İnsan kırkayak serisinin yönetmeni Tom Six yeni belgeselinde multipl skleroz hastalığıyla mücadelesini ve kariyerindeki tartışmalı dönüm noktalarını anlatıyor. YouTube üzerinden izleyicilerle buluşan The End of Tom Six isimli yapım, yönetmenin Amsterdam’daki inziva hayatını ve sinema endüstrisindeki sansür mekanizmalarına karşı duruşunu gözler önüne seriyor.
Geçmişin punk, grunge ve asi figürlerinin zamanla saygın bir kötü şöhrete sahip devlet adamlarına dönüşme eğilimi bulunsa da, Tom Six için bu durumun geçerli olması pek olası görünmüyor. Hollandalı yönetmen, 2009, 2011 ve 2015 yıllarında yayınlanan İnsan Kırkayak (Insan Kırkayak) üçlemesiyle küresel film kültüründe kendine özgü ve aşırı bir alan açmayı başardı. Özellikle işkence pornografisinin bir türü olarak nitelendirilen ikinci filmle sınırları zorlayan Six, saygınlık arayışından ziyade popüler kültürün mizah unsuru haline gelen yapımlarıyla şöhretini perçinledi.
Yönetmenin hastalıkla mücadelesi
YouTube üzerinde prömiyerini yapan The End of Tom Six, yönetmenin hayatının nasıl kendi özel korku filmine dönüştüğünü belgeleyen bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Yaklaşık 14 yıl önce multipl skleroz (MS) teşhisi alan yönetmen, uzun süre belirtileri gizli tutmayı başarsa da son 6 yıldır Amsterdam'da inzivaya çekilmiş bir halde yaşamını sürdürüyor. Günde sadece iki kez kafeinsiz kahve içmek için dışarı çıkan Six, belgeselde hastalığını, kariyerini ve sanatının geleceğini bir tür itirafname şeklinde izleyiciye aktarıyor.
Filmin görsel dünyası ve karakterleri
Siyah beyaz çekilen ve 88 dakika süren belgesel, Amsterdam kanallarının karanlık ve gotik görüntüleriyle açılıyor. Yönetmenin ipek bornozu, Panama şapkası ve purosuyla bir Çin afyon yatağında uzanırken görüldüğü sahneler, gerçeğin ve performansın iç içe geçtiği bir atmosfer sunuyor. Kadroda yönetmenin sevgilisi Maartje Willems, cüce oyuncu Edwin Alofs ve sansür fikirlerini temsil eden üniformalı bir figür yer alırken, diyaloglar "Alkol seni yavaş yavaş öldürüyor bebeğim." "Sorun değil, acelem yok" gibi B tipi film esintileri taşıyan ifadelerle ilerliyor.
Sansür ve sektördeki değişimler
Kariyerindeki en büyük darbeyi 2019 yılında çektiği ve Chloë Sevigny'nin de rol aldığı The Onania Club filmiyle alan yönetmen, bu yapımın hiçbir distribütör tarafından kabul edilmemesinden yakınıyor. Piyasanın değiştiği ve sansürcü bir ortamın hakim olduğu gerekçesiyle reddedilen yönetmen, yaşadığı stresin hastalığını tetiklediğini öne sürüyor. Yaşadığı kronik ağrılar için oksikodon kullandığını belirten Six, "Ben lanet olası yaşayan bir röntgen cihazıyım. Tüm bu ilaçlardan dolayı muazzam bir beyin sisi yaşıyorum. Düşüncelerim çırpılmış yumurta gibi" sözleriyle sağlık durumunu özetlerken, sinemanın güvenli bir alan mı yoksa her şeyin yaşanabileceği bir yer mi olması gerektiği sorusunu tartışmaya açıyor.
Yorumlar (0)