Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Ernst Lubitsch

Monte Carlo 1. Fragmanı
Ernst Lubitsch profil resmi Facebook'ta Paylaş
Ekle
7.5/ 10
14 oy
7 kullanıcının favorisi

Ernst Lubitsch

Almanya

28 Ocak 1892

30 Kasım 1947

Biyografisi

Lubitsch, hali vakti yerinde, tekstil ticaretiyle uğraşan bir ailenin dört çocuğundan en küçüğü olarak, çocukluğunu Berlin’de geçirdi. Ortaokulu bitirdikten sonra 1908’de bir kumaş mağazasına çırak olarak giren Lubitsch, bir taraftan da oyunculuk dersleri aldı. Önceleri filmlerde küçük rollere çıkan genç, 1911 yılında Berlin’de Deutsches Theater’de (Alman Tiyatrosu) Max Reinhardt’ın topluluğuna girdi. Tiyatroda edindiği bu deneyimler, kendisine sonradan meslek edineceği yönetmenlikteki başarısı açısından çok esaslı bir temel oluşturdu. 1914’ten sonra çevirdiği ilk filmleri, daha çok, kendisinin de başrolleri üstlendiği, komedilerdi. 1919: Tarihi Bir Filmle Başarıyı Yakalaması Komedilerle sağladığı başarılar Lubitsch’e, başta zengin kostümlü tarihi filmler olmak üzere, büyük filmlerde yönetmenlik yapma şansını getirdi. Başrollerde Pola Negri ile Emil Jannings’in oynadığı, XV. Louis’nin metresini konu alan Madame du Barry (1919) adlı destan, öncelikle ikna edici rejisi açısından beğeni kazandı. Oyuncuları yönetmedeki üstün becerisi sayesinde Lubitsch, konu içindeki kişilerin motivasyonlarını çok etkili bir biçimde ortaya çıkartmayı başardı. Başrollerde Henny Porten ile Emil Jannings’in oynadığı İngiltere Kralı VIII. Henri’nin karılarından biri hakkında çevirdiği Anna Boleyn (1920) ile de aynı kaliteyi yakalayabildi. 1923-29: Sessiz Film Komedileri Kalabalık sahnelere egemenliği sayesinde Lubitsch, ABD’de kısa zamanda, ünlü Amerikalı anıtsal film yönetmenine benzetilerek, “Avrupalı David Wark Griffith” olarak anılmaya başladı. Lubitsch 1923 yılında Hollywood’da bir anlaşma imzaladı. Amerika’da ilk çektiği film Rosita (1923), Lubitsch’in Amerikan sessiz sinemasının büyük starı Mary Pick-ford ile anlaşamaması yüzünden, büyük yankılar uyandıramadı. Lubitsch, ancak ondan sonra, türünün doruğuna ulaştırdığı popüler komediye yoğunlaşınca, yeniden büyük başarılar elde etti. Asla p…ografiye kaçmayan, açık saçık’ esprili yapıtlarını kolaylıkla ve hafif alaylı bir göz kırpış-la gerçekleştiriyordu. Bu “Lubitsch-Touch” (“Lubitsch Dokunuşu”) çok kısa zamanda yönetmenin markası haline geldi ve komedi filmlerine yeni kıstaslar getirdi. Başrolde Pola Negri’yi oynattığı, yüksek sosyetenin aşk hayatına ilişkin bir fars olan Forbidden Paradise (Yasak Cennet, 1924) Lubitsch’in 20’li yıllarda çektiği en seçkin filmler arasında yerini almakta ve yönetmenin sözlü esprileri sessiz filmde ifade etmekteki yeteneğini ortaya çıkarmaktadır. Lubitsch, 1922’den beri evli bulunduğu ilk karısı Helene Krause’den 1930’da boşandı. 1930’dan Sonra: Operet Filmleri Sesli filmin icat edilmesiyle Lubitsch için yepyeni sanatsal ifade olanakları doğmuş oldu. Maurice Chevalier ve Jeanette MacDonald ile çevirdiği Love Parade (Aşk Resmigeçidi, 1929) ile sahne operetinden uyarlanmamış, kendine ait ilk operet filmini gerçekleştirdi. Daha sonraki operetlerinde olduğu gibi, Lubitsch burada da şarkılarla müziği konunun içine yerleştirmeye çalıştı. Monte Carlo (1930) ve The Merry Widow (Şen Dul, 1934) gibi sevilen operet filmlerinde Lubitsch ironik mizah anlayışını geliştirdi. 1936’dan Sonra: Komediler ve Taşlamalar Tekrar tekrar yeni düşüncelerle ve erotik imalarla seyirciyi şaşırtan, Miriam Hopkins ve Herbert Marshall ile çevirdiği dolandırıcılık komedisi Trouble in Paradise (Cennette Fırtına, 1932) Lubitsch’in kariyerindeki en göz kamaştırıcı yapıtlardan biri sayılmakta ve kendisi tarafından da en iyi filmi olarak kabul edilmektedir. Çok açıkgöz, kurnaz bir çift, varlıklı genç bir kadının servetine göz dikerek parasını ele geçirmeye uğraşır bu filmde. 1933’te çevirdiği, sosyetenin ahlak kavramlarını alaya aldığı, açık saçık bir üçlü aşk öyküsü olan Design for Living adlı filmde de yönetmen üstünlüğünü gösterdi. Bu filmde reklam resimleri çizen genç bir kadın iki sanatçıya birden ilgi gösterir. Bu ilişkiler yüzünden ortaya çıkan çelişik durumlarla başa çıkamayınca, çareyi burjuva bir evliliğe sığınmakta bulursa da, bu evlilikten yine iki dostunun sayesinde kurtulur. 1935 yılında Alman vatandaşlığından çıkarılan Lubitsch, aynı yıl Vivian Gaye ile evlendi, ondan bir kız çocuğu sahibi oldu ve 1943’te de boşandı. 1944’te de Amerikan vatandaşlığına geçti. 1935 yılında Paramount Film şirketinin prodüksiyon müdürlüğüne getirilen Lubitsch, 1938’den sonra serbest film yapımcısı olarak çalışmaya başladı. Jack Benny ve Carole Lombard ile çevirdiği To be or not to Be (Olmak veya Olmamak, 1942) ile Nasyonal Sosyalizmin muhteşem bir taşlamasını seyircinin beğenisine sundu. 1942 yılında geçirdiği ilk kalp krizinden sonra toparlanması uzun bir müddet aldı. 1947 yılının Mart ayında Şeref Oscarı ile ödüllendirilen Lubitsch, 8 ay sonra Hollywood’da 55 yaşında ikinci kalp krizine yenik düştü.

Devamı
Gizle

Katkıda Bulunduğu Son 8 Yapım

Hepsini Göster
Tüm yorumlar (1)
Avatar
FORHAN (Dublör) | 22 Aralık 2014, 08:34

Sinema tarihinin unutulmaz yönetmenlerinden , Gülmeyen Kadın ve To Be Or Not To Be seyrettiğim iki filmi . Lubitsch Dokunuşu diye kendine ait bir tarzı bile var .

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz