Courteney Cox, Netflix belgeseline konu olan gerçek bir suç hikayesini beyaz perdeye taşırken Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yeni projesinin detaylarını paylaştı. Başrollerinde Patricia Arquette ve David Harbour’un yer aldığı Evil Genius filmi, imkansız bir soygun planının ardındaki karanlık ve absürt dünyayı izleyiciyle buluşturuyor.
Ünlü oyuncu Courteney Cox, yıllar önce izlediği Netflix belgesel dizisi Evil Genius sayesinde gerçek suç hikayelerine olan ilgisini yeni bir boyuta taşıdı. Belgeselde anlatılan ve bir suikastçının yardımıyla, boynuna patlayıcı tasma takılan bir pizza kuryesinin banka soymaya zorlandığı olaylar zinciri, Cox’un 12 yıl aradan sonra yönetmen koltuğuna oturmasına vesile oldu. Toronto Uluslararası Film Festivali kapsamında TheWrap’e açıklamalarda bulunan yönetmen, "Bu hikaye çok çılgın ve akıl almazdı ama şansı olmayan bu kadar karmaşık bir soygunu gerçekleştirmeleri için bir nedenleri olmalıydı. Bu insanların kim olduğunu ve bunu nasıl yaptıklarını bilmek istedim." ifadelerini kullandı.
Suçun trajikomik anatomisi
Filmde Patricia Arquette, kendisini suç dehası olarak gören Marjorie Diehl-Armstrong karakterine hayat verirken, David Harbour ise suikastçı Kenneth Barnes rolünü üstleniyor. Hikaye, Marjorie’nin babasından kalacak mirasa konabilmesi için Kenneth’e ödeme yapmak amacıyla planladığı absürt bir banka soygunu etrafında şekilleniyor. Canlandırdığı karakterin motivasyonunu değerlendiren Arquette, "Bu gerçekten insanın bildiği en aptalca suç. Herkesten daha zeki olduklarını düşünüyorlar. Tanrıya şükür ki böyle düşünüyorlar çünkü her yere ipucu bırakıyorlar ve aslında kendilerini ele veriyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Karanlık mizah ve gerçeklik
David Harbour, Courteney Cox ile çalışmanın en keyifli yanının, işlenen korkunç suçun altındaki karanlık ve mizahi absürtlük konusunda aynı frekansta buluşmaları olduğunu belirtti. Hikayenin bir cesedi merdivenlerden indirmek gibi tüyler ürpertici anlarındaki çarpık komediye dikkat çeken Harbour, "Bir cesedi parçalamanın, merdivenlerden aşağı indirmenin ve bu aşk hikayesindeki iki kişinin arasındaki çılgınlığın içinde çok çarpık bir komedi var ve bence bu tür bir delilik içinde yaşadığımız zamanlara çok uygun. Bunu komedi ve belli bir dereceye kadar neredeyse gülünç bir seviyede tutmanın çok spesifik bir tercih olduğunu düşündüm." dedi.
Duygusal bağ ve anlatı dengesi
Yönetmen Courteney Cox, filmin tonunu ayarlarken Marjorie ve Kenneth'in egolarını ve zihinsel yapılarını keşfetmeye çalıştığını, ancak seyircinin bu karakterlerle çok fazla bağ kurmasını istemediğini vurguladı. Filmin bir kefaret hikayesi olmadığının altını çizen Cox, süreci şu sözlerle özetledi: "Bu bir kefaret hikayesi değil. Aynı anda iki şey olabilir. Bir şeyi aşağılık bulabilir ve aynı zamanda içinde mizah da bulabilirim. Onları yüceltmediğimizden ve gerçeği söylediğimizden emin olmalıydık. Onlara hiçbir zaman gülmüyorduk ama bilirsiniz, hayat karışıktır ve bazen gerçekten hiç de iyi olmasa bile komiktir."
Yorumlar (0)