Sydney Sweeney başrolünde yer aldığı Christy filmiyle gişede beklediğini bulamazken yapım dijital platformlarda büyük bir izleyici kitlesine ulaştı. Eyforiya dizisinin üçüncü sezonuyla ekranlara dönen Sweeney'nin kariyerindeki bu dalgalanma Hanyo filminin yakaladığı devasa başarının hemen ardından geldi.

Sydney Sweeney, Euphoria dizisinin üçüncü ve final sezonunda Cassie rolüyle izleyici karşısına çıkmasının ardından 2026 yılını oldukça yoğun geçirdi. Oyuncunun bu yıla girerken yakaladığı ivme aslında 2025 yılında Amanda Seyfried ve Brandon Sklenar ile birlikte rol aldığı The Housemaid filmine dayanıyor. Frieda McFadden'ın aynı adlı romanından uyarlanan erotik gerilim türündeki yapım, 35 milyon dolarlık mütevazı bütçesine karşılık dünya çapında 400 milyon doların üzerinde gişe hasılatı elde ederek 2025'in en karlı işlerinden biri oldu. Lionsgate stüdyosu, Sydney Sweeney'nin Millie karakteriyle geri döneceği ve geçici adı The Housemaid’s Secret olan devam filmi üzerinde çalışmalara başlandığını kısa sürede duyurdu. Devam halkasında Seyfried ve Sklenar'ın yer alması beklenmezken, kadroya kilit bir rolle Kirsten Dunst dahil edildi.

Gişe başarısızlığı ve dijital yükseliş

Sweeney'nin her projesi The Housemaid ile aynı finansal başarıyı yakalayamadı. Glen Powell ile başrolü paylaştığı Senden Başka adlı romantik komediyle başarı kazanan oyuncu, 7 Kasım'da vizyona giren ikinci büyük projesi Christy ile zorlu bir süreç yaşadı. Sadece 15 milyon dolar bütçeyle çekilen boks draması türündeki film, küresel gişede yalnızca 2.3 milyon dolar hasılat elde ederek Sweeney’nin kariyerindeki en büyük finansal başarısızlıklardan biri haline geldi. Ancak sinema salonlarındaki bu sönük performansın aksine, HBO Max platformunda yayına giren film dünya çapında 25'ten fazla ülkede en çok izlenen ilk 10 yapım arasına girmeyi başardı. Coleman Pedigo ve Merritt Weaver'ın Randy ve Joyce Salters rollerini üstlendiği yapım, dijital dünyada yeni bir soluk kazandı.

Sinema dünyasının ödüllü yapımları

İzleyicilerin sinema tercihlerinde Oscar ödüllü yapımlar her zaman ayrı bir yer tutuyor. Bong Joon-ho imzalı Parazit, sınıf farklılıklarını ve eşitsizliğin mimarisini karanlık bir mizah ve gerilimle harmanlayarak izleyiciyi şaşırtmayı başarıyor. Daniels imzalı Her Şey Her Yerde Aynı Anda ise aksiyon, bilim kurgu ve aile dramını bir araya getiren maksimalist yapısıyla dikkat çekiyor. Christopher Nolan’ın Oppenheimer filmi tarihin en kritik anlarından birini büyük bir ciddiyetle ele alırken, Alejandro González Iñárritu’nun Birdman veya (Cahilliğin Umulmayan Erdemi)’i tek bir kesintisiz çekim gibi görünerek yaratıcılık ve ego üzerine düşündürüyor. Coen Kardeşlerin No Country for Old Men filmi ise sessizliği ve kötülüğün doğasını dürüst bir yaklaşımla işleyerek türünün en güçlü örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Ringdeki ve hayattaki mücadele

Mirrah Foulkes, Katherine Fugate ve yönetmen David Michôd tarafından kaleme alınan Christy filminin resmi özeti şu şekildedir: “Christy Martin, Batı Virginia’nın küçük bir kasabasındaki köklerinin ötesinde bir hayatı asla hayal etmemişti; ta ki insanlara yumruk atma yeteneğini keşfedene kadar. Kararlılığı ve sarsılmaz kazanma arzusuyla beslenen Christy, antrenörü ve sonradan kocası olan menajeri Jim'in rehberliğinde boks dünyasına atılır. Ancak Christy ringin sahibi olsa da en zorlu mücadelelerini onun dışında verir; ailesiyle, kimliğiyle ve bir ölüm kalım meselesine dönüşen ilişkisiyle yüzleşir.” Rotten Tomatoes platformunda eleştirmenlerden %66, izleyicilerden ise %94 puan almayı başaran film, bu olumlu yorumlara rağmen izleyiciyi sinemaya çekme konusunda yeterli ilgiyi göremedi.

Yorumlar (0)

avatar