Arkadaşları
Toplam 107 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (233)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
İçinde Yaşadığım Deri Hakkında |
| 30 Ocak 2012, 00:27 | |
| Öncelikle bir Almodovar filmi izliyorsanız, tüm cinsel kimliğinizden arınmanız gerek. Aksi taktirde ilk pedro izleyicileri için bir süre akıllarından çıkmayacak micro travmalara yol açar. Şayet '' Annem Hakkında Her Şey '' de olduğu gibi .. Bir deri ile kaplanmış vücuda hangi hisleri yerleştirebilirsiniz, deriyi değiştirseniz hangi hisleri devşirebilir, devşirebilirseniz ne kadarını traşlayabilirsiniz. Bknz ; Kızının cinsel organına temas edip onu hem psikolojik hem de derisel olarak tahrib eden kişiyi aynı deri sistemine alarak vajinayı ona hissettirmesi ve onu bu kimliğe sokması, sonrasında onu arzulaması, daha sonrasında bu deriye olan arzusunun altındaki başka arzunun gelip kendini vurması. Elena Ayana' nın o muhteşem, pürüzsüz vücuduna seyircinin muhatap kaldığı gizli hayranlık derinin altını görünce yutkuntuya dönüşüyor, aslında pedro orada bize '' Evet, söyle bana ne oldu ? '' diye bağırıyor. Az önce hayrandık ve gizlice sende kaplandın. Derimizdeki soru işaretleri bırakıp, derinin altındaki net cevapları arayış pürüzsüz senfonilerle estetik gitti, size de iyi gider diye düşünüyorum. teşekkürler, iyi seyirler.. | |
![]() |
Kazanma Sanatı Hakkında |
| 30 Ocak 2012, 00:09 | |
| '' Sen ne yaptığını sanıyorsun 250.000 dolar ile şampiyon olmak ta neyin nesi, yüksek miktarların dönmesi gerek, yüksek, sistemi bozarsın '' Şimdi filmin sonlarına doğru büyük balık bir klubün Billy Beane' nin klubüne karşı yaptığı bir kapitalist kini söylemin kalıntılarından başlamak istiyorum. Yüksek bütceli futbol, tenis, voleybol klüpleri ve bu para sisteminin içersindeki haksız rekabet ve kan emici bir o kadar uyuşturucu etkisindeki sindirim. Eğer yüksek başarıyı düşük bütçe ile yakalrsanız bu sefer sistemi kızdırırsınız, mazallah diğer klüplerin taraftarları - Siz onların 10 katı alıyorsunuz başarmıyorsunuz, onlar başarıyor demekki para ile başarı doğru orantılı değilmiş. - Bunu dedikleri an bazı yüksek spor fabrikatörlerinin koltukları sallanabilir. Sevgili dostlarım o kadar iyi ayarlanmış ki bu sistem, paradan müthiş paralar kazanmak, bunu eğlence haline getirmek ve bir taraftarın bir aylık maaşı oyuncunun günlük giderine eşit gelmesi '' Zevk duyulacak '' bir şey değil. Eğer o kadar yüksek olan fahiş fiyatlar düşerse keza açıkta olan ve havuzda kalan parayı ne yaparlar. Mazallah toplumu refaha kavuşturmak için bakımevleri, hastahaneler, hatta eğitim gibi önemli kuruma ciddi yatırımlar yapılabilir. Hayır, hayır, hayır... Bunu neden yapsınlar ki, o zaman '' moneyball '' olmaz.. '' Moneyfall '' olur.Ve bu bugün tüm evrensel tüketim toplumlarında başta futbol kurumu olmak üzere sırasıyla tüm vampir kurumların ince hukukudur. '' Sistemi Koru '' ya da git. | |
![]() |
Savaş Atı Hakkında |
| 29 Ocak 2012, 23:50 | |
| Filmdeki sanat yönetmenliğinden tutup ışık, kadraj gibi genele vurduğumuzda iyi bir bütün sağlanmış. Zaten Spielberg zorlanmıyor bu tür dekorlarda sandece onun bu saatten sonra üstüne katacağı farklı diyalektikler önemliydi bana göre, ve beklentimi karşıladı. Filmde iki cephenin ortasındaki atı tellerden kurtarma sahnesindeki farklı cephelerden iki askerin gelip bu kurtarma paradigmasındaki muhabbetlerinde bir şeye şahit oluyoruz. '' Değerler, Ortaklık, Etik, '' bu gözden kaçırılmaması gereken bir nokta. Objektif durmayı başararak aynı zamanda paydayı sorguluyor, aynı şekilde atın elden ele geçmesi ve geçtiği kişide kalmayıp onun ilk sahibine geri dönmesi gibi. Burada da '' Yüzüklerin Efendisi ''inde ki yüzüğün yolculuğuna benzetmede bulunabiliriz. O savaşçı değil, hazda mutluluğa ulaşan ve savaşmayan bir at..Bu yüzden '' Savaş Atı ''. İyi, güzel, kavramlarının yolculuğu.. | |
![]() |
Dedemin İnsanları Hakkında |
| 25 Aralık 2011, 02:24 | |
| '' Hep konuştuğunuz şeyler aynı, bir yerler varmış, orada insanlar varmış, bazı insanlar varmış, ya ben neyim, hangi aradayım, hangi yere aidim, yalnız kalacağım '' diyen torununa bakakalan bir dede .. Geçen nesilden sonra yalnızlaşan ve apolitik, bilinçsiz yetişen bir nesil. Dünyanın iki kutuplu olduğundan bihaber yetişen ikinci nesil ve yalnız kalan ikinci jenerasyon. Peki onların safları nedir, hangi safa aitler. Eleştirilen nokta eğitim sisteminin tekdüzeliğinden tutunda dayatılan bir poltitkanın olumsuz havasını soluyan yeni nesile bakın. Filmin en sonunda '' arkadaşlarıyla geçimi, pekiyi '' aslında en vurucu nokta burasıydı. Millet olarak o kadar şekilci, ezberci yetişiyor ve yetiştiriyoruz ki sadece ezberci sistemden alınan eğitime verilen puanla yani bir rakamla derecelendirip takdir ediyoruz bir çocuğu, ama ona iyi bir ahlak, düşünce, sevgi, saygı ve toplumsal bilinç yasalarını vermiyoruz. Bizi kim bu hale getirdi, bu neden oldu, bu nesil ne yapacak ? sorusunu tam olarak veremese de , savrulan hayatları, ve bu savrulan hayatlar bağlamında sorumluları iğne ucunda gösteriyor. Bu film geçen nesil ile onların verdiği savaşlardan arta kalan çocukların yalnızlaşmış hayatlarını anlatması bakımından Çağan Irmak' ın güzel bir yapıtı olmuş. Emeğine sağlık Irmak. | |
![]() |
Hayat Güzeldir Hakkında |
| 08 Aralık 2011, 01:46 | |
| Ekrana 40 cm uzaklıktaydım, biçimsiz, tuhaf tipli bir adamın üst üste '' Prenses '' demesiyle arkama yaslandım ve izlemeye koyuldum. Filmin ilerleyen sahnelerinde gözüme çarpan; '' Ayçiçekleri güneşe doğru eğilirler faydalanmak için, fakat onların fazla eğilmiş olanını gördüğün anda, bu ölmüş anlamına gelir, sen bir garsonsun, uşak değil.. '' sözlerinin söylendiği restourant sahnesi, arka plandaki tabloda aristokrasi sınıfı ve ortada saf bir yahudinin pekiştirdiği durum gelişmeye adım olan yan metnin vurgulanışıydı. Faşizmin insan ötesi boyutu olarak ata bile '' yahudi '' kimliğinin verilmesi ve yeşile boyanması ( anti- semitizm ) fakat bu ötekileştirmenin adeta ahlaksal duvarları yıktığı anda hayata neşe ile bakabilen insan. Saflık, masumiyet, ve iyilik kavramlarının bir bedene yerleştirilmesi ve o bedenin de yahudi olması dikkat edilecek noktadır. Filmin gelişme bölümü olan ikinci perdede artık soruna geçeriz ve derdini anlarız benigni' nin. Burada ilk başta gerçekten neşe dolu bir baba varken şimdi sadece yüzündeki etin güldüğü, vahşete bilakis maruz kalmış aynı zamanda çocuğuna bu tabloyu yansıtmamaya çalışarak - olası kin, intikam, nefret- gibi duyguların çocuğundan uzak durmasını istemesi de olabilir. Burada devreye bir oyun girer ve sonuna kadar kendine eşlik eder, aslında bu oyun içinde oyundur, keza diğerleri için gerçekten de '' can almak, kıyım, zehirlemek, vahçice öldürmek '' bir oyundur. Son olarak şöyle bitirmek istiyorum, eğer tüm dünyada barış olacaksa '' dora '' gibi bir sorun olduğunda trene ardına bakmadan binecek insan olmalı, '' guido '' gibi saf ve masum olmalı, '' guisue '' gibi umut dolu ve taze yürekler olmalı. Benigni, kurduğu içgende sosyolojik, psikolojik çözümlemeleri yanı sıra diğer isterilere dokunara filmin sonunda bizde yürek burkucu bir tad bırakıyor, zaten amacı da bu olmalıydı.. Hayat güzeldir, hayat, insan yaşayıp yaşatabildiği sürece .. | |
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.
Favori haber/kritik bilgisi bulunmuyor.



















