Arkadaşları
Toplam 546 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (194)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Jane Eyre Hakkında |
| 16 Eylül 2011, 10:54 | |
| -Yalan söyleyenler nereye gider biliyor musun Jane? -Cehenneme. -Cehennem nedir? -Ateşle dolu bir çukur? -Oraya gitmek ister misin peki, Jane? -Hayır, efendim. -Oraya gitmemek için ne yapmalısın? -Sağlıklı kalıp ölmemeliyim efendim. Lowood'un müdürüyle on yaşındaki Jane arasında geçen bu konuşma çok güzeldi ve filmde tebessüm ettiğim tek sahneydi. Ama Lowood sahneleri çok kesilmişti. Okulda çıkan salgın hastalık yoktu mesela. Helen Burns'ün neden öldüğü muallakta kalmış. Jane'in 18 yaşına kadar orda kaldığı da tam olarak belli değildi. Kitabı okumayan biri bunları anlamayacaktır elbette. Bunun dışında Thornfield sahneleri de eksikti. Örneğin Grace Poole'un tam olarak neyle görevli olduğu anlatılmamış. Bayan Ingram'ın geldiği zaman evde yaşanan olaylar da eksik. Bay Rochester'ın falcı kılığına girip Jane'le konuştuğu sahne önemli bir sahneydi ama atlanmış. Ayrıca Rochester'ın ilk eşini daha farklı hayal edersiniz ama tam bir hayal kırıklığı. Aynı şekilde Jane'in Thornfield'e geri döndüğü zamanki sahneler de çok değişmiş. Esas darbeyse en sonda. Siz henüz mutlu sona yeni yeni hazırlanırken, daha böyle olcak, şöyle bitcek falan derken şak diye bitiyor film. Bunlar olumsuz yanlarıydı. İyi tarafları da vardı. Örneğin karakter seçimleri 1996'daki filme göre daha iyidi. Mia Wasikowska Jane için çok güzel bir seçim olmuş. Aynı şekilde Michael Fassbender da Rochester'ın izlediğimiz en iyi versiyonuydu. Blanche Ingram, St. John, Bayan Fairfax hatta Adele bile çok güzel seçilmişti. 1996'daki filmden ya da 2006'daki dizi verisyonundan çok daha iyi bir kadrosu vardı. Sadece belki Mia Wasikowska, Ruth Wilson kadar başarılı değildi. Tüm bu kitap kıyaslamalarının dışında, güzel bir dönem filmiydi. Kıyafetler, dekor gerçekten güzeldi. Genelde sessiz ilerlese de, arada sırada duyduğumuz müzikler güzeldi. Belki Edward'la Jane'in aşkını daha duygulu yapabilirlerdi ama o da güzeldi. Her şeye rağmen bir Charlotte Bronte klasiğiydi ve izlenmeye değerdi. | |
![]() |
Karayip Korsanları: Siyah İnci\'nin Laneti Hakkında |
| 02 Eylül 2011, 18:32 | |
| Will: Elizabeth nerde! Jack: O güvende, söz verdiğim gibi. Ve Norrington'la evlenecek, söz verdiği gibi. Ve sen de onun uğruna öleceksin, söz verdiğin gibi. Böylece herkes verdiği sözü yerine getirmiş oluyor. İzlemekten hiç bıkmadığım, neredeyse bütün sahnelerini ezberlediğim film. Serinin diğer filmleri gibi bu da harikaydı. Johnny Depp, Jack Sparrow için, yani Kaptan Jack Sparrow için biçilmiş kaftan. Tüm oyuncular harika. Gerçekten izlenesi bir film. | |
![]() |
Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde Hakkında |
| 02 Eylül 2011, 17:30 | |
| Filmi izlemeden önce kime soduysam hep aynı yorumu duydum: Güzeldi ama ilk filmlerdeki tat yoktu. Ben de öyle olacağını tahmin ettiğimden, filme girerken pek de umutlu değildim. Fakat hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı. Elbette ilk üç filmle kıyaslanınca biraz farklı geliyor ama yine de çok güzeldi. Ben kendi adıma Orlando Bloom ve Keira Knightley'nin yokluğunu çok fazla garipsemedim açıkçası. Zira Karayip Korsanları'nı izlenir kılan Jack Sparrow'dur ki Johnny Depp de her zamanki gibi harikaydı. Benim takıldığım tek nokta, olayların denizlerden ziyade karada geçmesiydi. Ya da bana öyle gelmiştir, her neyse. Oyuncuların hepsi harikaydı, özellikle Geoffrey Rush. Penelope Cruz da çok iyi bir oyuncu ve filme yakışmış bence. En muhteşem faktör yine müziklerdi. Müzikleriyle ön planda olan filmlerden birisi zaten. Kıssadan hisse, normalden biraz farklı ama yine de harika bir Karayip Korsanları filmiydi. Tavsiye edilir. | |
| The Mortal ınstruments Hakkında | |
| 02 Eylül 2011, 17:13 | |
| Jamie Campbell ve Lily Collins dışında kimse belli değil. Bu yüzden Alex Pettyfer'in olduğunu zannetmiyorum. Olsa bile Jace rolünde olmayacak. | |
![]() |
Bakıcı Hakkında |
| 02 Eylül 2011, 17:03 | |
| Psikolojik baskılar, uğruna savaşılan bir aşk, çıldırmış bir kadın. Çok sıradan bir konusu vardı. Oyunculuklar için de söylenecek pek bir şey yok. Sadece, Mariana Klaveno'nun, cinayetlerden sonraki ruh hali değişimleri güzeldi. Gerçi cinayetler çok komikti. Ailece izleyip güldük. Sonu da yarım kalmış gibi oldu. Eli kolu bağlı bir baba, birbirlerine bağlanmış ve muhtemelen psikolojileri bozulmuş iki çocuk ve iki kez merdivenden düşmüş olmasına rağmen birini öldürmeyi başarabilen bir anne. :/ | |
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği dizi bulunmuyor.






























