Sinepedi Puanı

/10


bu filmi izledi.

O bir
Jön

kAsAtUrA
Hakkımda

"canı sıkılan birkaç insan geçti üzerinden / hayatımın en güzel dakikalarının" (ali karan)


Kişisel Bilgiler
  • Seviye
  • Jön
  • Toplam
    Puan
  • 405,372
  • Bu Hafta
    Puanı
  • 0
  • Toplam
    Yorum
  • 780
  • Ortalama
    Yorum Puanı
  • 0
  • Cinsiyeti
  • Erkek
  • Doğum Tarihi: 
  • 25/02/1992
  • Üyelik Tarihi: 
  • 15/05/2007
  • Son Giriş: 
  • 22/02/2009 18:11

Film Yorumları (566)

İki Yabancı
05 Şubat 2009, 16:17
jean reno'nun devamlı takibinde bulunan bir sinemasever olarak "jet lag" filmini yaklaşık iki-üç ay önce tv8'de ilk kez!! izliyorken büyük bir şaşkınlığa yenik düştüğümü açıkça belirtmeliyim .. filmi yorumlamaya geçmeden önce koskoca reno'nun başrolünü binoche ile paylaştığı bu filmden habersiz olmanın , habersiz kalmanın hayli keyfimi kaçırdığını itiraf edeyim .. neyse efendim .. iki yabancı aslına bakarsanız ilk bakışta basit bir romantik komedi olarak geliyor seyircilere .. fakat dakikalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki ortada basitlik namına tek birşey , basitlik namına tek bir eylem sözkonusu değil ..hayatın klişe baskılarından sıkılan bir aşçı , patlamaya hazır bir bomba ya da sustuklarını içinde biriktiren nazik görünümlü kaba! felix ; havaalanında güzeller güzeli makyaj konusunda kendisini yetiştirmiş ve birçok ödülü de olan rose'a bakar .. şimdi ilk bakışta sizlere saçma görünen bu cümlemin ardında bir art niyet arayabilirsiniz .. bence felix , aslında başından beri rose'a aşıktır fakat hem onun devamlı olarak birileriyle iletişim halinde bulunmasından , tedirginliğinden ve tabi ki kendi utangaçlığından dolayı bu durumu örtbas etmeye kalkışmıştır .. mekanik yalnızlık dediğimiz olayın felix'in içinde fazlasıyla hasıl olduğunu açıkça belirtiyorum .. rose ise çenebaz olmasına karşın içinde daimi olarak mutluluğa dair duygular beslemektedir (mutluluk kelimesini burada asıl manasıyla kavrayabilmeniz için kesinlikle filmi izlemeniz şarttır!!!) ve bu mutluluğa kötü niyetli adamların metresi olmakla ulaşabileceğini zannetmektedir .. anlayacağınız üzre iki karakter de arayış içerisinde ve arayışın bir türlü nihayetine varmaması yani bir nevi jet lag durumunun gerçekleşmesi , olayın kara mizah durumunu genişletiyor ve izleyicinin aşk olgusuna farklı perspektiften bakmasını sağlıyor .. müzikleri , oyunculukları ve senaryo işleyişi ile eğlenceli bir film .. benden önce yorum yapan arkadaş filmi "zaman kaybı " diyerek nitelemiş , tamamiyle katılıyorum ..ve fakat biz insanların belli anlarda bu tarz zaman kayıplarına ihtiyacı olduğunu da yineliyorum .. vesselam..kt
Vicdan
16 Ekim 2008, 17:11
marjinallik nedir? bu sorunun cevabını verebilirseniz hakkıyla , beni anlayabilirsiniz .. sıradışılığı cinsellik ve ağır küfür olarak gören bir erden kıral var karşımızda .. şimdi efendim siz zeki demirkubuz değilseniz o küfürleri öyle har vurup harman savurma yetkisine sahip değilsiniz .. neden mi? çünkü demirkubuz küfürü hiç değilse tam anlamıyla yerleştiriyor , duygusallığını ağır bir işleve sokuyor bu sayede .. siz geliyorsunuz her sahneye bir küfür koyuyorsunuz ve seyirciden "ne kadar da gerçekçiymiş yahu" tepkisi bekliyorsunuz .. filmler fazla doğallığa gelemez , gelmemeli .. atacağı adımdan haberi olmayan ruhların hoş bir yansıması film ; anlatmak istediği konu , vermek istediği mesaj yüzünden gölgede kalıyor ayrı mesele .. sürem kısıtlı olduğu için ayrıntıya inmeden oyuncuları ve oyunculukları da değerlendirmek istiyorum .. tülin özen , beyaz gelincik'te oynadığı karakterin aksine film ilerledikçe kendini açıyor , başarılı sayılabilir .. nurgül kendini tekrar etmeye erken başladı acilen farklı tarz senaryoya sahip filmlerde oynamalı bence .. bu kaçıncı psikolojisi bozulan kişi karakteri yahu , el-insaf .. murat han türkçe konuşmayı bilmiyormuş gibi bir hissiyata kapılıyor seyirci (şimdilik bunu düşünen tam 238 arkadaşım var) .. dağınık yazdım , bir ara toparlayabilirim ama siz başta sorduğum soruya tam anlamıyla cevap verdikten sonra toparlamama gerek kalmadığını anlayacaksınız .. "hiç değilse cesurluğun ve marjinal duruşun , sevişme sahnelerini apaçık göstermekten ibaret olmadığını anlayın" .. bu da yeter .. kt
Kasaba
13 Ağustos 2008, 09:37
bilge ceylan filmlerinin tüm tipik özelliklerini içinde barındıran , tarkovsky esinlenmesi garip film .. film boyunca sıkılmamak istiyorsanız kesinlikle yönetmenin perspektifinden filme bakmalısınız , sanat açısından yani .. sanatı bol olan fakat "tipik türk izleyicisi" ni durgunluğu sebebiyle memnun etmeyen ağır bir film 'kasaba' .. üç kuşağın , aynı kaynaktan çıkan üç ırmak olduğunu söyleyerek başlayan film , bu ırmakların birbirlerine olan ıraklığı ve masumane çatışmaları yetenekli bir şekilde seyirciye aktarıyor .. "filmin başlarında sıkılıyorsanız sonlarına doğru daha güzel " demiyorum .. filmin başlarında sıkılıyorsanız sonlarında da sıkılırsınız .. bu da sanatsal ağırlığı kaldıramamanızla eştir .. mehmet emin toprak ın ilk kez ortaya çıktığı bilge ceylan filmidir .. toprak , benim gözümde "türklerin heath ledger" ıdır .. yine yaş 28 ve yine geleceği çok parlak bir oyuncu kaybedilir .. bu ülke vatandaşının cannes da ödül alan bu denli başarılı bir yönetmen hakkında analizler yapması gerekirken , kasaba filminin içselliğine inmesi gerekirken nuri bilge yi tanımaması da işin farklı bir boyutudur . durgun kafayla , durgun ortamda , durgunca seyredeceğiniz , durgun bir film özetle.. iyi seyirler
Üçüncü Sayfa
24 Temmuz 2008, 21:04
"kaybolursam varyantlara it beni / içine sığındığım öcülerle dolu dehliz(Telve Edebiyat Sanat Dergisi Sayı 2) .. hayatın tanımını bu dizelerde az çok yapmışım zamanında kendimce .. kaybolduğumu hissedersem sevdiğim kişi beni yan yollara , farklı seçeneklere itecek .. ama yine de sığındığım bir dehliz olacak .. hayatın karanlık olduğu , zeki demirkubuz un çektiği tüm filmlerin ana teması , temel kaynağıdır .. demirkubuz , hayatı yansıtan bir aynadır .. ama bu ayna ; hayatın optimist(iyimser) tarafını boşveren ve güzellik kaygısı gütmeksizin , kötülüğün içinde mevhumlaşan bir içgüdüden ibarettir .. filmde anlatılmak istenen şey ; zeki demirkubuz un hakkında "tüm filmlerimi masumiyet için çektim" dediği masumiyet filmindeki temayla doğru orantılıdır .. yönetmenin en büyük hatası ve en büyük cazipliği de buradan gelmektir zannımca .."kendini tekrar etmesi" .. üçüncü sayfa "masumiyet"i anlatır .. insanın içindeki masumluğun , sadece bir insanın masumluğu sayılması gerektiğini .. hayatın bir mağaradan da karanlık olabileceğini .. ve "yitik ve kaybedilmiş" olmanın verdiği esrarengiz heyecanı .. dakikalar , insanın hayatında en önemsiz şey olabilir ; ve fakat zaman , katillerin en büyüğüdür .. ölüm , zamanın dünya tarafındaki yansımasıdır .. zaman , keskin bir kılıç ise ; ölüm , cellattır .. peki hayat nedir? filmde bu soru üzerine başlıyor zaten .. klişe demirkubuz filmlerini anımsatan basit ve indirgenmiş bir figüran karakteri başrolde .. umutsuz , karanlık , hırpalanmış , yorulmuş ve masum .. masum? her kötünün içinde bir iyi vardır pragmasını büyük bir açık yüreklilikle silip atan demirkubuz ; her iyi , kötü olmaya da mecburdur diyerek realizmin zirvesini aşıp , sürrealizmin içinde realizmi yaşatmaya çalışıyor .. gerçeğin bittiği noktada hayallerine başlıyor ama gerçeği özlüyor .. üçüncü sayfa da büyük bir özlemin habercisi oluyor zaten .. kandırılmış insanlar , patlayan silahlar , akan kanlar ve küfürler .. kırılan kalpler .. saçma ve inanılması güç rastlantılar .. hepsinden de öte hayat kokuyor film .. hayattan da öte hayat kokuyor .. demirkubuz ile istanbulda buluştuğumuzda şakacı bir tavırla " gençlik ruhumu kararttınız " gibi ironik bir söz söylemiştim .. cevabı onu ve herşeyi ; tüm filmlerini özetler nitelikteydi .. " ruhun karanlık olması güzeldir .. yoksa beyaza ulaşma amacı olmadan nasıl yaşar insan?" .. sözlerimi yine bir şiirimin dizeleriyle bitirmek istiyorum .. "tapırtılar dinmeyecek beynimin kıvrımlarında / düşünmek , boğulmanın daha insafsız şeklidir " (Notların psikolojik çocukluğu) .. düşünme ve acımasız bir şekilde boğulma zevkini sinemasal olarak bana tattırdığı için ben , en azından ben , zeki demirkubuz a minnettarım .. üçüncü sayfanızın , manşetiniz olmaması ümidiyle .. vesselam..
Bir Rüya İçin Ağıt
06 Temmuz 2008, 09:14
"dünyada iyi bir insan kalmamıştır " tezinden hareketle iyi niyetli insanların bile daha çok kötü olduğunu vurgulayan günümüzün en iyi tasvir edicisi , tasvir edici filmi .. artık insanın beynindeki noktasal dönüşümleri nietzsche'nin tabiriyle "karanlığa gömmeye" bile ihtiyacımız yok .. her yer karanlık .. her yerin içindeki iyiliğe meyilli aydınlıklar ise siyah rengine çoktan boyun eğmiş durumda .. filmin verdiği belki de en önemli mesajlardan biri de şu .. "gerçekten zeki olabilirsin .. ya duyguların?" .. akıl ile kalbin çeliştiği yerlerden çatışmadan başka birşey çıkmıyor zinhar .. ve filmde de böyle oluyor bu .. filmde saklı , bayağı derinlere saklı ufak bir imgelemi de açmak istiyorum .. jennifer connelly nin canlandırdığı marion karakteri , bağımlılık üzerine hasıl olan para ihtiyacını gidermek için bir zenciyle yatıyor .. ve sonrasında grup seks partisine davet ediliyor .. adamın ten rengi siyah , grup seksteki insanların geçişlerde gördüğümüz üzere ten rengi genelde beyaz .. "gece , insanı daima gündüze götürüyor anlayacağınız .. ama her gündüz ışık saçmıyor!" .. bu tezimi yönetmen aronofsky nin film sonrası bir dergiye verdiği röportajındaki "ten renklerinde bile bir mesaj var" kelimesiyle güçlendirmiş ve halihazırda ispatlamış da bulunuyorum .. lafı uzatmadan kelimeleri bitiş uçurumuna sürüklemem gerekirse "hayatınızdan birkaç dakika ayırmaya değer bir suç filmi .. ama dakikalar geçtikçe daha önce de belirttiğim gibi dram oluyor bu suç .. hepsinden ötede clint mansell in o efsane müziği ise başlı başına bir film .. "ya aklınıza ya da kalbinize sahip çıkın " .. vesselam.. kt

Duvar (0)

Duvara Yaz

Henüz duvarına yazı yazılmamış.

Duvara yazı yazabilmek için üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

İzlediği Filmler Gizle
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği Diziler Gizle
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori Filmleri (176) Gizle
Favori Sanatçıları (76) Gizle
Favori Salonları (9) Gizle
Favori Karakterleri Gizle
Favori karakteri bulunmuyor.
Favori Haber/Kritik (41) Gizle
Göster