




Manhattan hakkında 12.07.2008 07:15 sularında:
modern toplum üzerine, son derece kapsamlı bir kitapmış gibi etkili tasvirleri ve diyalogları olan,olağanüstü bir görüntü yönetimine sahip;entellektüel çevrelerdeki ya da kendini öyle yaftalamış,öykünmüş, insan türleri üzerine etkili ve doğru tespitler içeren, güzel ve özel bir filmdir.modern insanın sanki olmazsa olmazmış gibi sırtına yüklenen,entellektüel zevklerle,kadın erkek ilişkilerinin tüm hallerini,bireylerin farklı farklı maskelere saklanmış gerçek zaaflarını,eksikliklerini, çok olağan ve insani bir şekilde ortaya koyar.zaten durumların kendileri mizah olduğu için; ekstradan bir komikliğe gerek duymadan, sürekli tebessüm ettirirken; düşündürten!.. birey üzerine etkili bir filmdir.ve şaşılası durum şudur ki, filme bütün tempoyu veren yoğun ve dolgun diyaloglardır... her bir ilişki ya da davranış:sizinde gördüğünüz, bildiğiniz ama üzerine belkide düşünmediğiniz hallerin, tanıklıkların, göz önüne serilmesidir.manhattan : modern insanı anlatırken,gershwinin olağanüstü müzikleri eşliğinde, eski siyah beyaz filmlerin görkemine saygıyla ''postmodern'' çağı harmanlayan,ve size çok hoş bir merly streep sunan, muhteşem bir sinema örneğidir de aynı zamanda...öneririm:)
Motosiklet Günlüğü hakkında 11.07.2008 07:40 sularında:
filmi izlerken sürekli kendi algımdaki che üzerinede düşündüm!..bütün bir militan serüveni anlamlı kılan adamdı che...ideolojinin: ağır,o tıfıllıktaki bir çocuk için zor litaratürünü kolaylaştıran adamdı...hayata katmerlenmiş bir duruşun,ruha dokunmayı öğrenmiş bir kalbin,hayatı koklamayı bilen bir bedenin mihengiydi...eğer ideolojinin: katı,ortodoks ve klişe tavrına başkaldırabildiyse anarşist aklım; bunun önderi che'nin romantizmidir,ateşi sönmek bilmez latin ruhudur... kuramsal gerçekliklerin coğrafyalar aradığının,her coğrafyanın kendi özgün pratikleri olması gerektiğinin öğretmenidir...neden che hala var,neden fidel bir başka adam,neden ötekiler yokun cevabıdır da che...neden deniz hala varken bir televizyon dizisinde,ve yeniden, ve onu hiç görmemiş nesiller bağrına basarken gözyaşı olup , ötekiler yok!..che romantiktir,che doğruyu söylemekten çekinmez bir dosttur,che bizim ernestodur,che durmaz! süreklidir...hala her mücadelenin sloganında bin selam gönderilendir o...savaş anıları dünyanın en güzel kitaplarından biridir;devrimi, kitapların sert,totaliter,soğuk havasından çıkarıp,romantizmin hümanizmin harmanında büyütür...dün filmi bir kez daha oğlumla onun olduğu yaşta izlerken,dağlarındaydım hayatımın; ve o günden bakarak dedim ki: keşke her devrimin bir che'si olsaydı,çünkü che (şimdiki zamanın pazarlama mantığından!bakarsak) halkla ilişkiler ''ikonudur'' aynı zamanda...ve ernestoların sayısı çok olsaydı,yada iktidar arzuları onların yolunun engelleri olmasaydı,devrimler kendi adamlarını yemeseydi, bugün dünya bir başka olurdu...gülen,birbirlerinin şarkılarını söyleyip coşan insanların dünyası...film benim ernesto'mu anlatmaya yeterlimiydi?her ne kadar tıpkı tişörtlertdeki che gibi, sırtını onun adına dayamış ticari kaygıları ön planda bir özgürlük ve serüven pazarlaması olsada;en azından tişört üzerinde bir resim olmaktan çıkarıp, merakları tetikleyip öğrenmek için bir şeyler karıştırmanın yolunu açabilir,açar..ve gelecek olan benicio del toro'lu filme iyi bir giriş olabilir; az bilenler yada hiç bilmeyenler için:)...(asıl yorum o zaman:))... filmi izlerken farkettimki bir kez daha:romantizm ve hümanizm olmadan, özlemin bile eski tadı yok:))..güzel günlerdi:)))...her ne kadar benim ernesto'mu anlatmakta biraz geride dursa film,güzeldi...izlenesi yani:))
Tutunamayanlar hakkında 08.07.2008 22:38 sularında:
güzel başlayan bir günün iş saatlerini, bir hatanın düzeltilmesi için bürokrasinin düz bakışlı tembel düşünceli çarklarında geçirmem bile neşeliydi bu gün... gündüzü uzun yazın,odayı dışarıyla kucak kucağa yapan esintisinde filmi koydum ve izlemeye başladım,izlerken şairin dizeleri geldi hep aklımın gözönüne.hayatın henüz kirlenmediği dönemleri anımsattığı için bana: siyah beyaz fotoğrafları,filmleri, özel severim.bu filmdedeki herşeyde kirlenmemişlerdendi.çok keyifle harika bir film izledim,ve sürekli weltem'e ve jash'a teşekkür ettim;çünkü filmin raftan bana göz kırpmasına sebep olan onlardı...günüme dopingi zaten captaiin yapmıştı sabahtan:)şimdi bacaklarımı camdan dışarı uzatıp,gecenin yakışıklı lacivertine ışıklarını bırakan uçakları seyretme vakti,içindeki insanlara hayali hikayeler yazarak...buz olmuş bir şarabın kokusunda:) sağlığınıza güzel arkadaşlarım:))
Klimt hakkında 07.07.2008 21:15 sularında:
bu film iki açıdan değerlendirilebilir!.. resim sanatına ilgi duyanları özelliklede klimt'i favori ressamları içinde tutanları ve bu konu üzerinde bilgi sahibi olanları memnun edecek, çok başarılı bir biyografi anlatımıdır...özellikle atölyede çalıştığı sahnelerde, sanki bir tablonun fırça izleri ve renkleri vardır ...kalabalık diyalogların sahnelendiği anlarda, tartışmanın niteliği ve odaklandığı noktalar: klimt'in kişisel özelliklerinin, yaşamının yanısıra;dönemin sanata bakışını hem entellektüeller,hem siyasetçiler açısından etkili diyaloglar ve devingen bir kamera kullanımıyla çok güzel anlatır...ancak genelde biyografilere, özeldede resim sanatına ilginiz yoksa!.. ve bir sanatçı karakterin duygularının dışavurumunun sıradışılığı sizi alakadar etmiyorsa! ama sinemaya mesleki anlamda bir tutkunuz var ve bu yönde bir eğitim düşünüyorsanız,filmin uslubu için izlemenizde fazlasıyla yarar var...eğer her iki noktaya da bir ilginiz yoksa,karakter analizleri yaparken derinlikli bir dil kullanan, sanatsal kaygılar taşıyan (zaman zaman simgesel anlatımlara )başvuran bir görselliğe sahip filmleri sevmiyorsanız, sıkılabilirsiniz!..bu yüzden kesin izleyin diyemiyorum:))...ben sevdimmi filmi?...çok sevdim:)...çok özel bir sinema diliyle çok kapsamlı ve başarılı bir anlatım sergilediği için!
Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikâyesi hakkında 02.07.2008 21:35 sularında:
bende, yüzümden eksik olmayan bir tebessümle ve büyük bir keyifle izledim:)...ve üzerine yazmayı fazlasıyla hakeden; ''kalbi'' büyük bir film:)...yaz bitsin,inime çekildiğimde yazacağım:))...sadece finaldeki karşılıklı tebessüm üzerine bile bir sürü şey yazılabilir:))...ağaçların rüzgarına karışmış iyot kokusunda ,gecenin yakışıklı lacivertini daha yakışıklı yapan ay ve yıldızlar altında ,ısınmasına fırsat tanınmayan biralar eşliğinde, bir yaz gecesine çok yakıştı:))...teşekkürler jash:)))