Benim adım Kinyas. Gün ağrıyor. Başım ağrıyor. İsmimi kendime ben verdim. Bitmeyen bir öfke ve bitmeyen bir mutsuzluğun ifadesi. Bütün insanlara kızgınım. Yaşadıkları için. Hayattan midem bulanıyor... Ateşle oynarım. Yeterince benzin ve karşımda ot
- Seviye
- Artist
- Toplam
Puan - 167,591
- Bu Hafta
Puanı - 0
- Toplam
Yorum - 104
- Ortalama
Yorum Puanı - 0
- Cinsiyeti
- Kadın
- Doğum Tarihi:
- 01/02/1992
- Üyelik Tarihi:
- 14/06/2009
- Son Giriş:
- 30/01/2012 19:57
Arkadaşları
Toplam 188 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (94)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Triage Hakkında |
| 12 Kasım 2010, 10:36 | |
| artur haklısın heval o faşist değerler kendisine sahip çıkanları bugüne getirdi.ha sanatı sanatçıyı katletti ama bu hiç mühim değil tabi...sanattın da bir adabı var değil mi? yani sanatçı nasıl olur da sizin kutsişlerinize çomak sokar.bendini çğneyip aşan bir milletin öldürdüklerine insan muamelesi yapmak hangi sanatçının haddine! bu arada "midesi geniş" ifadesi sadece senin bakış açından öyle görünüyor.çünkü bizim gibi bakarsan da ordunun ölüdrdüğü taş attığı için içeri tıktığı çocuklar kanımıza dokunuyor.ki bunların yanında katilden çocuk yaratan adaleti alkışlayamıyoruz.hatta ve hatta kınıyoruz!yine de militarist duygularınıza çomak sokulunca duyduğunuz rahatsızlığı anlıyorum.zaten düşünmeden yaşayabilmek için çok şey saf ediyorsunuz.düşünürseniz vatan bölünür belki.... | |
![]() |
Fırtına Hakkında |
| 12 Kasım 2010, 03:09 | |
| çok gerçekçi,çok yalın, çok başarılı....film gerçekten de son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri. örgüt bilincini, kimlik arayışını ve toplumun da onlara karşı tutumu gayet güzel anlatmış.insanları mecbur bıraktığımız hallerin tamamıyla keyfi tutumlar dahilinde olduğu kanısına kapılan insanların izlemesi gerekn bir film.kimse keyfinden devrimci olmaz filminde vurguladığı sınıf intiharını gerçekleştirmek tüm bildiklerinizi sevdiklerinizi bir amaç dahilinde yok etmek.bilerek ve isteyerek vazgeçmek onurlu bir durumdur.bizi rekabete esarete bölünmeye sürükleyecek her türlü tabuyu reddeden gençlerin siyasal kimliğini kazanma sürecini doğrudan anlatmış. | |
![]() |
İhtiyar Delikanlı Hakkında |
| 06 Kasım 2010, 23:57 | |
| Hayatının çalınan 15 yılı sadece bir günahın bedelini ödemeye yeter mi? Asıl bedel elinden alınmış özgürlükten fazlası mı?hiçbir koşulda özgürlüğümden taviz vermem diyen ben filmin sonuna doğru keşke o adam o odadan çıkmasa demeye başladım.asıl bedeli ödetmek için zamana ihtiyacı olan adam ve küçük bir hatanın yarattığı büyük yıkım…temelinde hastalıklı bir düşünce olsa da “ister kum tanesi olsun, ister kaya.ikisi de aynı batar suya”cümlesi iki adamı da eş değer oranda suçlu kılıyor.en çok zevk aldığım nokta ise sürekli soruları değiştirmek zorunda kalmam.”neden içeri atıldı?” ”neden 15 sene?” “ neden serbest bırakıldı” tüm bu soruların finale gelince anlamsız kalması da cabası tabi..yönetmen gerçekten zeki.uç uça bağlı anıları birbirinden ayrı gözüken noktaları pamuk ipliğle bir araya getirip enfes bir sinema şöleni yaşatıyor izleyene.gerçekten izlemekten çok zevk aldığım 2 saatlik süre içinde ekrana kilitlendiğim muhteşem bir film.sonu sürprizli filmlerden hoşlanan herkese tavsiye edebileceğim bir yapım.mutlaka izleyin =)) | |
![]() |
İki Dil Bir Bavul Hakkında |
| 06 Kasım 2010, 23:55 | |
| Duymakla görmek arasında elbette bir fark ama bunun etkisini hissetmek çok başka.yıllardır duyduğum “doğudaki eğitim sorunu” bir öğretmenin gözünden bizzat izlemek çok ayrı bir şey.oradaki yoksulluğu öğrencilerin kıyafetlerinden evlerinden eşyalarından anlıyorsunuz.tek kelime Türkçe bilmeyen öğrencinin adı bile öğrenirken çektiği sıkıntı öğretmen için sorun olsa da beni gülmekten alıkoymadı.öyle şeker öğrenciler var ki uzanıp yanaklarını sıkasınız geliyor.hele ki bir zülkif vardı,bayıldım resmen.her şeye rağmen gülüp oynamaları çocukluklarını yaşamaları o kadar güzel ki.pek matah bir film değil ama hayattan bir kesit.farklı bir bakış açısı edinmek isteyen herkes izlemeli.sırf onları görün halinize şükredin mantığıyla söylemiyorum bunu.böyle şeylere itibar etmem zaten.sadece yaşadığımız beton binalar arasında ayağı toprağa değen çocukların gülümseyen yüzünü görmek pozitif bir enerji almamızı sağlar… | |
![]() |
Bridget Jones\'un Günlüğü Hakkında |
| 06 Kasım 2010, 23:53 | |
| 32 yaşında hayatını sorgulamaya başlayan bir kadın ve iki yakışıklı erkek…tam anlamıyla romantik komedi.bridget jones un uçuk kaçık halleri komikti.ayrıca iyi oynamıştı.ama filmin romantizminin kaynağı mark darcy’ydi. Başlarda çok soğuk bulmuştum ki filmin sonuna kadarda öyleydi zaten hele ki daniel’in sürekli oynayan kaşı gözü ile kıyaslayacak olursak buz dolabı gibi kalıyordu.filmin müzikleri de fena değildi. Ama çok daha iyi olabilirdi. Şunu da belirteyim ki bridget’ın tavşan kostümüne bayıldım.hoş vakit geçirmek isteyenlere tavsiye edeceğim bir film… | |
Duvar (247)
Duvara Yaz
-
-
22 Nisan 2011, 11:15-Beş işçi bir gökdeleni 52 yılda yapmaktadır.Böyle proje olmaz olsun.Aynı gökdeleni 38 kuaför hiç yapamaz.Fakat bir kuaför bir saçı iki günde yapar.44 yorgancı 17 yorganı dört günde diktiğine göre,üç silahşör bir bufaloyu kaç günde yakalar?a)Birkaç gündeb)1100 gündec)Günübirlikd)Bufalodan bufaloya değişir.(Tıknaz bufalolar sinirli olur,zor yakalanır.)e)Hiçbiri(Doğru cevabı biz uzmanlar biliyoruz,bunu siz genç kişilerden saklamasını da biliriz anlamında)**VÖSYM**
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori sinema salonu bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.

















