Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Beyaz Melek : Ağlama Seansı

21 Kasım 2007

Medeniyet seviyesi yükselen toplumların kaçınılmaz sonu olarak görülen ‘bireyselleşme’ ve ‘duyarsızlaşma’ gibi sosyal hastalıklara reçete olarak piyasaya sürülen ‘iyi insan olma sanatı’ konulu onca eser var bildiğim. Ancak şunu söylemeliyim ki; ‘Beyaz Melek’ (2007) vermek istediği mesajları insanın gözüne sokarcasına direkt ve net bir şekilde işleyerek, hepsini solluyor.

Elbette ki bir sinema filmi, türü ne olursa olsun, izleyicisine gözden kaçırdığı bazı gerçekleri göstermek, önemini yitiren kimi hassasiyetleri anımsatmak, giderek duyarsızlaştığımız konulara dikkat çekmek ya da genel olarak ‘mesaj vermek’ gibi sorumluluklar taşıyabilir. Ancak bu mesaj kaygısı, bir tür ‘mesaj çorbasına’ dönüşünce ve bizden bu çorbayı tadına bile bakmadan, önümüze geldiği gibi içmemiz beklendiğinde; pek de keyifli olmuyor.

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘sosyal sorumluluk projesi’ olarak değerlendirebileceğimiz ‘Beyaz Melek’, görüntü tekniği ve kalitesi, çoğu tiyatro kökenli oyuncularının göz dolduran performansları ve zaman zaman savaş filmlerini anımsatıyor olsa da, duyguları harekete geçiren müziği ile takdire değer bir çalışma, ona kimsenin bir diyeceği yok. Kırmızıgül, herşeyden önce; Tomris Oğuzalp, Suna Selen, Erol Günaydın, Yıldız Kenter ve Gazanfer Özcan gibi değerli oyuncuları biraraya topladığı için teşekkürü hakediyor.

Müzik dünyasında yaptığı çalışmalardan sonra statü atlamak için sinemayı denemek gibi bir stratejinin ilk ürünü olarak görmüyorum ‘Beyaz Melek’i. Bu projeye samimiyetle girişildiğini hissettiriyor filme gösterilen özen. Ancak filmin her karesine işleyen bu mesaj kaygısı, bize ‘ne hissetmemiz gerektiğini bağırarak söyleyen’ sıradan dram filmlerinden birine dönüştürüyor bu kadar iddialı bir çalışmayı. Filmdeki öğretiler didaktik bir şekilde direkt aktarıldığı için, izleyicinin şahsi  değerlendirmeleri sonrasında kendine göre dersler çıkarmasına izin verilmiyor ve güzelim filmin  ‘kıssa’ adı verilen ibret hikayelerinden farkı kalmıyor.

Filmin ilk yarısında; huzurevine bırakılan, yakınları tarafından terk edilen, bir nevi ‘kaybedenler kulübü’ görüntüsü çizen yaşlı insanların yaşadığı acılar ve bazı çaresiz hastaların huzurevinin zalim bir çalışanı tarafından gördüğü şiddet dolu kötü muameleden yola çıkılarak dikkat çekilen yaşlılık ve vefasızlık temaları ile yetinemeyen Beyaz Melek; insani değerlerimize zarar veren her türlü yozlaşmadan tutun da, toplum içinde yaşanan birçok uyuşmazlık, hatta Türkiye’nin siyasi gündemini meşgul eden kritik konular hakkında bile bize ders vermeye çalışıyor. Film başlı başına bir öğreti aslında; metropol hayatının doğurduğu sonuçlar, azınlıkların kardeşliği, birlik beraberlik, silah / savaş karşıtlığı, yaşlılık, büyüğe saygı, misafirperverlik, vefasızlık, çaresizlik, ölüm, inanç, Allah’ın varlığı, dostluk, sevgi ve aşk üzerine…Bu kadar fazla mesajı bir çırpıda alınca, ruhsal hazımsızlık yaşıyor insan filmden çıktığında.

Anadolu’nun saf, temiz kalpli, iyi niyetli, saygılı, terbiyeli ve ‘insan gibi’ insanları karşısında; metropol hayatında varlığını sürdürmeye çalışan modern zaman kurbanları olarak kendimizi kötü, vefasız, duyarsız ve hatta ‘zavallı’ hissetmemizi sağlayan onca sahneden sonra; vicdanımızla hesaplaşarak; döktüğümüz gözyaşlarına göre kendimize not veriyoruz ‘iyi insan’ olmak konusunda. Kalbimizin ne kadarının temiz kalmasını başarabildiğimizi ölçüyoruz bir bakıma. Filmin bu konuda dikkat çeken eksikliği ise; metropol insanının dejenere olmasına, bireyselleşmesine, duyarsızlaşmasına ve öz değerlerini kaybetmesine sebep olan nedenlere hiç değinilmemiş olması.

Kendini biraz yorup, aklını kullanarak, filme dair kendi yorumunu ortaya koymaya gerek duymadan; film boyunca verilen açık ve net ‘AĞLA’ komutlarını alır almaz, salya sümük ağlayıp rahatlamak isteyenler için biçilmiş kaftan ‘Beyaz Melek’. Ancak ben ısrarla inanıyorum ki; Türkiye’de çoğu insanın, yaşlı yakınlarına değer vermesi gerektiğini hissetmesi, vefasızlığın yanlış olduğunu düşünmesi ya da sevginin insana sunulan özel bir hediye olduğunu farketmesi için iki saatlik bir ağlama seansına ihtiyacı yok.

Tüm yorumlar (45)

Avatar
katildoganlar (Artist) | 8 Nisan 2010, 18:43

Müzikleri yerinde kullanılmış,sinemasal duruşu ve tekniği ilk denemesi olan Mahsum Kırmızıgül için şaşırtıcı derecede iyi lakin çok fazla ince noktalara basa basa vurgulayarak samimiyetini yitiren bir film.O kadar çok vurguluyor ki temalarını ard arda(doğu-batı farkı,vatan millet edebiyatı,din,deprem,ölüm) artık inandırıcı gelmiyor.Bizim hasas olduğumuz ne kadar olgu varsa onu deşiyor.Bu açıdan ben; özensiz yerli yapımlara kıyasla nitelikli bulurken ,senaryo ve sunum açısından başarısız ve sömürücü buldum.

Cevap Yaz
0
0
esra0106 (Amatör) | 26 Aralık 2008, 14:22

bu film bana babamı yaşattı...mahsum kırmızı gülü burdan slmlıyorum çok başarılı bi iş çıkarmış bence

Cevap Yaz
0
0
deumleu (Figuran) | 29 Kasım 2008, 04:03

tam olarak düşündükerimi ifade eden bi kritik olmuş . filmden verilmesi gereken mesajı aldık... her sahneeyi anladık tam anlamıyla yaşadık, ama filmin sanatsal yönü ve verilen mesajların bir misyonerlik temasıyla verilmesi canımı sıktı...

ayrıca filmin müzikleri çok iyi olmuş yani bazı sahnelerde fazlasıyla ağlatmayı sağlıyor... mzüik olmasa bu kadar ağlanmaz herhalde...

bir de diyaloglar aşırı sahte... sen hiç melek gördün mü ... ben gördüm...:D direk kulak tırmalıyor...

Cevap Yaz
0
0
necmettin56 (Amatör) | 26 Ocak 2008, 17:24

beyaz meleki izlemeyenler için mutla gidip izlemelerini tafsiye ederim allah baba acısını kimseye göstermesin ama gerçekten çok duygusal ve anlamlı bir filim ki hele anadolu da doğup büyümüşsen ve bu duyguları yaşıyorsan bence filim kaçmaz mahsum kırmızıgüle de çok teşekür ederim süper yapmış ama filimin sonundaki feryat müziği kurtce olsaydı bence dahada bir güzel olurdu anadoludan esinleme madem bence oyle olması gerekirdi ama tabiki bu müzikte çok güzel ben keşke mahsumla tanışsamda ona bol bol sarılsam ve teşekür etsem bana babamı acıda olsa bana hatırlatığı için sonsuz teşekürlerimi iletiyorum

Cevap Yaz
0
0
pelin-17 (Amatör) | 20 Ocak 2008, 07:20

ya valla ben kırmızıgülü önceden beri çok seven , şarkılarını çok beğenen biriyim . film yaptığını duyunca çok sevindim ve çok şaşırdım. filmi bugün izlicem ama seansları bana uymuyo ben 2 de izlemek istiyom film 3:30 başlıyo nasıl aypcam bilmiyom keşke 2:30 baslasaydı keske akşam akranlığına kalmamam gerekiyo filmi izleyeler çok beğenmiş bizim arkdaslar izlemiş çok begennmişler ağlamıslar hatta ben izlemke ve ağlamak istiyom inşallah allah kısmet ederse amin:)

Cevap Yaz
0
0
Görüşleriniz