Yemenli yönetmen Sara Ishaq imzalı "Al Mahattah" filmi savaşın gölgesinde kadınların kurduğu güvenli alanı sinemaya taşıyor. Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası kapsamında dünya prömiyerini yapacak yapım, petrol sıkıntısı ve çatışmaların ortasında sadece kadınlara hizmet veren bir istasyonun hikâyesini anlatıyor.
Yemenli-İskoç yönetmen Sara Ishaq’ın ilk kurmaca uzun metrajlı filmi olan "Al Mahattah", izleyiciyi "Erkek Yok. Silah Yok. Siyaset Yok." yazılı bir tabela ile karşılıyor. Yemen’in savaş yorgunu atmosferinde geçen bu basit ama etkileyici hikâye, Layal adındaki bir kadının sadece kadınlara özel işlettiği bir akaryakıt istasyonunu merkezine alıyor. Filmin özeti, bu mekanı "savaşın parçaladığı bir ülkede güvenli bir sığınak" olarak tanımlarken, Layal’ın askere alınma riskiyle karşı karşıya kalan küçük kardeşini kurtarmak için ayrı düştüğü kız kardeşiyle yeniden bir araya gelme çabasını işliyor.
Cannes seçkisinde bir Yemen yapımı
Nadia Eliewat ile birlikte kaleme alınan yapım, ana Cannes Film Festivali ile eş zamanlı olarak düzenlenen 65. Cannes Eleştirmenler Haftası kapsamında 17 Mayıs Pazar günü dünya prömiyerini gerçekleştiriyor. Oyuncu kadrosunda Manal Al-Mulaiki, Abeer Mohammed, Rashad Khaled, Saleh Al-marshahi, Fariha Hassan, Amal Esmail, Shorooq Mohammed, Randa Mohammed ve Fatima Muthanna gibi isimler yer alıyor. Görüntü yönetmenliğini Amine Berrada’nın, kurgusunu Romain Namura’nın üstlendiği filmin satış haklarını Paradise City Sales yönetiyor.
Belgesel gerçekçiliğinden kurmaca dünyaya geçiş
Kariyerine haber ve belgesel çalışmalarıyla başlayan, "Karama Has No Walls" ile Oscar adaylığı kazanan Ishaq, neden kurmaca bir film tercih ettiğini şu sözlerle açıklıyor: "2015 yılında Yemen'de savaş çıktığında başkent Sana'daydım. Sınırlar kapandı ve yabancı gazeteciler ülkeden çıkarıldı, içeride neler olduğunu aktaracak kimse kalmamıştı. Sürekli belgelemem gerektiğine dair büyük bir baskı hissettim ve tek başıma kamera ile çalışırken çok çabuk tükendim. Yemen’deki savaşa 'Unutulmuş Savaş' deniyor ama aslında bu sadece görmezden gelinen bir savaştı. Yıllarca katliamları ve hak ihlallerini belgeledim ancak bunlar sağır kulaklara hitap ediyordu. Yemen'den çıkan tek anlatı kıtlık ve yoksulluk üzerineydi, bu da Yemen halkının her zaman acı çektiği imajını yaratıyordu. Bu durum benim için çok sinir bozucuydu."
Savaşın içinde yeşeren kadın dayanışması
Yönetmen, filmdeki atmosferin ilham kaynağını evlerdeki kadın toplantılarından ve rastladığı gerçek bir istasyondan aldığını belirtiyor: "Evde oturduğum dönemlerde kadınların bir araya gelip sohbet ettiği anlara tanık oldum. Hastane bombalanırken doğum yapmaktan bahseden bir kadının aynı zamanda buna gülebildiğini gördüm. Bu anektodlar hem yürek parçalayıcı hem de komikti. Dışarıdaki savaştan bir şekilde kopuyorlardı. Bir gün kız kardeşim ve arkadaşlarıyla sadece kadınlara hizmet veren o petrol istasyonuna gittim ve şehrin ortasında bu kadar organize bir yer olmasına çok şaşırdım. Erkeklerin çoğu savaşta ya da işsizlik nedeniyle depresyondayken kadınlar daha proaktif hale gelmişti. Tacizden kaçınmak ve güvenli bir alan yaratmak için bu istasyonu kurmuşlardı."
Amatör oyuncularla yakalanan doğal performanslar
Yemen’de yerleşik bir film endüstrisi bulunmadığını ve Al Mahattah'ın ülkede çekilen beşinci kurmaca film olduğunu vurgulayan Ishaq, oyuncu seçim sürecini şöyle anlatıyor: "Oyuncuların büyük çoğunluğu profesyonel değil. Dünyanın dört bir yanındaki Yemenli topluluklara WhatsApp ve sosyal medya üzerinden ulaştım. Yaklaşık 120 kişiyle çevrimiçi görüşme yaptıktan sonra Mısır'da bir atölye çalışması düzenledik. Oyunculara çekimden sadece bir-iki hafta öncesine kadar karakterlerini söylemedim çünkü kendileri gibi kalmalarını istedim. Senaryoyu ezberlememeleri için sahneleri çekim sabahı ya da bir gece önce verdim. 'Birinci çekim en iyi çekimdi çünkü henüz ezber yapmamışlardı. İkinci kez yaptıklarında olay authenticity (özgünlük) hissini kaybedip kötü bir sabun köpüğü dizisine dönüşüyordu.' Bu yöntemle izleyicinin keşfettiği anları oyuncuların da o an keşfetmesini sağladım."
Evrensel temalar ve sistem eleştirisi
Filmin Yemen özelinden çıkarak evrensel bir düzleme oturduğunu ifade eden yönetmen, eserin alt metnine dair şunları söylüyor: "Sonuçta Yemen olan ama aslında tam olarak Yemen olmayan paralel bir dünyayı göstermek istiyorum. Filmdeki siyasi taraflar kurgusal ve bir tür parodi; spektrumun iki zıt ucunun aslında nasıl aynı olduğunu gösteriyor. İstasyon, tüm dünyada yaşanan 'biz ve onlar' ayrıştırmasını temsil ediyor. Yemenli olsun ya da olmasın, kadınlar patriyarka altında yaşıyor ve bu sistem nerede olursanız olun bir kadın olarak sizi mağdur ediyor. Kapitalizmin herkese ne yaptığını, çok göze sokmadan hikâyenin içine serpiştirmek istedim. Kurmaca yazma sürecine ve oyuncularla kurduğum bağa aşık oldum, bu hepimiz için iyileştirici bir süreçti."
Yorumlar (0)