James Gunn'ın DC evreni Gotham şehrine yeni bir soluk getiriyor. Çizgi roman estetiğine sadık kalan bu yeni tasarım geçmişteki gerçekçi yaklaşımlardan ayrılıyor.

James Gunn yönetimindeki DC yeniden başlatma süreci, Gotham City'nin şimdiye kadarki canlı aksiyon uyarlamalarından oldukça farklı görünen yeni bir versiyonunu tanıtıyor. Batman ve düşmanlarına ev sahipliği yapan bu ikonik şehir, çoğu filmde karanlık ve kasvetli bir estetikle yansıtılmıştı. Gotham sokaklarındaki kaos ve barındırdığı suçlular düşünüldüğünde bu stil oldukça uygun olsa da DCU'nun yaklaşımı, şehrin bu yıl Gunn’ın ana sürekliliğinde yapacağı ilk çıkışla birlikte bu tarzdan en azından belirli bir ölçüde uzaklaşacak.

Clayface filmiyle gelen ilk detaylar

DC Studios'un ilk R dereceli (18+) DCU filmi olan Clayface, 23 Ekim tarihinde izleyiciyle buluşacak. Filmin vizyona girmesinden önce paylaşılan ön izlemeler, bu evrendeki Gotham'ın nasıl göründüğüne dair hayranlara önemli ipuçları verdi. Tom Rhys Harries tarafından canlandırılan Matt Hagen'ın köken hikayesine odaklanan yapım, karakterin suça sürüklenişini ve nihayetinde çamur canavarına dönüşme sürecini konu alıyor.

Clayface karakterinin özünde bir Batman kötüsü olması nedeniyle hikaye doğal olarak Gotham'da geçiyor. Yayınlanan iki fragman, Christopher Nolan'ın Kara Şövalye üçlemesinde kullandığı Chicago görünümünün bu evrende tamamen terk edildiğini gösteriyor. Yönetmen James Watkins ve prodüksiyon tasarımcısı James Price tarafından inşa edilen bu yeni Gotham, doğrudan çizgi roman sayfalarından fırlamış gibi duruyor.

Çizgi roman mirasına sadık mekanlar

Filmden paylaşılan görüntüler, DC külliyatındaki birçok ikonik mekana ev sahipliği yapıyor. Bir sahnede çizgi romanlarda sihirbaz Zatanna'nın sahne aldığı ünlü Club Vesuvius'un neon tabelası göze çarpıyor. Gunn'ın Gotham tasarımı, Batman lore'undan 40'tan fazla mekanı bünyesinde barındırırken bunlar arasında Joker'e bir gönderme niteliği taşıyan Amusement Mile karnaval alanı da bulunuyor.

Nolan üçlemesini tanımlayan Chicago görünümünden vazgeçilmesi, Gunn'a çizgi romanları anımsatan daha fantastik bir şehir inşa etme imkanı tanıyor. DC'nin dünya kurma felsefesi, şehirlerin gerçek dünyadan ilham alsa da kendine has bir kimliğe sahip olması ve gerçek dünya coğrafyasıyla çelişme endişesi duymadan fantastik hikayelere izin vermesi üzerine kurulu. Realizm her ne kadar değerli olsa da DC'nin özü daha çok mitolojik bir yapıya dayanıyor.

Geçmişteki Gotham tasvirleriyle karşılaştırma

Clayface ile hayat bulan bu yeni atmosfer, Nolan'ın filmlerinin gerçekçi yapısı nedeniyle kısıtlanan anlatım tarzını aşarak daha abartılı çizgi roman hikayelerine kapı açıyor. Christopher Nolan, Batman Başlıyor ve Kara Şövalye filmlerinde Chicago'yu Gotham'ın yerine koyarak ünlü kamyon devirme sahnesini LaSalle Caddesi'nde, araç takibini ise Lower Wacker Drive'da çekmişti. Nolan bu tercihini "Chicago, Gotham'a o kadar iyi uyuyor ki onu çok ikna edici, gerçek dünyadan bir Amerikan şehri yapıyor" sözleriyle açıklamıştı.

Gunn'ın DCU takvimi "Tanrılar ve Canavarlar" başlığını taşıdığı için yönetmenin gerçekçi bir Gotham yaratmaya ilgi duymadığı Clayface tanıtımlarından da anlaşılıyor. Önceki yapımlarla kıyaslandığında bu sürüm, Tim Burton'ın steampunk esintili kasvetli atmosferinden daha aydınlık bir görünüme sahip. Ayrıca Joel Schumacher'in 90'lardaki neon ağırlıklı fantastik yaklaşımına benzese de ondan daha ciddi ve dengeli bir ton taşıyor. Zack Snyder'ın Batman v Superman: Adaletin Şafağı filmindeki Detroit ve Chicago karışımı gri atmosferinden ve Matt Reeves'in The Batman filmindeki karanlık Liverpool estetiğinden de belirgin şekilde ayrılıyor. Todd Phillips'in Joker filminde sunduğu 1980'lerin New York'u hissini veren aşırı gerçekçi yaklaşım ise bu yeni tasarımla tamamen zıt bir noktada konumlanıyor.

Yorumlar (0)

avatar