Cannes Film Festivali'nin 79. edisyonu Pierre Salvadori imzalı "The Electric Kiss" filmiyle açılış yaparken, yapım eleştirmenler tarafından festival tarihinin en zayıf açılış halkalarından biri olarak nitelendiriliyor. Fransa genelindeki sinemalarda festivalle eş zamanlı olarak vizyona giren dönem draması, Paris’in 1920’li yıllarını odağına alarak sanatsal klişeler ve karmaşık bir olay örgüsü eşliğinde izleyiciyle buluşuyor.
Festival açılış filmlerine yönelik eleştiriler
Cannes Film Festivali, son on yılda Leos Carax’ın 2021 yapımı bizar müzikali "Annette" haricinde, sinema dünyasında genellikle zayıf açılış filmleri seçmesiyle dikkat çekiyor. Uluslararası büyük festivaller arasında bu konuda en çok eleştirilen organizasyon haline gelen Cannes, 79. yılında Pierre Salvadori yönetmenliğindeki "The Electric Kiss" (La Vénus électrique) ile bu geleneği sürdürüyor. Fransa genelindeki sinemalarda festivalin başladığı gün vizyona giren yapım, Fransız sinemasının bazı temel eğilimlerini bir araya getirirken, 1920'lerin Paris’indeki sanat ortamını sorunlu ressam, ulaşılamaz ilham perisi ve deha parıltısı gibi yerleşik klişeler üzerinden ele alıyor.
"The Electric Kiss" filminin konusu ve karakterleri
Hikaye, başkentin merkezine yeni taşınmış bir karnaval ortamında, vaudeville karakterlerinin arasında başlıyor. Ana karakter Suzanne (Anaïs Demoustier), "Elektrikli Venüs" adıyla sahne alarak, belirli dozda elektrik akımı altındayken kendisini öpen erkeklere sarsıcı bir deneyim yaşatıyor. Bu sahne kimliğinden rahatsızlık duyan Suzanne, teselliyi bir falcının kabinesinde sakladığı afyonda ararken, Antoine (Pio Marmaï) isimli sarhoş bir adamın kendisini ruhani bir danışmanla karıştırmasıyla olaylar gelişiyor. Ölen eşi Irène (Vimala Pons) ile iletişim kurmak isteyen Antoine, eşinin ölümünden kendisini sorumlu tutan ve sanatı bırakmış bir ressam olarak portre ediliyor.
Senaryo kadrosu ve teknik detaylar
Antoine’ın sanat simsarı Armand (Gilles Lellouche), Suzanne’ı ölü kadının ruhunu çağırmaya devam etmesi ve ressamı tekrar işinin başına döndürmesi için görevlendiriyor. Suzanne’ın Antoine’ın malikanesinden çaldığı günlükler aracılığıyla geçmişe gidilen paralel zaman dilimlerinde ilerleyen anlatı, Rebecca Zlotowski ve Robin Campillo gibi isimler tarafından kurgulanan orijinal hikayeye dayanıyor. Pierre Salvadori’nin iki yardımcı yazarla birlikte senaryolaştırdığı film, dijital parlaklığı ve yoğun renk düzeltme işlemleriyle teknik açıdan yapay zekâ tarafından üretilmiş görüntüleri andıran bir görsellik sunuyor. Trajik olması beklenen sahnelerin durağan bir mizansen ve oyunculukla sunulması, festivalin ticari kaygılarla sanatsal iddialar arasındaki çatışmasını simgeleyen bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Yorumlar (0)