Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere; Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere... camdan kapılarım var benim, kıracağınızdan değil,zarar görmeyin ; ellerim var benim ;boyumdan uzun, söze inanırım göze de gelirim.. umudum var benim; kıracağını
- Seviye
- Jön
- Toplam
Puan - 310,376
- Bu Hafta
Puanı - 0
- Toplam
Yorum - 397
- Ortalama
Yorum Puanı - 0
- Cinsiyeti
- Kadın
- Doğum Tarihi:
- 10/09/1985
- Üyelik Tarihi:
- 11/07/2007
- Son Giriş:
- 23/10/2011 16:50
Arkadaşları
Toplam 44 Arkadaşı var
Tüm Arkadaşları
Film Yorumları (324)
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- ...
- ›
- »
![]() |
Üç Renk: Kırmızı Hakkında |
| 12 Aralık 2009, 20:17 | |
| Fransız bayrağının renklerinden oluşan bu üçlemede sanırım en zayıf halka "kırmızı" idi. Yinede Fransız filmlerinde sıkça rastlanan anlaşılmazlıklar, sıkıcı ve bunaltıcı dialoglar, bitmeyen paranoyalar pek yoktu. Bu cümleden Fransız filmlerini sevmediğim kanısına varmayın, aksine oldukça severim çünkü en güzel kara-dramlar onlardan çıkar. Onca tesadüfsüzlüğün içinde onca tesadüfün olması insanı şaşırtıyor, aşkı kaybeden diye tanımlanan ama aslında ilk aşık olduğu kadını sevmeyi hiç bırakmayan yaşlı bir yargıç, aşkı yaşadığını sanan ve sürekli onun gelmesini bekleyen harika güzelliği ile filmden yer yer uzaklaşmanızı sağlayan bir manken ve yargıç olmak için ders çalışmadığı zamanlarda aşkı yaşadığını sanan ama aslında yanıldığını farkeden bir genç, milyonlarca sırla yaşayan ve sırların asla başkaları tarafından duyulmayacağını düşünerek mutlu mutlu yaşamaya devam eden komşular... Zaten elinizde bu kadar karakter varken kötü bir film ortaya çıkması zor ama bazen yapmıyor değiller. :) Olayların örgüsü bu kadar berrak anlatılırken nasıl böyle bir sonla bitirilir hiç anlamam ama yine Fransız filmlerine yakışır anlaşılmaz "ee şimdi ne olacak" dedirten sonu ile ( en azından bir kare dahi olsa Juliette Binoche göründü ) tadımlık bir film. Ayrıca bu kadar uzun zaman sonra ilk yorumumu paragraflar ve cümle başlarında büyük harflerle yapabilmek çok hoşuma gitti. Sonunda bir şeyler değişmiş, demek olabiliyormuş. :) | |
![]() |
İkiye Bölünen Kız Hakkında |
| 02 Mart 2009, 16:47 | |
| Fransız sinemasına hayran olduğum söylenemez. Bizlerin film anlayışından biraz uzakta. Ancak Fransız sinemasının sevdiğim yönleri de var. Örneğin filmi sadece ve sadece sizin değerlendirmenize izin veriyorlar, olay sonuç ilişkilerini tamamen size bırakıyorlar. Nasıl tanıştılar, ne zaman bu kadar aşık oldular gibi soruları sormanız anlamsızlaşıyor, böylece sadece ana karakterlerin ruh hallerini ve kişiliklerini sorgulamanıza olanak sağlıyorlar. Ancak ve ancak biz izleyiciler filmlerin film olduğunu bildiğimiz halde sürekli gerçekçilik aradığımız için Fransız filmlerini akla aykırı buluruz ve beğenmeyiz. Artık sorgulamayı bıraktım ve sadece izlemeye karar verdim diyorsanız zevk alabilirsiniz. İkiye Bölünen Kız tipik bir Fransız filmi ve elbette sorgulayacak bir yığın sorun filmi izlerken yanınızda sizinle sohbet ediyor. Başrol kızımızın, oldukça başarılı olduğunu, film boyunca gözümüze soksalarda aslında tam bir fiyasko var karşımızda. Aşkınız hayatınızın her noktasına bulaşmış ise bu hastalıktan asla kurtulamazsınız. Aşk hastalığını, başka birinin size duyduğu aşk ile tedavi edemeyeceğinizi anlamanız, sizin çoktan öldüğünüz anlamına gelebilir. Filmdeki karakterlerin herbiri başlı başına birer yürüyen sorun. Yaşlı erkek, hayatındaki aşkı bulduğunu iddia ederken, karısına sürekli ihanet ederek gençlik iksirini içtiğini varsayıyor,böylece yaşlılık psikolojisinden sıyrılıyor ancak hali hazırda yaşlı olduğu için getirilerinden kaçamıyor ve yıllarca yanında olan karısını asla bırakamayacağını biliyor. Diğer erkek ise sürekli kazanan bir kaybeden aslında. Karşısına çıkan ilk gerçek kayıp onu gerçekle yüzleştiriyor ve kaybın kendisini vazgeçilmez kılıyor. Ancak kaybettiği kız başka bir erkek tarafından daha önce kaybetmeye zorlandığı için kazanılması uzun sürmüyor. Tam bir kaos. Herkes istemeden içinde buluyor kendini. Başrol kız ise tam bir felaket tablosu. Aşkla büyümek gibi bir cezaya çarptırılıyor ki sancılarını tahmin edersiniz. Bütün bu aksaklıkların içinde hiçbir şeyin doğru gitmesi beklenemez ve nihayetinde herşey parçalanıyor. Son kurşun herşeyin çözümü olması gerekirken herşeyin sonu oluyor. Filmin sonundaki ikiye bölme sahnesi filmin ismini bize hatırlatıyor ve bütün taşlar artık yerine oturuyor. Sonuç olarak herkesin beğenebilmesi imkansız olan bu film benim beğendiğim filmler arasına giriyor. İzlemenizi tavsiye eder miyim sorusuna gelince ise kararı kendiniz verin derim. :) İyi seyirler. | |
![]() |
Havai Fişekler Hakkında |
| 23 Ocak 2009, 20:53 | |
| tutunamayanları daha önce izlemiş biri olarak tavsiye ederim.. çok güzel bir filmdir. | |
![]() |
Havai Fişekler Hakkında |
| 23 Ocak 2009, 19:20 | |
| daha önce izlemedim ama yönetmenin filmlerini genelde beğenirim. dolls hariç :) | |
![]() |
Havai Fişekler Hakkında |
| 23 Ocak 2009, 17:36 | |
| İzlemek isteyenler bugün saat 22:00'de cnbc-e ekranlarında izleyebilirler. şahsen ben izleyeceğim :) | |
Duvar (8)
Duvara Yaz
-
-
13 Temmuz 2008, 16:24Keşke "ebedi olmayan hiçbir şey gerçek değildir." cümleni içimden gelerek tekrarlayabilsem.. Ebedi olmayan şeylerinde gerçek olabileceğini düşünmezsem sanırım elimdeki herşeyi yitiririm.. Ebedi güzelliklere şahit olmuş bir insan gördüm sanki karşımda ve imrendim... Sayfandaki soru cümlesini görünce cevap vermek istedim.. EVET moralim bozuldu ama yanılıyorsun bozulmaması lazım :)
-
-
04 Haziran 2008, 20:58o bizim "işi olmayanlar giremez" grubumuzun, hayat korkuları,okuldan kaçışları,kaptanlık hayalleri,otobüse binip insaları izleme hastalığı olan afacan yazarımız.. bazen kaleminden boyundan büyük laflar çıkarır ve beni nasıl hissetti bunu acaba, yoksa ben duygularımı kayıp mı ettim neden aynı endişeler yok bünyemde diye bana beni sorgulatır.. bazende gülümsetip afferim kız sana,sen mutlaka birşey olucaksın dedirtip kendimi iyi hissettirir..varsın kaptan olamasın,kurulması zor hayaller kurmak bile varlığını anlamlaştırıyor onun.. :)) sevgili nam-ı diyar captaiin (liramazu'nun deyimiyle cxptxiin ) devam et yorumlarına aynı yaşam aşkıyla ve ketçaplı makarnalarla :)))
-
-
20 Mayıs 2008, 11:45uzun zamandır yazı yazmayı düşünüp bir türlü cesaret edemediğim birisi vardı aklımda.. sonunda amannn dedim.. ve sayfanı ziyaret ettim.. iş yerindeyim,aklım hayatın cilesine takılmış,içim sıkkın falan derken enerjin bana dokundu sanki :)) yüzüm güldü.. geçenlerde hanımeli kokusu aldığımda ağlamak üzereyken gülüşüm aklıma geldi.. anneme ufak şeylerden mutlu olmayı öğrettiği için teşekkür ettim ama o bana "bunlar ufak şeyler değil aksine sen asla yetinmeyi bilmezsin" dedi :))) tanıyor kızını :)) bu sitede ufak şeylerle yetinmeden beni etkileyen nadir insanlardansın.. girip sadece teşekkür edecektim ama klavyeyi durduramıyorum :)) tamam tamam artık gidiyorum :))
-
-
16 Nisan 2008, 21:38sinema izler mi izlemez mi tartışılır ama izlediklerinin hakkını verir :))) pamuk gibi bir kalbi olduğundan ben ona nam-ı diyar pamuk diyorum :)) kimsecikleri kırmaz,espriden anlar hakkını verir.. dinlemeyi sever,tartışmadan uzak durur.. akşamları çardak keyifleri yapar,piknikte anne figürü olmaya razıdır :)) severim sayarım tıpkı kedikadın gibi.. aaaa unutmadan kedicikle buluşup beni kıskandırması tek kötü huyu... :))) pamuk kalbin mutluluk kapılarını açmana yardımcı olur her zaman merak etme :))
İzlediği film bulunmuyor.
İzlediği dizi bulunmuyor.
Favori karakteri bulunmuyor.



















