Bir İhtimal Daha Var, O da Ölmek mi Dersin?: Avengers: Endgame Film Eleştirisi

07.05.2019 14:21

Dikkat: Bu film eleştirisi, "Avengers: Infinity War" ve "Avengers: Endgame"i izlememiş olanlar için ipuçları (spoiler) içeriyor olabilir.

22 uzun metrajlı sinema filmine ek olarak 3 adet de televizyon dizisiyle görkemi ve popüler kültürdeki etkisi tartışılamayacak olan ve Avengers: Endgame’le bir devrin sonuna gelen Marvel Sinematik Evreni, 2008’deki ilk Iron Man filminden bu yana, bir nesille birlikte büyüdü. Bir sonraki filmle ilgili ipuçları taşıyan “jenerik sonrası sahneleri”, unutulmaz Stan Lee “cameo”ları, ilmek ilmek işlenen hikayeleriyle neredeyse her bir Marvel kahramanına özel çekilen solo filmleri derken Avengers: Endgame, uzun bir yolculuğun son durağında güzel bir veda gerçekleştirdi denebilir.

İyi eleştiriler alan Marvel filmlerinden olan “Kaptan Amerika: Kış Askeri – Captain America: The Winter Soldier”, “Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı – Captain America Civil War ” ve serinin Endgame’den önceki filmi “Avengers: Sonsuzluk Savaşı – Avengers: Infinity War”ın da yönetmen koltuğunda oturan Anthony ve Joe Russo kardeşlerin yönettiği Avengers: Endgame, vizyona girdiği ilk günden itibaren gişeyi sallayacağının sinyallerini vermişti. Tüm dünyada Box Office verilerini tavan yaptıran, ilk gün skoruyla “Tüm zamanların gişede en iyi açılış yapan filmi” unvanını elde eden, ayrıca “Tüm zamanların en çok hasılat yapan filmi” rekorunu elinde bulunduran James Cameron imzalı “Avatar”dan sonra ikinci sırada kendisine yer bulan “Avengers: Endgame”  tam anlamıyla, başarıyla kurgulanan bu evrene ve bu evrenin kahramanlarına saygı duruşu niteliğinde bir film olmuş.

Iron Man, Hulk, Captain America, Thor, Spider Man gibi, Stan Lee ve Jack Kirby tarafından yaratılmış ve Sinematik Evren’den önce de tanınırlığı olan çizgi roman karakterlerinin yanı sıra; Black Panther, Nebula, Star Lord, Groot, Hawkeye, Black Widow, Thanos ve daha birçok kahramanı da daha yakından tanımamıza olanak sunan bu evrenin başarısı, sanırız ki, Endgame’de iplerin koptuğu savaş sahnesinde tüylerimizin diken diken olmasıyla açıklanabilir. İyilerin kazanmasını fanatik olarak dilediğimiz süper kahraman filmlerinin aksine, kimi zaman anti kahraman olan Thanos’la bile empati yapabilmemizi sağlayan ve evrenin yarısının toza döndüğü Avengers: Infinity War’un ardılı olan Avengers: Endgame, sevdiğimiz karakterlerin kayıplarını da anlamlandırabildiğimiz bir “son oyun” oldu.  

Başarılı bir evren yaratılmış olması bir yanda dursun, Avengers: Endgame iyi bir Marvel filmi olarak akıllarda kalacak ve kendisini keyifle izlettirebilen bir film olmuş. Filmde yer alan ‘Geleceğe Dönüş’ ve ‘Büyük Lebowski’ gibi kült filmlere dair, mizah yönü ağır basan göndermeler de filme farklı bir tat katmış ve böylelikle film, yalnızca Y kuşağına değil X kuşağına da göz kırpmış. Filmin ilk yarısında, Thanos’un yarattığı yıkımdan 5 sene sonrasında kahramanlarımızın bir kısmı hayatına devam ederken; bir kısmı hala evren için yapabilecekleri bir şeyler olduğuna inanıyor. Ant-Man’in kozmik bir çukurdan çıkıp gelerek geriye kalan ekibe sunduğu çılgınca görünen “soygun” fikri, bir şeyleri tetikliyor: Umut tükenmemiş olabilir, belki bugün değil ama geçmişte!   

Endgame’in bir başka iyi özelliği, her bir karakterin hikayesine başarıyla değinen bir film olması. Mark Ruffalo’nun senelerdir başarıyla canlandırdığı Bruce Banner, bu filmde bir parçası olan Hulk’ı artık benimsemiş ve bu haliyle oldukça mutlu görünüyor. Tony Stark, bir aile kurmuş ve kendisini “3000 kere seven” tatlı bir kızı olmuş. Clint Barton, Infinity War’da kaybettiği ailesinden sonra büyük bir değişime uğramış ve soğukkanlı bir suikastçıya dönüşmüş. Fakat kayıpların uzak bir ihtimal de olsa geri döndürülebileceği fikri, tüm Avengers ekibini bir amaçları olduğuna tekrar inandırıyor ve filmin bir yandan da alışkın olduğumuz tarzda bir Avengers filmi olduğu böylece anlaşılıyor. Filmin geçmişe dönüş sekanslarında, serinin diğer filmlerinden aşina olduğumuz sahneleri bizim gözümüzden izleyen süper kahramanlar fikrini serinin son filmine yerleştirmekse oldukça anlamlı olmuş. 

Filme dair olumsuz bir eleştiri getirmek gerekirse, filmin “kötü” karakteri olan Thanos’u olduğundan fazla güçlü konumlandırmış olması: Mesela bir uzay gemisini bile kolaylıkla darmaduman edecek güce sahip olan Captain Marvel’a bile kolaylıkla kafa tutabilen bir Thanos, bizce filmin inandırıcılığını zorlar nitelikte. Savaşı etkileyici kılabilecek bir başka etmenin, yenilmesi güç bir anti kahraman olacağı gerçeği ve bu uğurda kahramanca hayatını adayabilecek kahramanların varlığı, süper kahraman filmlerinden alışkın olduğumuz bir durum olsa da, Endgame’in anti kahramanı Thanos’un gücü - önceki yüzleşme sahnelerinde de bize gösterildiği gibi - esasında eldiveni olmadan sınanabilir nitelikteydi.

Buna rağmen, Marvel hayranlarının çokça tatmin olacağı, süper kahraman filmlerini sevenlerin ve filmi yalnızca “Bakalım neymiş bunca abartılan?” diyerek meraktan izleyen sinefillerinse keyifle vakit geçirebileceği bir “Kazan/Kazan” filmi olan Endgame’in başarısı, bizce tesadüf değil. Geçen sene hayatını kaybeden, Marvel evreninin yaratıcısı Stan Lee’nin son cameo’sunu “Savaşma, seviş!” repliğiyle akıllara kazıyacak olan Avengers: Endgame’den sonra yaşanacakların bir kısmını Spider-Man: Far From Home’da izleyeceğiz gibi dursa da Endgame, senelerdir alışkın olduğumuz ekibin bir arada yer alacağı son filmdi. 

Dolayısıyla, vizyonda yer alan her filmin sinemaya bir katkı sağlaması gerektiği fikrinden kurtularak izlersek keyifle vakit geçirebileceğimiz bir Marvel filmiyle karşı karşıyayız. Belki paralel bir evrendeki Marvel Sinematik Evreni’nde, bir arkadaşımızı kaybettik gibi üzüldüğümüz Avengers üyelerinin bir kısmı da hayattadır. Kim bilir? 

 

7.5/10

Livaze Gül Erişti