiceği ötede.ona ulaşmak için önce insanın kendi zekasından şüphe etmesi gerekiyor. | |
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.


























