nefer-titi
İç bütün şaraplarını bu dünyanın, kay güvertelerinde bütün güzel kadınların...
O bir
Profesyonel
Arkadaşları
Toplam 328 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (240)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Lanetliler Kraliçesi Hakkında |
| 07 Kasım 2011, 10:21 | |
| Nedense film beni fazlasıyla etkiledi! Yerinde nüktedanlığıyla, gothicliğiyle, Anne Rice'ın sıkıcı hıristiyan öğelerini kullanmasından arındırılmış bir şekilde , ha bir de günümüzün 3 ünlü vampirinden birinin hayat hikayesini konu almasıyla film beğendiklerim ve favorilerim arasına girmiş bulunmakta. Anne Rice, bugün gözümde 3 büyük vampir yazarlarından biridir. Her zaman da hikayelerine ilgi çekici ve bağlayıcı bir şekilde başlamayı bilmiştir, hikayelerine orta çağlardan başlar ve benim tamamen odak noktamı yakalamayıbilir. Ve sonra sıkıntıdan patlatacak, öldürecek ve kriz geçirecek şekilde hıristiyanlığı vampirleriyle satar, sıkılırsın, boğulursun ve kitap ancak 1 ay sonra bitebilir. Ancak bu filmde işler bambaşka yürümeye başladı.Aynen ilgiçekici bir şekilde başladı, devam etti ve bitti. Filmde Lestat'ın uyandığı yeni dünyada rock'n roll yıldızı olmasıyla, müziği kraliçe Akasha'yı uyandırır. Ancak hesaba katmadığı şey, kraliçe cesetlerden bir uygarlığın efendisidir ve yıllardır duyguyu yalnızlığı kapatabilecek son insandır. Başroldeki oyuncuları beğendim, hiçbirini tanımıyordum ama Lestat rolündeki Staurt ilgimi çekmedi değil. Eski çağların büyüleyiciliğiyle günümüzün karanlık rock'n roll dünyasını çok güzel sentezlemiş bir yapım. Evet, filmi izlemenizi öneririm. PUANIM:8.0/10 | |
![]() |
Aguirre, Tanrının Gazabı Hakkında |
| 02 Ekim 2011, 10:19 | |
| Aslında film çoğu kişiye hitap etmiyecek, hatta birr sinemakolok'i bile sıkıntıya sokabilecek bir film. Sadece filmde neyi bulmak istiyorsan ve onu bulursen kalbinde bir beğeni kazanabilir. Mesela ben filmi izlemeden önce yorumlarını okumuş ve Kinski'den acayip saplantılı bir karakter beklemiştim; aradığımı fazlasıyla buldum. Film belgesel tadında konuşmalar az ve öz. Arada bir Aguirre'nın yanında taşıdığı flüt çalan adamın müziği insana huzur veriyor ama vahşi Amerika'da olmayan bir altından şehri arayan oyuncular pek de huzurlu değil. Çünkü arama grubunun komutanı geriye dönmeyi önerdiğinde Aguirre "altın" sözcüğüyle insanların aklını çeldiğinde zaten iş işten geçmiş oluyor. Açlığa, yerlilerin ani saldırılarına ve artık grup içindeki dedikodular başını alıp gidince Aguirre : Tanrının Gazabı balta girmemiş ormanların içinde yalnızlığına terk ediliyor. Evet, filme can katan kesinlikle KİNSKİ!!! Film hakkında bazı detaylar okumuştum. Onları da paylaşmak isterim. O zamanlar hep afrika ya da o arz yerlere gidip böyle filmler çekmeye çalışıyormuş yönetmenler çünkü iş gücünü ucuza getiriyorlarmış. Ve Herzog filmi çekmek için böyle bir alana gittiğinde bu film için o kadar uğraşmış ki ve filmi çekerken o kadar zorluk yaşamışlar ki en sonunda Kinski pes etmiş ve setten ayrılmak istediğini söylemiş. Herzog'un cevabı ise "Eğer böyle bir şey yapmaya kalkarsan önce seni sonra kendimi vururum." olmuş. Kısacası filmi çekerken çok fazla zorluk çekilmiş. Her şeye rağmen Kinski'nin pes etmemesine seviniyorum tabi. Film size hitap ediyorsa izleyin. Ya da filmde ne arayipta bulabilceğinizi biliyorsanız... Ancak Kinski'nin saplantılı hareketleri sizin umudunuzu boşa çıkarmayacaktır. İyi seyirler... PUANIM:8.0/10 | |
![]() |
Uğultulu Tepeler Hakkında |
| 02 Ekim 2011, 10:08 | |
| Yorum çok hoş . Bende Cathy hasta yatağındayken Heatcliff'in söylediklerini unutamıyorum : "Katilimi seviyorum ben. Peki ya senin katilini? Onu nasıl sevebilirim?" | |
![]() |
Uğultulu Tepeler Hakkında |
| 29 Ağustos 2011, 12:04 | |
| tor rentte var indirebilirsiniz. Ama bende baya zor bulmuştum. | |
![]() |
Uğultulu Tepeler Hakkında |
| 29 Ağustos 2011, 12:02 | |
| Üç kardeş : Charlotte Bronte, İsabella Bronte ve Emily Bronte. Üç kardeşten iki ünlü ve klasik kitap: Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler. Jane Eyre saflığın öyküsü, Uğultulu Tepeler ise nefretin. İki neslin bir kişinin nefretine boğulması ardından ve her şeye rağmen son bireylerin tekrar birbirini severek nefreti yenmesinin öyküsü. Şimdi Heatcliff'i suçlamak istemiyorum, haksız değil, haklı da değil. Gözümde bir çeşir Anne Boleyn kendileri, hırslı ama hırsını nerede dizginlemesi gerektiğini anlayamayan iki benzer karakterler. Yine de Heatcliff'i suçlayamam: kim sevdiği kızın kendisi kaba ve bilgisiz diye başka bir adamla birlikte olmasına şefkatle karşı çıkabilir ki?! Tüm suçlunun Kathrine olduğuna inanıyorum ben. Hatta Heatcliff "Katilimi seviyorum ben. Ama ya senin katilini?" diye Kathrine'e karşı çıktığında suçlunun kim olduğu da apaçık orta da bence. Diğer bir konu ise Ralph ve Juliette, ikisi birlikte İngiliz Hasta'da da rol almışlardı ancak orada aşık rolünde değillerdi. Ben her şeyden önce Heatcliff seçimi ve Ralph'in kötü ya da gaddar diyeyim karakterlerle bu kadar iyi uyuşmasına her seferinde şaşıyorum. Ve oyunculuğunu gördüğümde ise coşuyorum resmen. Voldemort karakterini çok iyi omuzlaması bir yana, Düşes'teki kıt kafalı koca karakterine kadar her kötü rolde çok iyi iş başardı kendisi. Ama Heatcliff rolünde bambaşkaydı. Çünkü Ralph'den daha iyi bir Heatcliff hayal edemiyorum. Ama Juiette için aynısını söyleyemiyeceğim. İngiliz Hasta ve Çikolata'daki başarılı oyunculuğunu bu filmde de gördüm. Çünkü Kathrine'in kaprisli ve çatlak ruh havasını suratında görebiliyorsunuz ama kitabı okurken hayal ettiğim Kathrine'le hiç alakası yoktu, bunun içinde yadırgadım. NEYSE! Ne hikaye, ne film herkese hitap edecek tarzda değil. Ben klasikleri seviyorum diyorsanız izleyin, o zaman kesin öneririm. PUANIM: 8.0/10 | |
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.
Favori haber/kritik bilgisi bulunmuyor.


















