Görüyorum ki benden uzun süredir
haber alamamışsın! Vizyona giren filmlerden ve en son gelişmelerden anında haberdar olmak ister misin? İzin Ver Daha Sonra
Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com
2018-05-30T12:17:42+03:00 2018-04-30T17:52:53+03:00

2000'li Yılların En İyi Yerli Filmleri

2000'li yılların en unutulmaz ve en iyi yerli filmleri bu listede...

Barda (2007)

Son biralarını içtikten sonra eve gitmek üzere bardan çıkarken, bir grup silahlı tarafından alıkoyulan arkadaşlar, gece boyunca şiddete ve tacize maruz kalırlar. Görünürde hiçbir amacı olmadan katliam yaratan grup, hayatlarında eksik olan her şeyin acısını bu gece çıkaracaklardır. 

Sınav (2006)

Vizontele ve G.OR.A gibi gişe rekorları kıran filmlerin yönetmeni Ömer Faruk Sorak'ın önderliğindeki Sınav filmi; aile baskısı ve sınav döneminin yarattığı olumsuz etkiyle birlikte ÖSS sorularının çalınmasına önayak olan Mert (İsmail Hacıoğlu)'nun ve okul arkadaşları Sinan (Yağmur Atacan), Gamze (Rüya Önal)'ın başından geçenleri anlatıyor. 

G.O.R.A. (2004)

Çekimleri 2002 yılında başlayıp 2004 yılında sonlanan bilim kurgu - komedi filmi G.O.R.A. filmi, toplamda 4.001.711 kişi tarafından izlenmişti ve bu rakam, GORA'nın vizyona girdiği seneye göre bir rekordu. Ömer Faruk Sorak'ın yönetmenliğinde çekilen film, Türk sinemasının komedi türünde klasikleşmiş yapımları arasında yerini almıştır. Günümüzde hala popüler olan repliklerin sahibi G.O.R.A.'nın başrol oyunculuğunu ve senaristliğini Cem Yılmaz  üstleniyor. Uzaylılar tarafından kaçırılan esnaf Arif'i canlandıran Arif ve arkadaşlarının  G.O.R.A. adlı gezegende geçen maceraları komik bir dille beyaz perdeye yansıtılmış. 

Okul (2004)

2004 yılında 836.521 seyirci sayısıyla bulunduğu döneme göre yüksek gişe rakamlarına sahip olan Okul, özellikle gençlerin ilgisini çekmişti. Okul dergisinin editörü Gökalp (Burak Altay), okulun en güzel kızı Güldem'e (Nehir Erdoğan) aşıktır ve bir gün arkasında gizem dolu bir mektup bırakarak intihar eder. Gökay'ın birinci ölüm yıldönümünde patlak veren olaylar silsilesi, Güldem ve çevresindeki herkesi korkutacaktır. 

Aşk Tesadüfleri Sever (2011)

'Bazen ilk görüşte bilirsin o senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın bulunmaz.' sözleri ile akıllara kazınan, 2011 yılında vizyona giren Aşk Tesadüfleri Sever, abartıdan uzak oluşu ve kurgu bütünlüğü bakımından seyirciyi ekrana bağlamıştı. Film, çocukluk ve gençlik yılları boyunca yolları Ankara'da kesişen ve daha sonrasında İstanbul'a taşınma kararı alan Özgür (Mehmet Günsür)  ile Deniz'in (Belçim Bilgin)  engellerle dolu aşk macerasını konu alıyor. Ankara'dan İstanbul'a yaptığı nostaljik yolculuk ile izleyiciye keyifli, doyurucu ve bir o kadar da duygusal anlar yaşatıyor. 

Vizontele (2000)

Gösterildiği dönemde hasılat rekorları kıran Vizontele, 1974 yılının Van - Gevaş ilçesini anlatıyor. Vizontele ile birlikte, Deli Emin rolüyle Yılmaz Erdoğan ve Siti Ana rolüyle Demet Akbağ, Türk sinemasının unutulmaz yapımlarından bir tanesine imza attılar. Sinemayla yatıp sinemayla kalkan köy halkı, TRT'den gelen ekibin köye TV vericisi getirmesiyle mutlu olur. Başrol isimlerinin yanı sıra, Cem Yılmaz, Tarık Akan ve Erdal Tosun gibi isimleri de bünyesinde barındıran filmin ikincisi ise 2003 yılında Vizontele Tuuba adıyla seyirci karşısına geçmişti. 

Issız Adam (2008)

30'lu yaşlardaki Alper'in (Cemal Hünal), hayatının akışı, bir gün Beyoğlu'nun arka sokaklarında, aradığı eski plak için bir kitapçıya girmesiyle değişir. Ada, 20'li yaşlarının sonlarında, güzel, çocuk kostümleri tasarlayıp diken, Alper' in modern yaşamının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kadındır. Bir gün eski bir kitabi bulabilmek için Beyoğlu'nda dolaşırken Alper ile aynı kitapçıya girerler ve daha sonrasında önlerinde zorlu bir aşk hikâyesi vardır. 

Babam ve Oğlum (2005)

Çağan Irmak yönetmenliğindeki film, Türk sinemasının en dokunaklı ve kendi türünde klasikleşmeye aday filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. 12 Eylül darbesi döneminde yetişmekte olan küçük Deniz (Ege Tanman), daha doğmadan annesini kaybetmiş ve gazete yazarı olan babasıyla beraber yaşamaktadır. Babasından başka tanıdığı akrabası yokken, bir gün babası Sadık’ın (Fikret Kuşkan) aldığı kararla birlikte daha önce hiç görmediği dedesinin (Çetin Tekindor) yanında, küçük bir kasabada yaşayacaklardır.

Neredesin Firuze (2004)

Hayri (Haluk Bilginer)  ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki müzik yapımcısıdır. Hayri ve Orhan, Sansar isimli menajerin 'genç yetenek' diye lanse ettiği, o sıralar Almanya'da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat'ın sesini çok beğenirler ve acil bir eylem planı oluştururlar: Ferhat gelecek, altyapıyı söyleyecek, kasetten gelen paralarla borçlar ödenecek ve düze çıkılacaktır.

Kader (2006)

Bekir, Uğur'a âşıktır. Uğur, Zagor’u sevmektedir, Zagor ise suç işlemeyi. Zagor hapisten çıkar. Boğucu bir yaz gecesi aksilikler birbirini takip edince mahallede cinayet işlenir. Aynı gece Uğur da kaybolur. Bu cinayet, o güne kadar genç ve zengin Cevat’ın koruması altında yaşayan Uğur'un genç ve güzel annesi, felçli babası ve küçük erkek kardeşi için zor ve karanlık günlerin habercisi olsa da, Uğur'a delicesine âşık olan Bekir’in kurtuluş umudu olur.

Gönül Yarası (2005)

Nazım Bey, Anadolu'da öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul'a dönmüştür. Burada Takoz Atakan'ın (Sümer Atakan) taksisinde şoförlük yaparak geçimini sağlamaya çalışan Nazım öğretmenle Dünya'nın yolları kesişir. Türkücü Dünya (Meltem Cumbul), psikolojik sorunları olan kocasından kaçıp İstanbul'a gelen ve kızıyla birlikte bir pavyonda çalışmaya başlayan bir kadındır.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2004)

Recep (İsmail Hakkı) ve Mehmet (Kadir Kaymaz) yazları, köylerinin yakınındaki Tavşanlı kasabasında çıraklık yapmakta olan köylü iki çocuktur. Recep bir karpuz satıcısının, Mehmet ise bir berberin yanında çalışmaktadır. Her ikisi de sinemaya delicesine tutkundur. Bu tutkunun sonucu olarak geceleri köydeki evlerinin terkedilmiş ahırında bir yandan derme-çatma bir film projeksiyon makinası yapmaya çalışırken, diğer yandan da hayatlarını tümden değiştirecek olan rejisörlük hayalleri kurmaktadırlar.

Kelebeğin Rüyası (2013)

Yılmaz Erdoğan’ın, “Aşk en güzel bahanesidir şiirin” dediği Kelebeğin Rüyası’nda aşk, şiirin de hayatın da başrolünü üstleniyor. Film, şairlerin altın çağı olan yıllarda, İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde adım adım gelişen bir aşkı anlatıyor. Filmde Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat, çok iyi iki dost olan şairler Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur'u canlandırıyor.

Yaşamın Kıyısında (2007)

Altı insan, altı biyografi şeklinde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında ulaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken, başka bir uç İstanbul’dan başlayıp Bremen’e ulaşmaktadır.

Yazı Tura (2004)

Film, 1999 yılında geçen 2 hikâyenin filmidir. Biri futbolcu Şeytan Rıdvan, diğeri İstanbul’da babası ile yaşayan Hayalet Cevher. Her ikisi de aynı zamanda askere gitmişler, Güneydoğu’da da cephede birlikte savaşmışlardır. Her ikisinin de askerden sonrası için beklentileri vardır. Rıdvan köyüne, mayına basmış ve goller atacağı sağ bacağı kopmuş olarak döner. Ne sözlüsü ne de arkadaşları bıraktığı gibi değildir. Cevher de aynı mayınla sağ kulağını yitirmiştir.

Görüşleriniz