Lost dizisinin yaratıcısı Damon Lindelof yeni projesi Lanterns ile gizem kutusu türüne farklı bir soluk getiriyor. HBO kanalında izleyiciyle buluşan yapım, karakter odaklı hikaye anlatımı ve sınırları belirlenmiş final kurgusuyla televizyon dünyasındaki yerini alıyor.
Televizyon dünyasının çehresini 2004 yılında, ABC kanalında yayınlanan bilimkurgu draması Lost ile değiştiren Damon Lindelof, gizem kutusu türünün temellerini atan isimlerden biri oldu. Altı sezon boyunca Oceanic Havayolları’nın 815 sefer sayılı uçuşundan sağ kurtulanların mahsur kaldığı adadaki sırları merakla bekleyen izleyiciler, bilginin yavaş paylaşılması ve dizinin final sezonundaki tercihler nedeniyle zaman zaman hayal kırıklığı yaşadı. Damon Lindelof, bu süreçten edindiği tecrübeleri DC Evreni'nin yeni dizisi Lanterns projesine aktararak daha farklı bir yaklaşım sergiliyor.
Lost deneyiminden alınan dersler
Damon Lindelof, deneyimli Yeşil Fener Hal Jordan (Kyle Chandler) ve onun potansiyel halefi John Stewart (Aaron Pierre) arasındaki ilişkiyi merkezine alan Lanterns dizisini bir bilimkurgu-western polisiyesi olarak tanımlıyor. Dizinin 16 Ağustos tarihindeki prömiyeri öncesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Lindelof, Lost dönemindeki en büyük zorluğun kanalın diziyi mümkün olduğunca uzun sürdürme arzusu olduğunu dile getirdi. Ünlü yapımcı, "Dizi yayına başladığı andan itibaren bir bitiş tarihi belirlemek için agresif bir mücadele vermek zorunda kaldık. Gizem odaklı bir yapımda izleyici sürekli olarak 'Burada neler döndüğünü ne zaman anlatacaksınız?' diye soruyordu. Biz ise 'Anlatmayı çok istiyoruz ama gizemleri yanıtlamaya başladığımızda dizi yokuş aşağı inmeye başlar ve sona yaklaşırız' diyorduk" sözleriyle geçmişteki süreci özetliyor.
Hikaye anlatımında yeni bir melez yaklaşım
Lindelof, 2019 yılında yayınlanan Watchmen dizisinde tüm gizemleri dokuz bölümde çözerek Lost’un tam tersi bir yol izlemişti. Lanterns dizisinin dizi sorumlusu ve yaratıcı ortağı Chris Mundy’nin bu iki yaklaşımı birleştiren melez bir yöntem bulduğunu belirten Lindelof, anlatının yapısını şu sözlerle aktarıyor: "Chris, 'Eksiksiz bir hikaye anlatmak istiyorum. Bir gizem kurgulayacağız ve daha da önemlisi, bu iki adam arasında hikayenin sonunda çözüme kavuşmuş hissi veren bir ilişki hikayesi kuracağız' dedi. İzleyicinin dizi bittiğinde daha fazlası için iştahlı olmasını istiyoruz. Bunun iyi bir yemek gibi hissettireceğini düşünüyorum; yedikten birkaç saat sonra o dünyada biraz daha vakit geçirmek isteyeceksiniz."
Karakterlerin insani yönü ve olay örgüsü
Lost dizisindeki en büyük başarının bilimkurgu unsurlarından ziyade güçlü karakter arklarından geldiğini vurgulayan Lindelof, Lanterns senaryo odasında da aynı yöntemi izlediklerini ifade ediyor. Hikayenin merkezine karakterleri ve onların insani yönlerini koyduklarını belirten Lindelof, "Eğer materyale yaklaşırken yüzükler, gezegenler ve uzaylılar hakkında konuşmaya başlarsanız yanlış yerdesiniz demektir. Asıl mesele bu adamların kim olduğu, nereden geldikleri, Hal ve John'un ne istediğidir" değerlendirmesinde bulunuyor. Deneyimli ve kibirli Hal ile disiplinli John arasındaki ilişkiyi bir "aşk ve karşılıklı saygı hikayesi" olarak nitelendiren yapımcı, her iki karakterin de kendi babalarıyla olan karmaşık ilişkilerini ortaklıkları aracılığıyla işlediklerini ekliyor. Nebraska'nın Rushville kasabasındaki tehlikeli uzaylıların dahil olduğu bir toplu saldırı gizemini sekiz bölüm boyunca işleyecek olan dizinin ilk bölümü HBO Max üzerinden izlenebiliyor. Yeni bölümler 4 Ekim tarihine kadar Pazar günleri yayınlanmaya devam edecek.
Yorumlar (0)