Soğuk bakışların, buz kraliçesi aurasının ve seyirciyi tek bir gülümsemeyle manipüle edebilen o tehlikeli zekanın sinemadaki karşılığı.

Rosamund Pike, Oxford Üniversitesi İngiliz Edebiyatı mezunu olan o entelektüel ve aristokratik duruşunu, sinemada adeta bir silaha dönüştürmeyi başaran çok özel bir aktris. Kariyerine geleneksel "Bond kızı" veya dönem dramalarının "zarif kadını" olarak başlasa da, insan psikolojisinin o tekinsiz, karanlık ve sosyopat sınırlarında gezen karakterleri canlandırmaya başladığında asıl dehasını ortaya koydu. Beyaz perdede onun kadar soğukkanlı, onun kadar zeki ve onun kadar büyüleyici bir şekilde "tehlikeli" olabilen oyuncu sayısı çok azdır.

İşte manipülasyon sanatını zirveye taşıyan, izlerken hem hayran kalacağınız hem de ürpereceğiniz en iyi 10 Rosamund Pike filmi.

Keyifli seyirler!

1. Kayıp Kız

Nick Dunne (Ben Affleck), 5. evlilik yıldönümlerine kısa bir zaman kala eşi Amy'nin (Rosamund Pike) kaybolduğunu duyurur. Basın olaya büyük ilgi gösterir, polis seferber olur ancak kayıp kadın bulunamaz. Bu durum Nick'in üzerindeki baskıyı artırır, yalanları ve tutarsızlıkları göze batmaya başlar. Herkesin aklına tek bir ihtimal gelmektedir: Amy'i eşi Nick öldürmüş olabilir midir?

2. I Care a Lot

Kurnaz bir yasal vasi, güçlü bir gangsterle bağları olan bir kadını kandırmaya çalışırken sıcak kendini sandığından daha büyük bir hikayenin içinde bulur.

3. Saltburn

Oxford Üniversitesi'ndeki bir öğrenci, asla unutulmayacak bir yaz için onu eksantrik ailesinin mülküne davet eden büyüleyici ve aristokrat bir sınıf arkadaşının dünyasına çekilir.

4. A Private War

Marie Brenner’ın 2012 yılında yazdığı makaleyi temel alan “A Private War”, Amerikalı efsanevi savaş muhabiri Marie Colvin’in hayatını anlatıyor. 1985'ten 2012'deki ölümüne kadar The Sunday Times gazetesinde savaşlar ve çatışmaları haber yapan gazeteci Marie Colvin, 2001 yılında Sri Lanka'da yaptığı bir haber sırasında sol gözündeki görme yetisini kaybetmişti. Suriye'de Homs bölgesinde gerçekleşen kuşatmayı haber yapmak isterken roket atağı sebebiyle hayatını kaybeden idealist gazeteci, birçok gazetecilik ödülüne layık görülmüş bir isimdi.

5. Vahşiler

1892 yılında Yüzbaşı Joseph Blocker (Christian Bale), bizzat başkandan gelen bir emir alır. Ömrünün son günlerini yaşayan bir Cheyenne reisi Sarı Şahin ve ailesini New Mexico'dan diğer ırkdaşlarının yaşadığı Montana'ya dek götürmesi gerekmektedir. Blocker bu emri pek gönüllü olmasa da kabul etmek zorunda kalır. Bu yolculuk oldukça uzun ve tehlikeli geçecektir.

6. Aşk ve Gurur

18.yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de beş kız kardeş olan Bennet'lar - Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat, neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth (Keira Knightley), kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

7. Radyoaktif

Öncü, asi ve bir dahi… Marie Sklodowska-Curie’nin Nobel Ödülü’nü kazanmasının hikâyesini ve onun hayatını odağına alan filmin başrollerini Rosamund Pike ve Sam Riley paylaşıyor.

8. Cinayet Gecesi

Thomas Crawford soğukkanlı bir şekilde kendisini aldatan karısını öldürmüş ve olay yerine polisleri çağırmıştır. Olay yerine gelen polis Rob Nunally şoktadır; çünkü cinayete kurban giden kadın sevgilisi Jennifer’dır. Crawford davası, başarılı avukat Willy’nin yeni kariyerine başlamadan önce bakması gereken son davadır. Başta her şey basit gibi gözükmektedir, Thomas Crawford karısını öldürmüştür. Ancak, Thomas’ın silahının cinayet silahı olmadığı anlaşılınca işler karışmaya başlar…

9. Benim Hikayem

Barney's Version, 2 kadın arasında kalan bir adamın komik hikayesini anlatıyor.

10. James Bond: Başka Gün Öl

James Bond'un bu seferki macerası Kuzey ve Güney Kore arasındaki tarafsız bölgedeki bir mayın tarlasında yapılan bir hovercraft takip sahnesiyle başlıyor. Bond, sonucu felaket olacak bir savaşı önlemek ve bir haini bulmak için Hong Kong'tan Küba'ya, Küba'dan Londra'ya dünyayı dolaşıyor. Bu arada yolu Jinx ve Miranda Frost'la kesişiyor ki bu iki güzel bayan her Bond filminde olduğu gibi maceranın iki önemli kahramanı oluyorlar. Psikopat bir megaloman olan Gustav Graves ve onun sağ kolu Zoo'yu bulmak için İzlanda'ya giden Bond burada kötü adamın inine yani tamamı buzdan yapılmış sarayına sızıyor ve yeni teknolojiyle üretilmiş son derece tehlikeli bir silahi ilk elden tecrübe ediyor. Bond'un sonunda asıl düşmanıyla yüzleştiği yer hikayenin başladığı yer olan Kore oluyor.