WhatDreamsMayCome
"Azizler ve günahkarlar arasındaki tek fark, tüm azizlerin bir geçmişe, tüm günahkarların ise bir geleceğe sahip olmasıdır."
O bir
Dublör
Arkadaşları
Toplam 25 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (32)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Tabu Hakkında |
| 18 Aralık 2009, 18:20 | |
| İnsanı zaman zaman rahatsız eden zaman zaman yeter deyip kapatma isteği uyandıracak kadar empati kurmasını sağlayan bir film.. On bir eylül sonrası “Amerikan Vatandaş’ ı “ olmasına rağmen dışlanma ve aşağılanmadan nasibini alan bir Ortadoğulu adam ve kızı. Hikaye bu anlamda yaşanılan döneme “yumuşak bir bakışla” sorun tespitinde bulunmuş! Yorumlara baktığımda sadece kızın dramına odaklanıldığını fark ettim. Fakat film içinde devam eden küçük hikayeler de anne ve baba karakterlerinin durumları dikkat çekiciydi! Baba ve anne kendi hayatlarını yaşayabilen ya da tek başına var olabilen kişiler değiller. Yaşadıkları ilişkiler onların kendi hayatlarını devam ettirme çabalarından başka anlam ifade etmiyor.. Yine yönetmen ve senarist olan Alan Ball ilişkiler ve aile kavramı üzerinden çok ciddi bir tespitte bulunmuş. Bu tespit devamında komşu karakterlerle desteklenerek eleştiriden de payını almıştır. Sağlıksız bireylerin kurduğu aile kurumu yıkılmakla kalmayacaktır. Yıkılırken altında ezilen sağlıksız bireyleri ortaya çıkaracaktır. Baba karakteri tutucu yönüyle ön plana çıkarılmış olsa da total’ e bakıldığında yozlaşmadan payını almış bir bireydir. Kaybedilen kavramların ve ahlak anlayışının ortasında henüz on üç yaşında bir genç kızın kendini ve çevresini tanıması gibi basit bir konu desteklenen yan sorunlarla muhteşem bir film olmuş. Sürekli cinsellik’ ten bahsedilmiş olmasına rağmen bence cinsel tema arka fonlardan biri olarak kullanılmıştı. Çünkü kaybedilenin masumiyet olduğunu cinsel bir fon kullanarak anlatmak daha çarpıcıydı. Seyrederken bu noktalara dikkat edildiğinde film daha da anlamlı ve güzel olacaktır. Çarpıcı,sürükleyici ve zihinsel ket vurmalar olmazsa daha da anlamlı gelecek bir film :) | |
![]() |
Dokuz Hakkında |
| 02 Ekim 2009, 18:48 | |
| Bu yorumunuz beni hem mutlu etti hem utandırdı :) Yorumlarınızı ve tarzınızı seven biri olarak çok teşekkür ederim.. Umarım başka bir filmde de ben size misafir olurum :) | |
![]() |
Dokuz Hakkında |
| 07 Eylül 2009, 23:07 | |
| Tesadüfen seyrettiğim ama sonrasında arşivime katmaktan gurur duyduğum film. Filmlerde kurgu senaryo ve oyunculuklar kadar çok önemlidir. Benim film anlayışımdaysa kurgu filmin belkemiğidir. Maalesef film duyulmamış ve pek bilinmiyor. Filmlerimizin aslında ne kadar ilerlediğini görmemi sağlamıştı 2002 yılında. Fakat zaman ilerledi ve 2008 yılında, gişe bakımından rekor üstüne rekor kıran film(cik)lere baktığımda üzüldüğüm bir film olmuştu. Oyuncu kadrosu inanılmaz iyiydi! Oyunculuk performansları naif, içten ve duruydu… Hayattan bir kesit olduğunu düşündürecek kadar minimal oyunculuk performansı kullanılmıştı. Film boyunca mekan kullanımı çok az olduğu halde sıkılmak bir yana film bittiğinde hayretler içinde kalıyorsunuz! Anlatılan hikaye’den ziyade insanların ilişkilerine ve hayatlarına tanık olduğunuzu hissetmekten kendinizi alamayacaksınız. Her seyreden kendi mahallesinden bir tip görecektir bu filmde çünkü başarılı bir mahalle hikayesi yakalamış Ümit Ünal. | |
![]() |
Aynalar Hakkında |
| 03 Eylül 2009, 09:28 | |
| Plastik makyaj ve görsel efektlerle şov yapan bir film. Bazı filmler sadece bu iki unsurla sunuluyor. Bu durum filmleri unutulmaya mahkum ediyor. İzleyici ise “ee, yani bunda da ne var ki” duygusunu yaşıyor! Korku ve gerilim filmi sevenler için mantığıyla ve görselliğiyle unutulmazlar arasına girmesi kaçınılmaz. Korku filmlerinde ayna kullanımlarını ve aynalarla kurulan zekice ilişkileri seviyorum. Kendi içinde tutarlı, geliştirilmeye açık, devamını için güzel düğümler atılmış bir film! Devam filmlerini pek sevmemekle beraber bu filmin kesinlikle devamı olması gerekir diye düşünüyorum. Finalin de hadi canım artık diye alay etmeye hazırlanırken o benimle alay edip beni şaşırtmıştı. Eminim birçok izleyen de bunu yaşamıştır. | |
![]() |
Koku: Bir Katilin Hikayesi Hakkında |
| 20 Ağustos 2009, 23:16 | |
| Patrick Süskind’ in muhteşem romanından beyaz perdeye kazandırılmış bir eser! Filmi merakla beklemiş ilk seyredenlerden olmaya çalışmıştım. Film on sekizinci yüzyıl Fransa’sında geçiyor. Pis sokaklar, yozlaşmış insanlar, çökmüş bir sistemin içinde dünyaya geliyor karakterimiz. Aslında çok da insanca bir istekten yola çıkar ‘ait olmak’. Girdiği hiçbir ortamda dikkat çekmeyecek kadar önemsizdir. Onu herkes den farklı kılan tek şey ‘koku’ dur. Daha sonra bu özelliği en büyük tutkusu olacaktır. Yaptıklarına rağmen iyi ya da kötü olarak adlandıramadığım karakter. Hatta zaman zaman acıdım bile. Dönemi kostümle, dekorla ve kullanılan ışıkla çok iyi sunmuşlardı. Görüntüler insanı filme dahil edecek kadar başarılıydı. Final sahnesi romanda beni vurmuştu. Maalesef film de aynı vurulmayı yaşamamıştım! Çok daha başarılı olmasını bekliyordum. İzleyen herkes mutlaka iyi ya da kötü etkisinde kalacaktır. | |
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori sinema salonu bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.
Favori haber/kritik bilgisi bulunmuyor.















