Hayatımız 'kahramanımızı' aramakla geçiyor. Birgün çıkıyor karşımıza o herşeyi değiştirmesini, güzelleştirmesini beklediğimiz 'kurtarıcımız'. Ancak çok geçmeden anlıyoruz ki; gözümüzde büyüttüğümüz, yücelttiğimiz hatta varlığından ötürü şükrettiğimiz bu 'kahraman'; aslında hataları, zaafları, kusurları olan; sadece biraz daha güçlü görünen ya da öyle görünmeye çalışan, bizim gibi biri...İşte Ölümsüz Savaşçı Beowulf'un hikayesi tam bu eksende gelişiyor.
Hangi dile, hangi kültüre ait olursa olsun, kahramanlık hikayeleri genelde birbirine benzer aslında. Ancak; güçlü, cesur ve inançlı olmak, halkı için kendini feda etmek gibi klişe temaların dışında, anlatmak istediği başka şeyler var Beowulf'un. Film, hop oturtup hop kaldıran, aksiyon dolu sahneleri ile izleyenlere sadece keyifli bir seyir vadetmekle kalmıyor; vurguladığı manevi değerler ile de benzerlerinden ayrılıyor.
Korkusuz ve güçlü savaşçı Beowulf; lanetlenmiş Kral Hrothgar ve halkını, canavar Grendel'in vahşetinden ve annesinin lanetinden kurtarmak için; batı edebiyatında 'ana rahmi' olarak yorumlanan denizin getirdiği bir kurtarıcı edasıyla, karaya adım attığı ilk gece, Grendel ile hiçbir silah kullanmadan, çırılçıplak savaşıyor ve aksiyonu bol sahneler sonrasında onu alt etmeyi başarıyor. Mutlu sona ulaşıldığını zannettiğimiz bu zafer sahneleri, aslında Beowulf'un esas savaşının başlangıcı oluyor.
Grendel gibi dev bir yaratığı yerle bir eden bu cesur savaşçı; zaaflarına yenik düşerek; Angelina Jolie'nin canlandırdığı hali ile pek bir seksi görünen; Grendel'in şehvetli annesinin davetkar oyunlarına kanıyor ve Kral Hrothgar'ın yıllar önce işlediği aynı hata yüzünden hayatını mahveden lanet bu defa Beowulf'a musallat oluyor. Kral Hrothgar, lanetten kurtulmanın verdiği huzurla, belki de hayatında ilk defa rahat bir nefes alıp, kendini uçurumdan aşağı denize bırakarak, ana rahmine geri dönüyor...Yaşasın yeni kralımız Beowulf!
Beowulf, kral olarak geçireceği ömrü boyunca peşini bırakmayacak lanete sebep olan 'kadın zaafı' ile barışık bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Başlarda gönlünü kaptırdığı, kendisine hediye edilen Kraliçe'nin dışında, genç bir sevgilisi de olan sadakatsiz kahramanımız, tabir-i caizse uslanmak bilmiyor. Dağları taşları delip geçecek güce sahip olduğuna inanan Beowulf'un; hiç çekinmeden, adeta doğru olduğuna inanarak söylediği yalanlar ve zamanla haddini aşıp 'kibir' derecesine yükselen özgüveni; bir halkı kurtarmayı başaran kahramanımızın kendi sonunu hazırlayan insani kusurları olarak göze çarpıyor. Hikayenin sonuna doğru, hatasını itiraf edecek hatta 'bu defa başaramayacağını' düşünecek kadar alçakgönüllü bir tablo çizen ölümsüz savaşçı Beowulf; insanoğlunun, hangi statüde olursa olsun, hata yapabileceğini, başarısız olabileceğini ve ismi çağlar boyunca yaşasa da, diğerleri gibi 'ölümlü' olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu açıdan Beowulf, tüm zamanlara hitap eden öğretileri ile eşsiz bir ibret hikayesi olarak değerlendirilebilir.
Okulda, İngiliz edebiyatının anonim eserlerinden biri olan Beowulf Destanı'nı incelerken; Beowulf'u Ray Winstone kadar yakışıklı ya da Grendel'in annesini Angelina Jolie kadar güzel hayal etmemiştim doğrusu. Beowulf'un sinema uyarlamasının en başta oyuncu kadrosu ile dikkat çekmeyi başardığı ortada. Üstelik oyuncuların, hikayenin efsanevi ve tarihi dokusunu zedelemeyen performansları ile takdire değer bir iş çıkarttıklarını da belirtmek gerek.
Filmin üç boyutlu olarak gösterildiği dev salonda; 3D teknolojisi sayesinde Grendel'a atılan mızraklar üzerimize geliyormuş gibi hissederken, kaç kişi yukarıda yazılanları düşündü, bilemiyorum...
beowulf karamanımız:=)sonunda sınemalarda gıttım ve eylenerek ısledım 3d ve normal ısledım,ıkısındede nasıp oldu fazla bı ayrıntı ıp uclarından daha cok grendel'in adamları bacaklarından ve kafasından kopardıgında cıkan kanlar ve salyası :) cok belırgın ve daha cok korku seven varsa 3d tavsıye ederım...fılm konusu guzel bı bayan butun kendını bılmıyen erkeklerı yonetır cıkıyor...oldukca mantıklı yaklasımlarda bulunmus yazar,cogu ornegı gunumuzde yasadıgımız seyler,ve kral olacak erkek ne kadar gucluyse cocugu yanı grendel'in gıbı canavar o kadar guclu oluyor kral hrothgar ın oglu olan grendel'in nasıl gucu ve beowulf oglunun gucu aralarında cok fark oldugu apacık bellı;fılm devamı kesın gelır dıye dusuyorum cunku beowulf'un dostu yanı sag kolu kral olarak onun yerıne gectıgınde guzel oyuncu kotu seytan kotu anne yanı 3 yenı kralla goz goze gelıyor ve fılm bıtıyor...devamın oldugu hıssettırıyor...
filmin kurgusu oldukça mükemmel.kimimiz daha filmin 3d halini izlememiş olabiliriz.ancak film ister normal ister 3d mükemmel.belkide hiçbirimizin bilmediği bu destanı bu sayede duymuş,filmine de giderek yaşamış olduk.gitmeyenlere tavsiyem gitmeleridir.bir daha sinamalarda göremeyeciğiöiz bir film olabilir...
beowulf'un daha önceki filmleride varmış harry potter gibi ama hiç birini izlemedim açıkçası gitmeyi istiom ama ya serinin bütün filmlerini izlemediğim için anlamazsam eğer izleyen varsa bi söylesin seri bağlantılı mı harry gibi bölüm bölüm mü yani şimdiden teşekkürler
flim güzel ama anlamadıgım oynun sonuna gelecek oyun bitecek yanı zafere yeteşiceke bir kadın yüzünden her şeyi unutoyor ama güzel yine sonu biraz güzel olmamiş ama yinede
güzel
"boburlenme beowulf'um, senden büyük allah var" :)
aslında alışmıştık beyaz perde de baş kahramanın ilahlaştırılmasına, yok edilmez olmasına. bu filmde biraz farklı olmuş, fena da olmamış.
hulk'un manevi büyük dedesi, conan'ın bilmem kaç kuşak önceki biyolojik akrabası, batı dünyasının birçok kahramanının rol modeli beowulf, yeni bir uyarlama ile tekrar karşımızda işte. hollywood sinemasının tüm teknik imkanlarını dibine kadar kullanan film, :)
kahramanlar, alt ettikleri düşmanın kötülük derecesinin nispetiyle büyüktürler. bu nedenle filmdeki kötü kahramanlar, iyi kahramanı yüceltmek adına alabildiğince itici çizilmiştir ki, sadece rahiplerin okuma-yazma bildiği bir yüzyılda kaleme alınan bir metin şüphesiz incil'den birçok temayı da alacaktı. öyle de olmuş. iyi ile kötü arasındaki mücadele, şöhretin bedeli ve sadakat gibi kavramlar üzerine epey titriyor. canan'dan süpermen'e, spiderman'dan hulk'a kadar tüm modern kahramanlara rol model oluşturuyor. yönetmeninden kaynaklanan görsel efekt avantajını da dibine kadar kullanan film, 2 saat boyunca ilgiyi düşünmeyen karanlık bir masal anlatıyor.
yani kritikte söz edilen vurguladığı manevi
değerler ile diğerleirn ayrıldığı falan yok bencee
çok haklısın 3 boyutlu izlediğimde pekde o ayrıntılara takılmadım, filmin büyüsüne kapıldım çünkü, fakat kritiğinde herşeyi zaten açıklamışsın tebrik ediyorum, ne kadar güçlü de olsa, her insanın bir zayıf noktası vardır, aynı beowulf canavarların zayıf noktasını bulduğu gibi..zaten filmin ortalarında bir kahramanlık destanından geçip, ibret verici bir hikayeye dönüşüyor..
her insanın zayıflıkları vardır o insan ben ne kadar güçlüyüm desede her insan hatada yapabilir bu insanlara mahsustur ama kimse sonsuza dek yaşayamaz hayat bu acısıyla tatlısıyla hatalarıyla belkide aşklarla ve tuzaklarla bence insanın hayatını fanastik olsa anlatmayı başarmış bir film bence herkes kendi hayatına baksın ve bu filmden kendine pay çıkarsın
fantastik filmler anlık geliyo bana:)
filmi izlerken hikayenin içine dalıyorsunuz ama çıkınca herşey tıpkı filmde de olduğu gibi "pufff" diye uçup gidiyor sanki...
beowulf da sahneleri ve akıcılığı ile başarılı olsa da hikaye çok klasik kaldı bence...
!...kahramanlara herkesin ihtiyacı var. kendi eseri olan canavarları yok etmek isteyen krallardan, yavaş yavaş sinema ile animasyon karışımı "sinemasyon" filmlere alışmaya başlayan günümüz sinema izleyicisine kadar. fakat kahramanların da tanımı anlamı zaman içinde değişiyor. klasik anlatılardan aşina olduğumuz güçlü, kuvvetli, ödün vermez, yıkılmaz, hata yapmaz kahramanların yerini zamanla anti kahramanlar almaya başladı...!
Beowulf, Senin Elin Kanar Mı?
Hayatımız 'kahramanımızı' aramakla geçiyor. Birgün çıkıyor karşımıza o herşeyi değiştirmesini, güzelleştirmesini beklediğimiz 'kurtarıcımız'. Ancak çok geçmeden anlıyoruz ki; gözümüzde büyüttüğümüz, yücelttiğimiz hatta varlığından ötürü şükrettiğimiz bu 'kahraman'; aslında hataları, zaafları, kusurları olan; sadece biraz daha güçlü görünen ya da öyle görünmeye çalışan, bizim gibi biri...İşte Ölümsüz Savaşçı Beowulf'un hikayesi tam bu eksende gelişiyor.
Hangi dile, hangi kültüre ait olursa olsun, kahramanlık hikayeleri genelde birbirine benzer aslında. Ancak; güçlü, cesur ve inançlı olmak, halkı için kendini feda etmek gibi klişe temaların dışında, anlatmak istediği başka şeyler var Beowulf'un. Film, hop oturtup hop kaldıran, aksiyon dolu sahneleri ile izleyenlere sadece keyifli bir seyir vadetmekle kalmıyor; vurguladığı manevi değerler ile de benzerlerinden ayrılıyor.
Korkusuz ve güçlü savaşçı Beowulf; lanetlenmiş Kral Hrothgar ve halkını, canavar Grendel'in vahşetinden ve annesinin lanetinden kurtarmak için; batı edebiyatında 'ana rahmi' olarak yorumlanan denizin getirdiği bir kurtarıcı edasıyla, karaya adım attığı ilk gece, Grendel ile hiçbir silah kullanmadan, çırılçıplak savaşıyor ve aksiyonu bol sahneler sonrasında onu alt etmeyi başarıyor. Mutlu sona ulaşıldığını zannettiğimiz bu zafer sahneleri, aslında Beowulf'un esas savaşının başlangıcı oluyor.
Grendel gibi dev bir yaratığı yerle bir eden bu cesur savaşçı; zaaflarına yenik düşerek; Angelina Jolie'nin canlandırdığı hali ile pek bir seksi görünen; Grendel'in şehvetli annesinin davetkar oyunlarına kanıyor ve Kral Hrothgar'ın yıllar önce işlediği aynı hata yüzünden hayatını mahveden lanet bu defa Beowulf'a musallat oluyor. Kral Hrothgar, lanetten kurtulmanın verdiği huzurla, belki de hayatında ilk defa rahat bir nefes alıp, kendini uçurumdan aşağı denize bırakarak, ana rahmine geri dönüyor...Yaşasın yeni kralımız Beowulf!
Beowulf, kral olarak geçireceği ömrü boyunca peşini bırakmayacak lanete sebep olan 'kadın zaafı' ile barışık bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Başlarda gönlünü kaptırdığı, kendisine hediye edilen Kraliçe'nin dışında, genç bir sevgilisi de olan sadakatsiz kahramanımız, tabir-i caizse uslanmak bilmiyor. Dağları taşları delip geçecek güce sahip olduğuna inanan Beowulf'un; hiç çekinmeden, adeta doğru olduğuna inanarak söylediği yalanlar ve zamanla haddini aşıp 'kibir' derecesine yükselen özgüveni; bir halkı kurtarmayı başaran kahramanımızın kendi sonunu hazırlayan insani kusurları olarak göze çarpıyor. Hikayenin sonuna doğru, hatasını itiraf edecek hatta 'bu defa başaramayacağını' düşünecek kadar alçakgönüllü bir tablo çizen ölümsüz savaşçı Beowulf; insanoğlunun, hangi statüde olursa olsun, hata yapabileceğini, başarısız olabileceğini ve ismi çağlar boyunca yaşasa da, diğerleri gibi 'ölümlü' olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu açıdan Beowulf, tüm zamanlara hitap eden öğretileri ile eşsiz bir ibret hikayesi olarak değerlendirilebilir.
Okulda, İngiliz edebiyatının anonim eserlerinden biri olan Beowulf Destanı'nı incelerken; Beowulf'u Ray Winstone kadar yakışıklı ya da Grendel'in annesini Angelina Jolie kadar güzel hayal etmemiştim doğrusu. Beowulf'un sinema uyarlamasının en başta oyuncu kadrosu ile dikkat çekmeyi başardığı ortada. Üstelik oyuncuların, hikayenin efsanevi ve tarihi dokusunu zedelemeyen performansları ile takdire değer bir iş çıkarttıklarını da belirtmek gerek.
Filmin üç boyutlu olarak gösterildiği dev salonda; 3D teknolojisi sayesinde Grendel'a atılan mızraklar üzerimize geliyormuş gibi hissederken, kaç kişi yukarıda yazılanları düşündü, bilemiyorum...
27 Kasım 2007