Gördüklerinizin yarısına, duyduklarınızın ise hiçbirine inanmayın.

Herkes hikayenin doğruluğuna güvenir; çünkü kamera bize ne gösteriyorsa gerçek odur sanırız. Peki ya bize her şeyi anlatan, gözümüz ve kulağımız olan ana karakter akıl sağlığını yitirmiş bir şizofren, gerçekleri gizleyen bir katil veya hafızasını kaybetmiş bir manipülatörse? İşte o zaman sinema bir izleme deneyimi olmaktan çıkıp, yönetmenin bizimle oynadığı tehlikeli bir zihin oyununa dönüşür.

Bu listede; popüler kültürün diline pelesenk olmuş meşhur ters köşelerin uzağında; anlatıcının zihnindeki labirentlerde kaybolacağınız, bitiş jeneriği aktığında "Ben az önce ne izledim?" diyerek her şeyi en baştan sorgulayacağınız 10 zihin bükücü "güvenilmez anlatıcı" başyapıtını bir araya getirdim. Kendi gözlerinizden bile şüphe etmeye hazırsanız başlayalım.

Keyifli seyirler!

1. Makinist

Trevor Reznik adlı bir makine operatörü uyuma yeteneğini kaybeder. Fakat bu sıradan bir uykusuzluk sendromu değildir. Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk yüzünden fiziksel sağlığı ve akli dengesi bozulmaya başlar. Yanında çalışanlar en başta görünüşündeki tuhaflıktan ötürü ondan ürkmeye başlarlar ancak dükkanda onun da karıştığı bir kaza sonucu adamlardan biri kolunu kaybedince adamları karşısına almış olur. Kaza yüzünden Trevor’ı suçlarlar. Artık hem kendisi hem de diğerleri için bir engel haline gelmiştir ve adamların tek isteği Trevor’ın gitmesidir. Çalışanların onun işten atılması için komplo kurmaya başlamalarını anlayınca Trevor’ın suçluluk duygusu zamanla şüphe ve paranoyaya dönüşür, acaba daha kötüsünü mü beklemelidir? Önce evinde gizli notlar bulur. Tüm bu gizemler, Trevor’ı delirtmek için kurulmuş bir entrikanın parçaları mıdır? Yoksa her şeyin sebebi aşırı uykusuzluk ve yorgunluk mudur? Olup bitenleri anlayabilmek için meydana gelen tuhaf olayları araştırmaya başlayan Trevor’ın hayatı uykusuz bir kabusa dönmeye başlar. Daha fazla öğrendikçe aslında daha azını bilmiş olmayı tercih eder.

2. Örümcek

Psikiyatrik tedavi için uzun süre bir klinikte yatan Dennis Cleng, Doğu Londra sokaklarına geri döndüğünde çocukluğundan tanıdığı sokakların sesleri, görüntüleri, hatta kokular, geçmişe dair sonsuza dek gömülmüş hatıraları canlanır.Geçmişi sorgulayan şizofren bir adam 'yap-boz'a dönüşen bir hafıza, basit gözüken bir meselenin 'girift' detayları ...Aklını kaybetmekten kötü olan tek şey, ona geri kavuşmaktır.

3. Gitme

Sam Foster (Ewan McGregor), işine kendini adamış New York'lu bir psikiyatristtir ve 21'inci yaşını doldurduğu gün intihar etmeyi düşünen bir hastasını bu intihardan kurtarmaya çalışmaktadır. Fakat hastası genç Henry Lethem'in (Ryan Gosling) intiharının ardında gerçek ötesi bir gizem saklıdır. Sam, Henry'nin hayatının derinlerine indikçe kendi bilinçaltında ve daha sonra da gerçek hayatında bazı değişiklikler olur.

4. Saklı

Georges, televizyona edebiyat programı hazırlayan, karısıyla birlikte son derece huzurlu bir yaşamı olan bir entelektüeldir.Günün birinde kimden ve nereden geldiği belli olmayan bir paket alır.Paketin içinden Georges'un ailesiyle birlikte çekilmiş görüntülerinin olduğu bir video kaset çıkar.Yeni paketler geldikçe Georges bunu ciddi bir tehdit olarak görür ve kasetleri gönderen kişinin kendisini yakından tanıdığına karar verir.Geçmişi onu rahatsız etmektedir.

5. Baba

Bir adam yaşlandıkça kızının her türlü yardımını reddeder. Değişen koşullarını anlamaya çalışırken, sevdiklerinden, kendi zihninden ve hatta gerçekliğinin dokusundan şüphe etmeye başlar.

6. Akıl Defteri

Leonard Shelby, pahalı takım elbiseler giyer, son model bir Jaguar kullanır; bunun yanında ucuz, tanınmamış motellerde konaklar ve ödemelerini hep nakit parayla gerçekleştirir. Başarılı bir iş adamı görüntüsündedir... Ancak Leonard'ın tek işi intikam almaktır; karısının ırzına geçip öldüren adamın peşindedir. Şüpheleri polis tarafından dikkate alınmayan Leonard'ın yaşamındaki tek mücadelesi, adalet arayışı uzerine kurulmuştur. Katili belirlemesinde ise büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Leonard'ın nadir görülen, tedavisi olmayan bir hafıza kaybı hastalığı vardır. "Kaza" oncesi olayları tüm ayrıntılarına kadar hatırlayabilen Leonard, 15 dakika önce ne olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini ve neden gittiğini bilememektedir.

7. Zindan Adası

“Departed-Köstebek” ile Oscar ödülü kazanan yönetmen Martin Scorsese’in yönettiği “Shutter Island-Zindan Adası”nda, Massachussets sahili açıklarındaki bir adada suç işlemiş akıl hastalarının tedavi edildiği hastanedeki bir katilin esrarengiz şekilde kayboluşunu soruşturmakla görevlendirilen Teddy Daniels (Leonardo DiCaprio) ve Chuck Aule (Mark Ruffalo) adlı iki polisin baş döndüren hikayesi konu ediliyor.

8. Akıl Oyunları

John Forbes Nash Jr., genç yaşında geliştirdiği kuramlarla matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelir. Fakat kısa süre içerisinde bencilliği ve kendine olan aşırı güveni sonucunda oluşan kişisel problemleri ile baş edemez duruma düşer. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgide, delilik tarafına doğru sürüklenir.

9. Sığınak

Dünyanın sonunun geleceğini düşünsen, aileni koruyabilmek için bir sığınak yapsan ve davranışlarına eşin de dahil olmak üzere kimse anlam veremese? Herkes deli olduğunu düşünürken ya gerçekten de dünyanın sonu geliyorsa? Kim kimi korumalı? Curtis LaForche, eşi ve 6 yaşındaki sağır çocuğu ile birlikte Ohio'da bir kasabada yaşayan, kummadeninde ekip şefi olarak çalışan birisidir. Eşi Samantha ise, eşine destek olabilmek için, haftasonlarında kurulan bit pazarında el yapımı ürünler satan bir ev hanımıdır. Hayatları normal rutininde giden ve mutlu bir aile yapısına sahip olan çiftin yaşamları; Curtis'in dünyanın sonunu getireceğini düşündüğü bir fırtına ile ilgili korkunç rüyalar görmesi, bu rüyaların verdiği yoğun anksiyeteden kurtulabilmek ve ailesini koruyabilmek için sığınak inşa etmeye başlamasıyla farklıbir yöne doğru gider. Curtis'in bu açıklanamaz davranışları; eşini, komşularını ve iş arkadaşlarını endişelendirmeye başlar. Asıl korunulması gereken Curtis mi, yoksa yaklaşmakta olan fırtına mıdır?

10. Dr. Caligari'nin Muayenehanesi

Alman sinemasının dışavurumcu akımın en önemli temsilcileri arasında yer alan yönetmen Robert  Wiene tarafından 1919 yılında çekilen film, bir Alman kasabasında işlenen esrarengiz seri cinayetleri ve gelişen olayları konu alıyor. Sinema sanatında "Caligarism" teriminin doğmasına neden olan kurgu ve kamera kullanımıyla büyük ses getiren film, sessiz sinema döneminin baş yapıtları arasında yer alıyor.