Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Fyodor Dostoyevski

Saawariya
Fyodor Dostoyevski profil resmi Facebook'ta Paylaş
Ekle
8.8/ 10
32 oy
28 kullanıcının favorisi

Fyodor Dostoyevski

Rusya

30 Ekim 1821

25 Ocak 1881

Biyografisi

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 30 Ekim 1821'de yoksulların kaldığı bir hastanede dünyaya gelir. Aynı hastenede cerrah olan babası, alkolik, sert ve sinirli bir adamdır; ancak çocuklarının eğitimine büyük önem göstererek onlara Fransızca öğretmeni tutar ve kendi çabasıyla Latince öğretir.

13 yaşındayken Moskova'nın en iyi okullarından birine yatılı olarak verilir. 16 yaşına geldiğinde babasının ısrarları üzerine Petersburg Askeri Okulu'na girer. Aynı yıl annesini kaybeder. 1839 yılı aile için gerçek bir darbe olur. Babası kendi toprak kölelerinden biri tarafından öldürülür. Bu faciadan sonra sara hastalığına yakalanan Dostoyevski\'de olayın izleri tüm hayatı boyunca görülür.

1843 yılında mühendis okulunu bitirir ve asteğmen rütbesiyle orduya katılır. O günün şartlarında mühendislik ona iyi bir mevki ve refah dolu bir hayat verebiliyorken o kendisi için daha başka bir gelecek düşünür ve istifa eder.

Çocukluğundan itibaren belli başlı edebi eserleri takip ederek kendini edebiyat alanında geliştirir. Rus şairlerinden Jukovski ve Karamzin'i beğenerek okur. Özellikle Puşkin'i kendine ilham kaynağı olarak görür. Schiller, Geroge Sand gibi birçok yazarı takip eder. Ünlü Fransız yazar Balzac'ın yeriyse onda çok farklıdır. 1843'te Balzac'ın Eugenie Grandet romanını Rusçaya çevirir ve edebi çalışmaları başlamış olur.

İlk edebi çalışmalarında Gogol, Gribeyedov gibi Rus yazarların etkisi sıkça görülür.

1845 yılında ilk eseri İnsancıklar'ı yazmaya başlar. 1845 Nisanında tamamlanınca eserin müsveddesini dostu Grigoriç'e verir. O da bunları dönemin ünlü şairlerinden Nekrasov'a götütürür. Nekrasov sabahın dördünde, kitapla ilgili düşüncelerini Dostoyevski'ye anlatmak üzere evden çıkacak kadar etkilenir eserden. Bir sonraki günse, müsveddeleri eleştirmen Belinski'ye götürür ve ona yeni bir Gogol'un doğduğunu söyler. Bir süre sonra Belinski ile Dostoyevski görüşürler. Ünlü eleştirmen Dostoyevski'ye yeteneğini koruduğu takdirde, büyük bir sanatkar olacağını müjdeler.

Dostoyevski, devrin birçok genci gibi, toprak köleliğinin yürürlükte olduğu sosyal yapıdan rahatsızdır. Bu yüzden, rejime karşı çıkan gençlik gruplarından birine katılır. Kısa bir süre sonra gruba bağlı tüm gençler yakalanarak tutuklanır. Bir sabah, tümü açık bir alana götürülerek, idama mahkum oldukları ilan edilir. Ancak tam karar infaz edilcekken Çar'ın kendilerini affettiği öğrenilir.

Genç yazar, dört yıl kürek, beş yıl da sürgün cezasına çarptırılır. Hapiste sadece incil bulundurmaya müsaade edildiği için Hıristiyanlığa merak sarar.

Sürgünden sonra çeşitli edebiyat dergilerinde çalışır. Dönemin 'Sanat için sanat' görüşüne karşı çıkar. Öte yandan maddi durumu kötüleşen yazar, kendini tamamen edebiyat çalışmalrına verir. 1866 yılında ünlü romanı Suç ve Ceza'yı bitirdiğinde, dönemin otoritelerinden biri olarak görülmeye başlar.

Toplumun her kesitinden insana romanlarında yer verebilen Dostoyevski, kahramanlarında kendisinin de içinden çıkamadığı, çatışan duygu ve düşüncelerini tasvir eder. Aralarında Karamazov Kardeşler, Budala, Suç ve Ceza, Ölüler Evinden Anılar gibi belli başlı eserlerin de bulunduğu birçok roman ve hikaye yazarak verimli bir şekilde geçirir. 1881 yılında hayatını kaybeder.

Eserleri dünyanın belli başlı tüm dillerine çevrilen yazarın birçok kitabı sinemaya uyarlanmış veya senaryolara ilham kaynağı olmuştur. Ülkemizdeki Dostoyevski uyarlamalarının en yakın örneği, Zeki Demirkubuz'un Yeraltından Notlar'dan esinlenerek çektiği 2010 yapımı Yeraltı filmidir.

Devamı
Gizle

Katkıda Bulunduğu Son 8 Yapım

Hepsini Göster
Tüm yorumlar (10)
Avatar
alikasikci (Amatör) | 12 Ocak 2014, 17:50

hic bişe anlamadım odev vardı bu ne mk

Cevap Yaz
2
2
GalataKantosu (Profesyonel) | 8 Kasım 2013, 00:36

üstad

Cevap Yaz
2
2
importante (Profesyonel) | 4 Mart 2014, 16:43

hakaretlerinle ne tür bir insan olduğunu herkese belirtmişsin.beni bilen bilir.izlemeden yorum yapmam.bana yaptığın tüm hakaretlerini sana iade ediyorum.git başka kapıya.kötü söz sahibine aittir terbiyesiz.bu kişiliği-ahlakı bozuğun yorumlarına kanmayın.zaten en fazla 2 kelimelik saçma sapan,okuma yazmayı yeni sökmüş bebeler gibi yorumlara sahip.amacı ortalığı karıştırmak.son olarak sen olmamışsın.söyle seni tekrar yapsınlar seni (:

0
0
Player01 (Artist) | 1 Nisan 2012, 20:12

Suç ve Ceza'ya hayran kalmıştım ve ne yazık ki eserlerine yeni başlamış biriyim ve kendimden nefret ediyorum. Keşke daha önce başlasaymışım. Özellikle de Suç ve Ceza'yı okurken karakterler o kadar derinleştirilmiş ki yaşanan en küçük olaya bile verilen tepkiler en derinden okunabiliyor. Dostoyevski'nin sanırsam bu yeteneği yaşadığı çağada büyük sükse yapmıştı. Yeteneğiyle birçok 20.yüzyıl düşünürünü derinden etkilemiştir. Suç ve Ceza'yı zevk ve heyecanla okuyan biri olarak bu adamın bu kitabının sinemaya neden uyarlanmadığını hala aklım almıyor. Eğer gerçekten böyle bir şey gerçekleşirse kitabın ana kahramanı olan Raskolnikov'u kesinlikle CHRİSTİAN BALE oynamalı!

Cevap Yaz
2
1
ANGELINA (Figuran) | 1 Ocak 2012, 20:39

şimdiye kadar sadece suç ve cezayı okudum ve çok beyendim diğerlerini okumaya daha fırsatım olmadı ama eminim onlarda güzeldir.ölü evinden anıları özellikle çok merak ediyorum

Cevap Yaz
1
0
CoconutBall (Profesyonel) | 12 Eylül 2011, 19:34

Onun kitaplarına Suç ve Cezayla aşık oldum. Klasik edebiyatımın bir numaralı adamı. Ruhu psikopat. Bu yüzden seviyorum. Adam yaşayarak yazmış resmen. Bize de yaşatıyor her romanını.
Herkese Ölüler Evinden Anıları tavsiye ederim. Hapishanede gerçirdiği 9 yılı çok güzel bir şekilde anlatmış ve biz Türklerden ve Müslümanlardan çok güzel bir şekilde bahsediyor.
"Sonra, iyi niyetli, saf Müslüman gülümsemeleriyle.."

 

Cevap Yaz
2
1
Görüşleriniz