Arkadaşları
Toplam 556 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (42)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Sherlock Hakkında |
| 20 Şubat 2011, 00:25 | |
| sherlock holmes... günümüze uyarlanmış haliyle ekran karşısında görmek... hiç iyi olmamış, yazık emeklere... boşa giden 1.5 saat. benim dersimden kaldı... | |
![]() |
Apokalipto Hakkında |
| 05 Ağustos 2010, 17:04 | |
| 00:30 da, 12:30 da değil :)) | |
![]() |
Leaves Of Grass Hakkında |
| 04 Ağustos 2010, 15:33 | |
| LEAVES OF GRASS (ÇİM YAPRAKLARI) Edwart Norton 'ın başrolünde iki zıt karakterli tek yumurta ikizlerini canlandırdığı film, Leaves Of Grass... Kolay gibi görülsede aslınsa zordur çift karakterli filmler... Ve bu konuda filmde ciddi bir açık yakalamak zor... Oyunculuk performansı çok doğaldı, hele konuşmaları, her iki karakter içinde eğer dublajsız seyrederseniz mırıldanır gibi konuşuyolardı bazı bölümlerde... Bill Kincaid gibi bir felsefe öğretmenim olsaydı okulda yine felsefeyi severmiydim bilemem... Ama Bill çok başarılı bir felsefe profesörü... Her ne kadarda düşüncelerini benimsemesemde... Filmde bazı kareler görmeye değerdi, mesela Brady' nin ot atölyesi, son teknolojiydi... Janet 'in gölde 60 kiloluk balık tuttuğu sahne... Ve yine aynı şekilde bir kaç sahne daha... Çok çok iyi bir filmdi diyemem ama yinede iyi bir filmdi... Ama kesinlikle dublajsız izleyin, emin olun orjinal seslerinden keyif alırsınız... Ve yine son olarak filmden bir replik: - Bir gece... İncecik tenimden ayrıldım... Kabuklar ayrıldı... Sadece zehri kaldı... Ne aşk, ne nefret... Büyük bir körlük, belkide açlık... - Bu kim? _Benim... Puanım 10/6,5... İyi Seyirler :) | |
![]() |
House M.D. Hakkında |
| 23 Temmuz 2010, 20:32 | |
| Diziyle yeni tanıştım ve tanıştığımada memnun oldum... Dr. House karakterini canlandıran Hugh Laurie' nin dizideki performansı çok başarılı... Anlaşılamayan biri gibi gösteriliyor olsada, asıl anlaşılamayan onu anlayamayan insanlardır... İlaç gibi bir dizi... Tek yan etkisi: Bağımlılık yapıyor olmasıdır... | |
![]() |
Aşk Hakkında |
| 16 Temmuz 2010, 18:59 | |
| Elif Şafak'ın dilinden:Aşk'ı yazmak "Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lâl oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy..." Böyle başlıyor yeni romanım AŞK'ın içindeki roman. Bu kez, iki katlı bir rüya sunuyorum okurlara. Roman içinde roman, hikâye içinde hikâye, aşk içinde aşk anlatıyorum. Kitabın ismi belki kimilerine basit gelecek. Öyle ya, pek fiyakalı bir isim sayılmaz. Ne kelime oyunları yapıyor ne de dolambaçlı anlatımlar peşinde koşuyor. Son derece temel, som, tek bir kelime: Aşk! Önü arkası boş. Yalnız, sakin, dingin... Öylece bir başına. Ama belki de romanın ismi gücünü tam da gösterişten uzak olmasından alıyor. Aşk kelimesinde hem bir tevazu var hem de kendinden emin bir duruş. Halbuki nedense genellikle bu kelimeyi bir tamlamayla, takviyeyle kullanma gereği duyuyoruz. Aşkın hiçbir sıfata ihtiyacı yok ki. O başlı başına bir dünya, nasıl kategorilere sığsın? Bu yüzden kitabın sloganı: "Ya içindesindir aşkın, merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde." Siz bu yazıyı okurken AŞK kitapçılara henüz dağıtılmakta. Fırından yeni çıkmış ekmek gibi dumanı üstünde, sıcacık, taptaze. Bir romancı için aylarca, mevsimlerce gece gündüz emek verdiğiniz kitabı nihayet raflarda görmek tuhaf bir his. Bir yandan mutluluk duyuyorsunuz; anlatığınız hikâyeyi okurlarla paylaşmanın nazenin heyecanı içinde. Bir yandan burukluk hissediyorsunuz; ayrılık hissine benzer bir his saplanıyor yüreğinize. Romanınızı uğurluyorsunuz. Gitsin, kendi yolunu bulsun. Onu sevecek, anlayacak, ruhdaşı olacak okurları bulsun diye. Bu romanda okura yüreğimi açtım. Tasavvuf benim sırrımdı, o sırrı aşikâr ettim. Şems ve Mevlânâ hakkında bir kitap yazayım arzusuyla kaleme almadım bu kitabı. Ben "aşk"ı anlatmak istedim. Buydu çıkış noktam. Hem dünyevî hem manevî boyutlarıyla aşkı yazdım. Zıt gibi görünen karakterleri yan yana getirerek evrensel bir öz yakalamayı arzuladım. 2008 senesinde Boston'da yaşayan üç çocuk annesi mutsuz bir Yahudi Amerikalı kadın için Mevlânâ ne ifade ediyor, bu sorunun cevabını kovaladım. Son tahlilde, beşerin tabiatı şaşmaktır. Elbette hatalar, kusurlar olabilir. Yoksa Şems'i, Mevlânâ'yı yazmaya kalkıp da her şeyi anladığını iddia etmek "kibir" olur. Ama şunu samimiyetle söyleyebilirim: Ben bu romanı aşkla yazdım, aşkla okunmasıdır temennim. | |
Duvar (104)
Duvara Yaz
-
-
15 Şubat 2011, 12:56basilisk; bakışları zehirli zehiri öldürücü bir hayvan. basilisk bilinmeyen diyrlara yelken acan seyyahların korkulu rüyası. seyyahlar onun zehirli bakışlarından kurtulmak için envai çesit koruyucu nesne tasırdı. ama en zeki olanları aynadan baska bişeye gerek duymazdı. bu hayatta basiliski kendi görüntüsünden baska ne durdurabilirdi?... Elif Şafak-MAHREM (sayfa 93)
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori sinema salonu bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.






















