İsviçreli yönetmen Jan-Eric Mack ve oyuncu Anna Schinz Karlovy Vary Film Festivali'nde yarışan yeni filmleri A Happy Family üzerinden modern toplumdaki yoksulluk ve aile politikalarını değerlendirdi. Çocuklarının velayetini kaybeden bir annenin hikayesini gerilim türünde ele alan yapım, varlıklı bir ülke olan İsviçre'deki gizli yoksulluk ve toplumsal utanç kavramlarına ışık tutuyor.
İsviçreli yönetmen ve ortak senarist Jan-Eric Mack ile başrol oyuncusu ve ortak senarist Anna Schinz, 60. Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali'nin Kristal Küre Yarışması'nda A Happy Family filminin sunumunu gerçekleştirdi. Çocuklarının geçici velayetini kaybeden ve koruyucu aileye verilen çocuklarını bulmak için yola çıkan bir annenin hikayesini konu alan aile dramı türündeki yapım, festivalden önemli bir ödülle ayrıldı. Başroldeki performansıyla dikkat çeken Anna Schinz, festivalde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü.
İsviçre'deki aile politikaları ve yoksulluk sınırı
Filmin ortaya çıkış süreci ve toplumsal arka planı hakkında konuşan Jan-Eric Mack, İsviçre'nin aile politikalarının oldukça muhafazakar bir yapıda olduğunu belirtti. Mack, "İsviçre'nin ilgilenmediğini söyleyemem ama aile politikaları oldukça muhafazakar. Maddi veya sosyal destek çok fazla değil. Bu bakımdan İsviçre, Avrupa'daki son ülkelerden biri ki bunu oldukça şaşırtıcı buluyorum. İsviçre'de çocuk sahibi olmak çok özel bir mesele olarak görülüyor. Bundan kendinizin sorumlu olması bekleniyor. Çoğunluk devletin destek sağlamasına dahil olmasını istemiyor." ifadelerini kullandı.
Toplumsal utanç ve çalışan yoksullar gerçeği
Filmdeki hikayenin kurgusal olmasına rağmen kapsamlı araştırmalara dayandığını vurgulayan Anna Schinz, "çalışan yoksullar" kavramının İsviçre gibi zengin bir ülkede bile ciddi bir gerçeklik olduğunu dile getirdi. Schinz, ülkedeki durumu şu sözlerle açıkladı: "Şu anda dokuz milyonluk nüfusun yaklaşık 1.4 milyonu ya yoksulluktan etkilenmiş durumda ya da yoksullaşma riskiyle karşı karşıya. Bu çok yüksek bir sayı. Buna şaşırdık ve bu konuda konuşmamız gerektiğini hissettik. Özellikle önemli bir yönü utançtır. Bu kadar zengin bir ülkede insanlar zorlandıklarını itiraf etmekten utanıyorlar. Bunu okullarda görebilirsiniz. Çok fazla açıklama yapmadan söyleyeyim; filmdeki tişörtler gibi, diğer çocukların sahip olduğu şeylere sahip olmayan çocuklar var. Bu gerçek bir sorun ama kimse bundan bahsetmiyor."
Tür sineması ve toplumsal değişim hedefi
Sosyal dram öğelerini gerilim türüyle harmanlayan yönetmen Mack, filmin politik bir eylem olup olmadığı yönündeki sorulara, hedeflerinin insanları konu hakkında konuşturmak ve duygusal bir bağ kurmalarını sağlamak olduğunu belirterek yanıt verdi. Mack, "Belki film kendi küçük katkısını yapabilir. Belirli bir noktada sadece sevdiğimiz bir hikayeyi anlatmak istedik. Eğlendirmek, izleyicinin karakterlerle etkileşime girmesini ve yolculuklarının bir parçası olmasını sağlamak da önemliydi. Politik açıdan bakıldığında, kendi politik spektrumumuzun ötesindeki insanlara ulaşmak bizim için önemliydi." dedi. Filmin görsel dilini oluştururken sosyal gerçekçi dramalarda alışılmış olan el kamerası kullanımından kaçındıklarını belirten yönetmen, İtalyan yeni gerçekçiliğinden etkilendiğini ancak gerilim mekanizmalarını kullanarak izleyiciyi sürekli bir belirsizlik içinde tutmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Çocuk oyuncularla çalışma süreci ve zorluklar
Filmde yer alan iki küçük çocuk oyuncunun seçim süreci için yaklaşık 500 çocukla görüşüldüğünü anlatan ekip, çocukların çekimler sırasında korunmasına büyük önem verdiklerini belirtti. Jan-Eric Mack, İsviçre yasalarına göre çocukların günde 6 saatten fazla çalışamadığını hatırlatarak, "Gece sahnelerini gündüz çektik ve gece etkisini sonra oluşturduk. Kışın çekim yapmamız da yardımcı oldu. Çocuklarla yaklaşık 18 gün çekim yaptık ancak her zaman o altı saatlik sınır içinde kalmak zorundaydık. Onların enerjisini korumak önemliydi; çocukları çok fazla zorlarsanız zaten sorun yaşarsınız." dedi. Anna Schinz ise çocuklarla çalışmanın kendisine sezgisel bir özgürlük tanıdığını, onların sahnelerdeki doğallığının oyunculuğuna taze bir soluk getirdiğini ifade etti.
Karakterin ahlaki gri bölgesi ve izleyici yorumu
Filmin, ana karakterin neden borca girdiği veya geçmişte neler yaşadığına dair detaylı açıklamalar sunmaması bilinçli bir tercih olarak öne çıkıyor. Bu belirsizliğin nedenini açıklayan Mack, "Bu bir kasıtlı karardı. Hikayesinin ne olabileceğine dair küçük detaylar keşfediyorsunuz ama izleyici de neler olmuş olabileceğine dair kendi versiyonunu oluşturuyor. Bu açıklamalar hızla ideolojik yargılara yol açabilir. Bağımlı olduğunu veya çok genç yaşta anne olduğunu söylerseniz, insanlar durumun kendi suçu olduğuna kolayca karar verebilir. Biz durumun kaynama noktasına gelmesinden hemen öncesinde başlamak istedik." şeklinde konuştu. Anna Schinz de "İyi bir anne nedir?" sorusunu sormak istediklerini ve izleyiciye ahlaki bir yargıda bulunmadan düşünme alanı bırakmayı hedeflediklerini belirtti.
Yorumlar (0)