Türkiye'nin sinema sitesi Sinemalar.com

Gezici Festival’de yarışacak filmler belli oldu

Gezici Festival’de yarışacak filmler belli oldu
22 Kasım 2010

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Artvin Valiliği, Artvin Belediyesi ve Ordu Valiliği’nin katkılarıyla düzenlenecek 16. Gezici Festival, 3–19 Aralık tarihleri arasında sırasıyla Ankara (3–9 Aralık), Artvin (10–16 Aralık) ve Ordu (16-19 Aralık) illerinde konaklayacak.

 

Gezici Festival’in yeni keşiflere olanak sağlayan ve Artvin’de yapılacak Altın Boğa Uluslararası Film Yarışması’nda bu yıl Almanya, Avusturya, Belçika, Çin, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Lüksemburg, Macaristan, Peru, Türkiye, Yunanistan’dan 2010 yapımı 9 film yarışacak.

 

Oscar’dan önce Gezici Festival’de

 

Yarışmalı bölümde yer alan filmlerin beşi Amerikan Akademisi Ödülleri’ne (Oscar) aday adayı olma özelliğini taşıyor. Bunlardan Szabolcs Hajdu’nun Macaristan’ın 2011 Oscar adayı da olan Bibliyotek Pascal’ı (Bibliotheque Pascal, 2010) festival’in en şoke edici filmi... Üç yaşındaki kızını tek başına büyüten Mona Paparu’nun, Batı Avrupa’ya yaptığı aşk, zulüm ve belalarla dolu yolculuğunu anlatan film, kukla gösterilerinden edebiyat uyarlamalarına birçok anlatı tekniğinin arasında geçişler yapan, gerçek ile gerçeküstünün sınırlarında dolaşan karanlık bir peri masalı adeta. Görselliğiyle büyüleyen film, Macar Film Haftası’ında dört ödülün yanı sıra Saraybosna Film Festivali’nden CICAE ve Cineuropa ödüllerini almıştı.

 

Veiko Õunpuu’nun yönettiği, Estonya’nın aday filmi Aziz Tony’nin Günahı (Temptation of St Tony, 2009) ise, bir şirkette yönetici olan Tony’nin babasının ölümünden sonra sürüklendiği acılı varoluş krizini anlatıyor. Yönetmen, bu evrensel temaya Estonya’nın politik ve coğrafi manzarasını da başarılı bir şekilde yerleştiriyor ve Tony’nin yaklaşan çöküşünü resmederken gerçekçiliği ve gerçeküstücülüğü birlikte kullanıyor. Estonya, Finlandiya ve İsveç ortak yapımı Aziz Tony’nin Günahı, orta yaşlarına gelmiş ve kendisini Dante’nin tanımladığı “karanlık orman”ın tam da ortasında bulmuş bir adamın ızdırap dolu ve kemikleri donduran hikâyesi...

 

Belçika’nın 2011 Oscar adayı olan İllegal (Illegal, 2010) Olivier Masset-Depasse’ın ikinci kurmaca uzun filmi. Belçika, Lüksemburg ve Fransa ortak yapımı olan film, Rusya’dan kaçıp geldiği Belçika’da 14 yaşındaki oğluyla yeni bir hayat kurmaya çalışan ve burada illegal yollarla yaşayan Tania’nın hikâyesi üzerinden seyirciyi mültecilerin yaşadıkları zulümle yüzleştiriyor. Yönetmen, “illegal” olanın aslında Tania’nın değil sistemin kendisi olduğunu vurgularken, zulüm gördükleri için ülkelerinden kaçmak zorunda kalan insanların geldikleri ülkelerde başka bir zulümle karşılaşmalarını sert bir dille anlatıyor.

 

Cannes’dan ödüllü filmler

 

Alin Taşçıyan bu yılki Cannes Film Festivali programındaki filmleri değerlendirdiği yazısında “Bir çok ustanınkinden daha iyi, üslup sahibi ve gerektiğinden fazla söze dayanmayan bir yapıt” sözleriyle tanımlamıştı Adrienne Pal’ı (Adrienn Pal, 2010). Ágnes Kocsis’nin Macaristan, Hollanda, Avusturya ve Fransa ortak yapımı olan filmi hak ettiği başarıya ulaştı ve “Belirli Bir Bakış” bölümünden Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü’nü kazandı. Kocsis’in görselliğiyle ürperten filmi, özel hayatındaki yalnızlık ve mutsuzluk işindeki stres ile birleşince obez olan bir hemşirenin geçmişe dönüşünü konu alıyor ve izleyiciyi hastane koridorlarında donduran bir yolculuğa çıkarıyor.

 

Cannes’ın Belirli Bir Bakış Bölümü’nden Jüri Ödülü’yle dönen Peru, Venezüella, İspanya ortak yapımı Ekim (Octubre, 2010) Daniel Vega Vidal ve Diego Vega Vidal kardeşleri müjdeleyen bir ilk film. Hüznü ve komediyi bir araya getiren Ekim tefecilik yapan, pusulası para, insanlarla olan ilişkileri de rakamlardan ibaret Clemente’nin yalnız ve bencil hayatının terk edilmiş bir bebeği bulmasıyla değişmesini anlatıyor. Dinî sembolleri ve umutsuz durumları kusursuz bir şekilde kullanan Vega kardeşler, doğdukları ve yaşadıkları şehri, yeni bir umut için hep birlikte dua edenlerin Lima’sını taze bir bakışla sunuyorlar.

 

Çinli yönetmen Wang Xiaoshuai’nin Cannes’da Altın Palmiye için yarışan filmi Chongqing’de Hüzün (Chongqing Blues, 2010) gizemli bir yas hikâyesi. Altı aylık bir gemi yolculuğundan dönen Kaptan Lin, oğlunun bir polis tarafından vurularak öldürüldüğünü öğrenir. Yıllar önce terk ettiği oğlunun beklenmedik ölümünün arkasındaki gerçeği aramaya başlayan Lin, bir zamanlar yaşadığı Chongqing’de itiraflarla dolu bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta ona, oğlunun sevgilisi, en iyi arkadaşı, rehin aldığı doktor ve oğlunu öldüren polis de eşlik edecektir. Pekin Bisikleti (Beijing Bicycle, 2001) ve Şangay Düşleri (Shanghai Dreams, 2005) filmleriyle Türkiye’de de tanınan Wang’ın son filmi hayranlarının beklediğine değiyor.

 

Rotterdam’ın en iyisi
Taylandlı kadın yönetmen Anocha Suwichakornpong’ın bu yıl Rotterdam Film Festivali’nde Kaplan Ödülü’nü kazanan filmi Sıradan Bir Hayat (Mundane History, 2010) geçirdiği kaza sonucu felç olan, bakıma muhtaç Ake ve Ake’nin bakımını üstlenen genç hasta bakıcı Pun’ın hikâyesini anlatırken aynı zamanda gündelik hayatın sıradan ve önemsiz ayrıntıları üzerinde duruyor ve aile, sınıf, yaşam döngüsü ve politika üzerine ilginç bir meditasyon etkisi uyandırıyor.

 

Türkiye’yi iki film temsil edecek
Yarışmada Türkiye’yi iki film temsil ediyor. Seren Yüce’nin Venedik Film Festivali’nden “Geleceğin Aslanı” ödülüyle dönen ve yılın en iyi Türkiye filmlerinden biri sayılan Çoğunluk’u (2010), orta sınıf bir ailenin çocuğu olan Mertkan’ın hayatından bir kesit sunuyor. Sadece ezilen tarafından değil de biraz da ezen tarafından bakmak ve bunun için de orta sınıfın hayatına girmek gerektiğini söyleyen Yüce, ilk filmiyle Türkiye Sineması’nda kendine çok özel bir yer edinmeyi başarıyor.

 

İlk gösterimini Locarno’da yapan, görüntü ve yardımcı erkek oyuncu dallarında Altın Portakal kazanan Saç (2010) ise, Tarlabaşı’nda perukçuluk yapan, ölümcül bir hastalığa yakalanmış, yapayalnız bir adamın hikâyesini anlatıyor. Tayfun Pirselimoğlu’nun Türkiye, Yunanistan ortak yapımı filmi, saçı hem erotik hem de kutsal bir imge olarak kullanıyor ve seyirciyi gerilimlerle dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

 

En iyi filme 10 bin Avro
Artvin Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenecek Altın Boğa Uluslararası Film Yarışması’nda en iyi filme 10 bin Avro değerinde Altın Boğa Ödülü verilecek. 5 bin Avro değerindeki ikincilik ödülü ise Gümüş Boğa olacak. 16 Aralık akşamı Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’nde yapılacak Ödül Töreni’nde ayrıca, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisi de SİYAD Ödülü verecek.

Tüm yorumlar (0)

Avatar
Görüşleriniz