buccinator
- Tüm Bildirimler
-

17.03.2010 19:47 tarihinde
gun-olur-asra-bedel: empire state of mind// alice keys/dinleyinn
-

17.03.2010 13:39 tarihinde
November-IIII: Şımarığım Biraz... Yaparım Bazen Naz... Delilikte Var Az... Ama Alınganım Ve Kalbim Hassas ! Lazım Olur İlerde, Bi Kenara Yaz ;)
-

17.03.2010 12:32 tarihinde
totem35: ı love cinemo italiano :)
-

17.03.2010 00:23 tarihinde
londons: twitter.. (:
-

16.03.2010 11:47 tarihinde
November-IIII: Bir çoşku var içimde bugün kıpır kıpır..Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum..Siz dünya dertleri ile uğraşırken ben çeşme başında uzanmak istiyorum..Huzur dolu içimde..Ben sonsuzluğu düşünüyorum..!
Toplam 34 arkadaşı var
Toplam 130 yorumu var
-
Ölümcül Tuzak hakkında;
12.03.2010 tarihinde saat 23:24 sularında demiş ki;
Ya oscar falan hikayeymiş burdan anlaşıldı.. bu filmi temin edip 3-4 ay önce bakmıstım sıkıntıdan öldüm resmen abd propagandasından boğuldum kusacaktım hemen kapadım gidip oscar almış iğrençlik bu ya.. yandaş medya ordada var yani
-
Sevginin Gücü hakkında;
12.03.2010 tarihinde saat 23:21 sularında demiş ki;
Allahım ya! bu filmi arkadaşın tavsiyesiyle izledim çok güzelmiş çok geç kalmısım herkese tavsiye ederim..
Toplam 6 yazısı var
-
GÖKDELEN YÜKSEKLİĞİNİ BAROMETREYLE NASIL ÖLÇERSİNİZ?
Kopenhag Üniversitesinin Fizik Bölümü'nün sınavında öğrencilere,
''Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz?'' diye
bir soru sorulur. buna verilen ilginç bir yanıt, ''Barometrenin ucuna
bir ip bağlarsınız; sonra gökdelenin tepesinden asıp aşağıya
salarsınız; barometre yere değdiğinde ipin boyu ile barometrenin
boyunun toplamı, gökdelen yüksekliğini verecektir.'' bu yanıt
karşısında öğrenci dersten kalır, ama sonuca itiraz eder. sorunu
çözmek için görevlendirilen yeni bir hoca, verilen yanıtın doğru
olduğuna, ama fizik bilgisinin varlığını göstermediğine karar vererek,
soruya fiziksel temellere bulması için çocuğa 6 dakika süre verir.
süre sonunda öğrenci şu yanıtları geliştirir:
''ilk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp
kenarından aşağı bırakıp yere düşen süreyi ölçersiniz. binanın
yüksekliği (h=1/2gt''(t üssü kare)) formülü uygulanarak
hesaplanabilir. fakat bu yöntem, barometre için kötü bir seçimdir!
''veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini ölçersiniz; sonra
onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ölçebilirsiniz. bundan sonrası
basit bir orantıyı (Thales bağıntısı) çözmek olacaktır.
''fakat bu konuda çok bilimsel bir cevap istiyorsanız, barometrenin
ucuna bir sicim bağlayıp onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz;
önce yer seviyesinde, sonra da gökdelenin tepesinde. yüksekliği,
T=2.pi.(kök içinde L/g) formülündeki farktan yararlanarak
bulabilirsiniz.
"yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni
varsa, barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken
gökdelenin yüksekliğini barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları
toplayabilirsiniz.
"eğer ille de sıkıcı ve gelenekçi olmak istiyorsanız, tabii ki
barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basılcı
ölçer, milibar cinsinden çıkan farkı feet'e çevirebilir ve yüksekliği
bulursunuz.
"ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel yöntemler
kullanma konusunda teşvik edildiğimiz içindir ki en iyi yol, hademenin
kapısını çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak,
gökdelenin yüksekliğini söylemesi durumunda ona bu barometreyi
vereceğimizi söylemek olurdu."
bu yanıtları veren öğrencinin adı, Fizik dalında Nobel Ödülü kazanan
tek Danimarkalı olan ünlü kuantum fizikçisi olan NİELS BOHR'dur.
-
fizik dehası olmak kolay değil.
-
benim sayfamdan kopyaladığın yazıyı da herkesin sayfasına yazman oldukça ilginç doğrusu.
-
-
Mevlana:
"Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı... Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı -
Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın,
Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.
Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda;
Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda,
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım:
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
Bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!
Ne husrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
Serâpâ Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
SALÂHADDÎN-İ EYYÛBÎ'lerin, FATİH'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde OSMAN'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden YILDIRIM Hân'ın;
Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri ORHAN'ın!
Ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem! -
Eflatun'a iki soru sormuşlar:
Birincisi; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?
Eflatun tek tek sıralamış:"Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.
Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler.
Ama sağlıklarını geri almak için para öderler.
Yarından endişe ederken bu günü unuturlar.
Dolayısıyla ne bu günü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar.
Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler."
Sıra gelmiş ikinci soruya; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine sıralamış:"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın.
Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN;
HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİPOLMAK DEĞİL
EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR-
çok güzel özellikle de....
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar.
Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.kısmı düşündürücü..paylaşım için teşekkürler
-
-
Here comes the rain again
Falling on my head like a memory
Falling on my head like a new emotion
I want to walk in the open wind
I want to talk like lovers do
I want to dive into your ocean
Is it raining with you?
Talk to me, like lovers do
Walk with me, like lovers do
Talk to me, like lovers do
hhhooohaaaa
Here comes the rain again
Raining in my head like a tragedy
Tearing me apart like a new emotion
I want to breathe in the open wind
I want to kiss like lovers do
I want to dive into your ocean
Is it raining with you?
So talk to me, like lovers do
Walk with me, like lovers do
Talk to me, like lovers do
yeeeaaahhh [2x]
Here comes the it again
Here comes the it again now
Here comes...here comes the rain again
Falling on my head like a memory
Falling on my head like a new emotion
(here it comes again, here it comes again)
I want to walk in the open wind
I want to talk like lovers do
I want dive into your ocean
Is it raining with you?
Here comes the rain again
raining on my head like a tragedy
tearing me apart like a new emotion
(here it comes again, here it comes again)
I want to breathe in the open wind
I want to kiss like lovers do
I want dive into your ocean
Is it raining with you? -
selam hangi ünv desin doktor bey:)
-
:) sen?ayrıca dönem kaçsın merak ettm?
-
diş hekimliği son sınıfım:)
-
iyiymiş bitmiş senin
-
ben de bittim ama
-
bitmezsin bitmezsin asıl şimdi başlıyor senin için
-
















