Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Brian De Palma

Yaralı Yüz Fragman
Brian De Palma profil resmi Facebook'ta Paylaş
Ekle
8.9/ 10
131 oy
168 kullanıcının favorisi

Brian De Palma

ABD

11 Eylül 1940

Biyografisi

Amerikalı yönetmen Brian De Palma kanlı görüntülere olan ilgisini bir doktor olan babasını izleyerek edindiğini açıklyor. Kariyerine bakıldığında ise Alfred Hitchcock'un büyük bir etkisi olduğu gözlenebilir. Sinema hayatına Colombia Üniversitesinde kısa metrajlı filmler çekerek başlayan De Palma bu filmlerin sayesinde ilişki kurduğu Sarah Lawrence College'de 1962'de ilk uzun metrajlı filmi 'The Wedding Party'i çekme şansı buldu. 1969 kadar yayınlanmayan filmin kadrosunda o üniversiteden Jill Clayburgh ve Brooklyn'den kendine Bobby De Niro diyen bir genç vardı. De Palma'nın beyazperdede gösterilecek ilk filmi 1968'de yayınlanan 'Murder a la Mod' oldu ancak ilk eleştirmenler tarafından farkedilen filmi aynı yılda savaş karşıtı 'Greetings' filmi ve bir yıl sonra gene aynı Brooklyn'li çocuk ancak bu defa Robert De Niro olarak tanınan oyuncu ile çalıştığı 'Hi, Mom!' oldu. De Palma Sisters filminde teknik olarak Hitchcock'tan etkilendiğini hiç inkar etmedi hatta bunu vurgularcasına Hitchcock'un müzik direktörü Bernard Herrmann ile beraber çalıştı. O güne kadar en önemli filmi hatta sinema tarhindeki en iyi Stephen King uyarlaması olabilecek 1976 yapımı 'Carrie'deki teknikler, ikiye ayırdığı ekran ve şoklu sahte rüya sonlar, De Palma markası olarak sinema kültürüne eklendi. Ağır çekimler, pan çekimler, kanlı sahneler, Hermanesk müzikler, dolanbaçlı sonlar ve kim olduğu anlaşılmayan karakterler ile tarzını oturturken, 1983 yapımı Al Pacino'nun başrolde oynadığı ünlü 'Scarface' ile 'suç iyi birşey değildir' dönemine başladı. 1986 ve 1987 yıllarında çektiği 'Wise Guys', 'The Untouchables' filmlerinde bol bol kan kullanaraktan kötü karakterlerin gerçekte sevilmeye değer olmadığını belirten filmler yaptı. Vahşetin başka bir türüne 1989'da 'Casualties of War' ile bir tabur Amerikan askerinin elinde esir olan Vietnamlı bir kadına yapılan işkencenin hikayesiyle göz attı. 1992'de ise en sevdiği aktörlerden biri olan John Lithgow ile bir kişinin karakter bölünmesini anlattığı 'Raising Cain'i çekti. Bir yıl sonra Al Pacino ile tekrar çalıştı ve yıllardar sonra en çok olumlu tepki aldığı filmi 'Carlito's Way'i çekti. Hollywood'da pek genel olmayan yönetmen hakimiyetini kuran ve filmlerinde oynattığı yıldızlardardan ziyade kendi adı sayesinde sinemaya izleyici çekebilen bu değerli yönetmen 'Mission: Impossible' ve 'Snake Eyes' gibi büyük bütçeli, yıldız kadrolu filmler çekip kendi imzasını hissettirdi.

Devamı
Gizle

Katkıda Bulunduğu Son 8 Yapım

Hepsini Göster
Tüm yorumlar (30)
Avatar
FilmHistorian (Figuran) | 14 Haziran 2017, 19:53

The Untouchables'den sonra yönettiği filmlere yetersiz zaman olduğu için bu akşam değinemeyeceğim..
De Palma'nın yönettiği bana göre en iyi 10 Film

10 Obsession (1976)
9 Dressed to Kill (1980)
8 Femme Fatale (2002)
7 Sisters (1972)
6 Casualties of War (1989)
5 The Untouchables (1987)
4 Carrie (1976)
3 Scarface (1983)
2 Carlito's Way (1993)
1 Blow Out (1980)

Cevap Yaz
0
0
FilmHistorian (Figuran) | 14 Haziran 2017, 19:23

Brian De Palma, meslektaşları Spielberg, Scorsese, Lucas, Coppola, Allen, Friedkin gibi yönetmenlerle birlikte Amerikan sinemasında 1960'ların ikinci yarısında başlayan ve 1980'lerin başına kadar varlığını sürdüren, Yeni Hollywood (Amerikan Yeni Dalgası) sinema akımının içinde yer almış ve 1968'den günümüze toplam 29 adet sinema filmi yönetmiştir..
Ele aldığı konular ve teknikler bakımından büyük usta Alfred Hitchcock'tan izler görülür ayrıca gerilim, cinayet, tutku, gözetleme, benzer kişiler, çoklu kişilik ve şiddet sinemasında yer almış başlıca temalardır.. De Palma, bazı filmlerinde usta yönetmenlerin filmlerinde yer alan elementleri ve hikayeyi kendine has bir stil ile uyarlamıştır..
Örneğin 1981 yapımı başrolde John Travolta'nın yer aldığı psikolojik gerilim Blow Out adlı filmdeki hikayenin özünde Antonioni'nin 1966 yapımı Blowup ve Coppola'nın yönettiği 1974 yapımı filmi The Conversation'dan esinlenmeler olduğu gibi , Body Double filminde Hitchcock'un başyapıtları Arka Pencere (1954) ve Vertigo filmlerindeki elementler , The Untouchables'de tren istasyonunda geçen sahnede Eisenstein'in başyapıtı Potemkin Zırhlısı'ndaki (1925) meşhur Odessa basamakları sahnesi ve Dressed to Kill (1980) filminde gene Hitchcock'un bence en iyi filmi Psycho'dan (1960) esinlenmeler göze çarpar..
De Palma sinemasında görsel yapı olarak yönetmenin sıklıkla tercih ettiği farklı kamera açılardı vardır.. Örneğin De Palma, karakterlerinin olağan dışı ruhsal durumlarını , kafa karışıklığını , bir şeylerin ters gittiğini yansıtmada Dutch angle (eğik açı) denilen 20 derecelik eğime sahip yani kadrajın alt açıdan aldığı tekniğini başarı ile kullanırken, split screen denilen aynı anda farklı durumları göstermek için ekranı bölme tekniğini de tercih etmiştir..
Yönetmen kariyerinin erken döneminde Greetings (1968) ve Hi, Mom! (1970) adlı filmlerinde gene kariyerinin başındaki Robert De Niro ile çalışmış , üst düzey olmasa da mütevazi yapımlara imza atmıştır.. De Palma'nın ilk çıkışı Sisters (1973) ile olur , Polanski'nin Repulsion ve Hitchcock'un Psycho'dan izler taşıyan bu psikolojik gerilim yönetmenin ileriki dönemlerde bu türe sıklıkla değineceğinin de sinyalini vermiştir.. Obsession (1976) senaryosunu Paul Scrader'in yazdığı ve görüntü yönetmenliğini usta isim Vilmos Zsigmond'un üstlendiği , Vertigo'nun sahip olduğu gizem ve hikaye temalarını uyarlayan ancak orta karar bir filmdi..
Carrie (1976) , Stephen King'in 1976 tarihli romanından uyarlanmış ve Sissy Spacek'in harika performansı , ürkütücü sahneleri ile 1970'ler korku sinemasının önemli yapımlarından biri haline gelmiştir.. Empire dergisinin 2008 de düzenlediği tüm zamanların en iyi 500 filmi anketinde 86.sırad yer almış olup , Spacek en iyi kadın oyuncu dalında ve Pipe Laurie ise yrd.kadın oyuncu dalında oscar adaylığı elde etmiştir ve carrie birden fazla dalda akademi adaylığına sahip korku türünde birkaç filmden birisi olmuştur..
Blow Out (1981) en sevdiğim De Palma filmidir.. Antonioni'nin Blow Up filminde mevcut olan fotoğraf ile cinayete ulaşma durumu Blow Out da biçim değiştirerek ses kaydı üzerinden bir cinayete erişme halini alır.. Jack (John Travolta) , düşük bütçeli filmler için gerçek sesleri kayıt eden bir ses teknisyenidir, bir akşam kayıt sırasında bir otomobil yoldan çıkarak park kenarındaki gölete düşer, Jack yardıma koşar arabada yer alan kadın kurtulur ancak adam hayatını kaybeder , adamın önemli bir siyasetçi olduğunu anlar ancak olay hakkında kuşkuludur , otomobilin kaza yaptığı anda kendisinin almakta olduğu ses kaydını defalarca dinler ve bir silah sesini tespit eder.. Düşünüldüğü üzere bu bir kaza değil, suikasttir..Ardından olaylar temposunu arttırarak devam eder.. Blow Out , 1980'lerin özel filmlerinden biridir , gerek Travolta'nın oyunculuğu , gerek gerilim ve gerçekçi atmosfer filmin olumlu özellikleridir.. Vilmos Zsigmond gibi duayen bir görüntü yönetmeninin tecrübesi ve görsel vizyonu da filmin başarısında önemlidir.. Tema olarak röntgencilik görsel yerine Jack'in mesleğinden dolayı işitsel olarak yer almıştır..
Scarface (1983) ise De Palma denildiğinde akla gelen ilk filmlerden biridir.. Howard Hawks'ın yönettiği 1932 yapımı Scarface'nin Oliver Stone'nin yazdığı senaryo ile Küba kökenli bir mülteci Tony Montana'nın 1980 yılında Miami'ye gelmesinden itibaren suç dünyasında yükselmesini Al Pacino'nun en iyi performanslarından biri destekli anlatılır.. 1980'lerin en unutulmaz ve kült yapımlarından biri olan bana göre her ne kadar 1932 yapımı Scarface kadar olamasa da gene de en azından Al Pacino'nun varlığı ve oyunculuğu için izlenilmesi gereken özel filmlerden biridir.. The Untouchables (1987) , Al Capone'yi adalete teslim etmekte kararlı bir grup ajanın hikayesini anlatır.. Kevin Costner ve Sean Connery ile birlikte Al Capone'yi canlandıran Robert De Niro filmin zengin oyuncu kadrosunu oluşturur.. Görüntü yönetmeni Stephen H. Burum'un kamera çalışması ve Ennio Morricone'nin film için bestelediği müzikler The Untouchables'in olumlu taraflarındandır.. Film 4 dalda akademi adaylığı elde etmiş ve en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Sean Connery oscar ödülü kazanmıştır..

Cevap Yaz
0
0
SOBOTKA (Amatör) | 2 Nisan 2016, 12:02

Çoğu filmini izlemiş biri olarak söylemeliyimki malesef ortalama bir yönetmen.

Cevap Yaz
0
0
deckard (Artist) | 30 Kasım 2015, 19:55

Hitchcock hayranlığı ve etkisi bariz olan usta yönetmen.Scarface bir şaheser olup en ünlü ve başarılı filmidir.Blow Out,Dressed to Kill,The Fury ve Carrie filmlerini her sinemasever görmelidir.

Cevap Yaz
0
0
FORHAN (Profesyonel) | 17 Haziran 2015, 15:55

Hemen hemen bütün filmlerini seyrettiğim başarılı yönetmen .

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz